Blog Arşivleri

Migreni olanlara öneriler.

Migren hastalarının sürekli ağrı kesici kullanmak yerine, kafein içeren çay ve kahve gibi içecekleri tüketerek ağrıların azalmasını sağlayabilecekleri bildirildi.

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, migren olarak adlandırılan ”günlük tekrar eden baş ağrılarının” genellikle hastalar tarafından ihmal edildiğini söyledi.

Migrenin dikkat edilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirten Erdoğan, hastalığın tedavisinin sürekli olarak ertelendiğini, bunun doğru olmadığını dile getirdi.

Erdoğan, ”Tedavi sürekli erteleniyor. Ağrının alınan ağrı kesicilerle geçebileceği düşünülerek doktora başvurulmuyor. Ağrı geçer düşüncesiyle beklemek doğru bir çözüm değil. Çünkü, ağrı giderek artıyor ve dayanılmaz bir hal alıyor” dedi.

Migren hastalarının bazılarında ağrının geleceğinin, öncü diye tanımlanan belirtilerle önceden tespit edilebildiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Öncü belirtilerin görüldüğü hastalar, diğer hastalarımıza göre daha şanslı. Bu sayede önlemini önceden alabilme imkanı buluyor. Mesela ışık çarpmaları ve çizgiler gelmeye başlar. Migren hastalarında başlayan baş ağrısı yüksek ışık ve seste daha da artıyor. Eğer rahatsızlık başladıysa hastanın ışıktan ve sesten kendisini izole etmesi gerekiyor. Bir anda başlayan ağrı şiddetini artırarak devam edeceği için uyumayı öneriyoruz.”

Erdoğan, bu tür rahatsızlıklarda ağrı kesici kullanımını doğru bulmadıklarını da belirterek, ”Sürekli ağrı kesici kullanılmasını önermiyoruz. Koruyucu tedaviyle, günlük ihtiyaçmış gibi kullanılan ağrı kesici bağımlılığını azaltmaya çalışıyoruz. Migren ataklarında kafeini önerebiliriz. Kafein içeren çay, kahve gibi ürünler migren ağrısını azaltabiliyor. Migren için kafein içeren bazı ilaçlar da var. Kafein kan damarlarını daralttığı için baş ağrısını azaltabiliyor” diye konuştu.

AA

Reklamlar

Alzheimer’a karşı çay ve kahve!

Kahve içmenin, çağın hastalığı alzheimerın oluşma riskini yarı yarıya azalttığı belirtildi.

Reem Nöroloji Merkezi kurucusu nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, tüm dünyada 20 milyon kişinin alzheimer nedeniyle kronik unutkanlık yaşadığını, Türkiye’de de 300 bin alzheimer hastası bulunduğunu belirtti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Yavuz, günlük yaşamın koşuşturmacası, internet, yeteri kadar kitap okumamak gibi bir sürü nedenden kaynaklanan unutkanlığın pek çok kişinin yaşadığı bir sorun olduğunu, teknoloji sayesinde bilgiye kolayca ulaşabilmenin rahatlığın da zihni tembelleştirerek unutkanlığı daha da artırdığını aktardı.

Unutkanlığa karşı beyni, kelimenin tam anlamıyla çalıştırmak, yormak gerektiğini vurgulayan Yavuz, ”Tüm dünyada 20 milyon kişi, alzheimer hastalığı nedeniyle kronik bir unutkanlık yaşıyor. Türkiye’de de yaklaşık 300 bin alzheimer hastası bulunuyor. Hastalık, sadece hatırlama güçlüğü yaratmakla kalmıyor, kişiyi zihinsel karmaşaya sürüklüyor, günlük yaşamını her zamanki gibi idame ettirmesini engelliyor” diye konuştu.

Alzheimer hastalığında, unutkanlık ile ortaya çıkan hafıza ve bellek fonksiyonlarında başlayan dejenerasyonun, zamanla diğer beyin fonksiyonlarına da sıçrayarak, başta konuşma ve yürüme olmak üzere tüm kişisel ve sosyal faaliyetleri tedrici olarak bozabildiğini belirten Yavuz, bu hastalığın zaman içinde hastanın aile yakınlarının destek ve bakımına ihtiyaç duyduğu ilerleyici, düşkünleştirici bir beyin hastalığı olduğunu kaydetti.

-Teknoloji hafıza düşmanı-

Alzheimer hastalığının, günümüzde tıp dünyasının en çok bütçe ayırdığı ve üzerinde en çok uğraş verdiği hastalıkların başında geldiğini belirten Dr. Yavuz, sadece ABD’de her yıl 100 milyar dolar civarında bütçenin alzheimer ve tedavisi için harcandığına dikkat çekiyor. Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, ”Sağlık alanındaki gelişmelerle birlikte ortalama insan ömrünün uzaması yanında, teknolojinin gelişimi ile beraber dev bir problem şeklinde ortaya çıkan elektromanyetik kirlilik de alzheimer hastalığını tetiklemektedir” dedi.

Yavuz, şöyle devam etti:

”Dünyamız gittikçe şehirleşmekte ve kırsal nüfus gittikçe azalmaktadır. Elektromanyetik kirlilik ise şehirlerde ve büyük metropollerde had safhadadır. Maalesef gelişen teknoloji ile paralel olarak elektromanyetik yoğunluk ta artmaktadır. Özellikle çarpık ve yoğun yapılanmanın olduğu İstanbul gibi şehirlerde tehlike daha da büyüktür. Cep telefonu sinyalleri, TV ve radyo, telsiz dalgaları, kablosuz internet ve telefon ortamları, yüksek gerilim hatları ve elektronik cihazlar tehlikeli elektromanyetik kirliliğe neden olmakta bu ise beynimizin her taraftan elektromanyetik saldırılara maruz kalmasına neden olmaktadır.”

-”Kahve ve çay alzheimer oluşma riskini yüzde 50 oranında azaltıyor”-

Uzman doktor Yavuz, bilim adamlarının kahve-çay ve alzheimera ilişkin çalışmasına değinerek, İsveç ve Finli nörologların, 10 yıl boyunca 1400 hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Yavuz, şunları ifade etti:

”İsveçli ve Finli nörologların, 10 yıl süren çalışmalar sonucunda, kahve içmenin, çağın hastalığı alzheimerın oluşma riskini yarı yarıya azalttığını buldular. 1400 gönüllü hasta üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucu günde 3 ila 5 fincan kahve içenlerde, içmeyenlere göre yüzde 50 oranında alzheimer oluşma riskinin azaldığının belirlendi.

Kahvenin içerdiği kafein maddesinin, alzheimer oluşumunda rol oynayan beta amiloid birikimini önemli ölçüde azalttığı ve böylece alzheimer gelişmesini önlediği tahmin ediliyor.”

Dr. Yavuz, daha önceki yıllarda birçok bilimsel makalede yer alan fareler üzerinde yapılan çalışmalarda da farelere içirilen kahvenin, beyinde alzheimera neden olan beta amiloid birikimini önlediğinin tespit edildiğini hatırlattı.

Birçok araştırmacının ortak fikri olarak kahvenin, sinir sistemini koruyucu bir özelliğe sahip olduğunun bilindiğini vurgulayan Yavuz, kahvenin içinde çok miktarda barındırdığı kafeinin, sinir sisteminin düzenleyici bir uyaranı olduğunu belirterek, ”Unutkanlığı toparlayıcı, ayrıca hafıza ve önbellek fonksiyonları üzerinde olumlu etkileri biliniyor. Yani, asırlardan beri birçok insanın, zinde ve uyanık kalmak için her gün kahve içmesi boşuna değil. Kahvenin aynı zamanda diyabet hastalığı, parkinson ve karaciğer hastalıkları üzerinde de koruyucu rol oynadığı iddia ediliyor” diye konuştu.

-”Alzheimer hastalarında kahve ve çay tüketimi fakir”-

Nöroloji uzmanı Yavuz, 2 fincan kahvenin, ihtiva ettiği kafein bakımından, yaklaşık 10 fincan çaya eş değer olduğunu, çay ve alzheimer ilişkisine yönelik bir çalışma bulunmamasına rağmen kahve gibi çayın da hafıza fonksiyonları üzerinde olumlu etkiler gösterdiği söylenebileceğini vurguladı.

Yavuz, ”Kendi klinik gözlemlerime dayanarak, alzheimer tanısı almış hastalarda, oldukça zayıf çay ve kahve tüketimi izlenimi ediniyoruz. Dolayısıyla her ne kadar bilimsel kesin bir veri olmamakla beraber, çayın da alzheimer hastalığında koruyucu rol oynadığını söyleyebiliriz” diye konuştu.

-Yeşil çay da faydalı-

Yeşil çayın da barındırdığı antioksidanlar ve flavnoid maddesi ile alzheimer hastalığına neden olan beta amiloid birikimini azalttığını kaydeden Dr. Yavuz, ”Bilinen en iyi ve etkili antioksidanlardan biri olan EGCG (epigallocatechin-3-gallate) yeşil çay içinde bolca bulunmaktadır. EGCG’nin ise unutkanlığa neden olan beta amiloid birikimini önleyici etkisi mevcuttur” dedi.

Nöroloji uzmanı Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı:

”Gerek siyah, gerekse de yeşil çay, alzheimer hastalığında rol oynayan asetilkolinesteraz enziminin aktivitesini yok etmektedir. Halbuki kahvenin bu enzim üzerinde bir etkisi yoktur. Şu an günümüzde tek tedavi girişimi, ilaçlarla asetilkolinesteraz enzimini yok etme amacına yöneliktir. Maalesef beyinde ki amiloid madde birikimini önleyen kesin bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Hülasa olarak, alzheimer hastalığı üzerinde aynı kahve gibi koruyucu ve önleyici bir etki gösterdiğini düşündüğümüz geleneksel çayımızla alakalı olarak uzun vadeli bilimsel araştırmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Ancak çayın da alzheimer hastalığından koruması kuvvetle muhtemeldir.”


Çay zihni açıyor!

Bilim adamları çayın hem beyne faydalı olduğunu hem de vücudu dinlendirdiğini ortaya çıkardı. Hollandalı bilim adamları, bir bardak çayın hem beyne faydası olduğunu hem de vücudu dinlendirici etkisi bulunduğunu ortaya çıkardı. 40 yaşın altındaki 44 gönüllü katılımcı arasında yapılan araştırma, çayın içinde bulunan kimyasal maddelerin zihin açtığını gösterdi. L-theanine adı verilen ve hem siyah hem de yeşil çayda bulunan amino asitler ve çayın içerdiği kafein miktarının yaptığı etkiyi ölçen bilim adamları, çay içenlerin, daha verimli çalıştıkları, daha uyanık ve dikkatli olduğu belirtildi.

Katılımcıların yorgunluk hislerinin de azaldığını belirten uzmanlar, “Sonuçlar, idrak ve yüksek algı gerektiren görevlerde, çay içenlerin odaklanma ve konsantrasyon seviyelerinin arttığını gösteriyor” dedi.
Önceki çalışmalarında, parkinson, kanser ve kalp rahatsızlığı olanlara çay içmenin önerildiğinin altını çizen uzmanlar, 10 yıl ve üzerinde düzenli çay tüketmenin kemik sağlığına da katkısı olduğunu, kemik erimesine karşı kemikleri kalınlaştırdığını belirtti.

Çay Tüketimi Paneli’nde konuşan Doktor Tim Bond, “Çalışmalar ışığında en az iki bardak çayın, odaklanma sorunu çekenler için yeterli uyarıcı etkiyi yaptığını söyleyebilirim, tercihen günde ortalama 4 bardak çay içmek sağlık için oldukça faydalı” açıklamasında bulundu.

Akdeniz Üniversitesi, çayı bardaktan çıkardı

Akdeniz Üniversitesi, ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nün çay ürünlerini çeşitlendirmek amacıyla başlattığı bilimsel projede yeşil çay pudrası üretti. Yeşil çay pudrası ayrandan dondurmaya, makarnadan yaş pastaya kadar gıda alanında tüketildiği gibi klimalardaki filtre sistemleri, kozmetik ve ilaç sektöründe de kullanılıyor. Akdeniz Üniversitesi, ÇAYKUR’un TÜBİTAK Marmara Araştırmalar Merkezi (MAM) Gebze Gıda Enstitüsü, İTÜ ve Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğü ”Türk yeşil çayının Kalitesinin Araştırılması ve Yeni Ürünlerinin Geliştirilmesi Projesi”nde yeşil çayın pudrasını üretmeyi başardı.

Akdeniz Üniversitesi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü proje ekibinden Prof. Dr. Feramuz Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeşil çay pudrası üretmek için çalışmalara 1988 yılında ÇAYKUR’da görev yaptığı yıllarda başladığını anlattı.

Bu yıllarda yaptığı çalışmaların yeterli ilgiyi görmediğini ve projenin tamamlanamadığını belirten Prof. Dr. Özdemir, 2008 yılında yeşilçay pudrasına ilişkin çalışmalar için ÇAYKUR’un yeniden kendisine başvurduğunu kaydetti.

Görev yaptığı Akdeniz Üniversitesinde Doç. Dr. Ayhan Topuz, Yrd. Doç. Dr. Hilal Şahin, araştırma görevlileri Cüneyt Dinçer, Mehmet Torun, İhsan Burak Çam, Kübra Sultan Özdemir ve İsmail Tontul’un yaklaşık 2 yıllık çalışması ile önemli sonuçlara imza attıklarını belirten Prof. Dr. Özdemir, ”Ekip olarak ‘çayı bardaktan çıkarıyoruz” sloganıyla başlattığımız çalışma sonunda yeşil çay pudrası üretmeyi başardık. Yaptığımız çalışmalar neticesinde artık yeşil çay pudrasının üretim teknolojisi Türkler tarafından bilinmektedir” diye konuştu.

-ÇİN’DEN JAPONYA’YA UZANAN YEŞİL ÇAY ÖYKÜSÜ-

Proje ekibinden Doç. Dr. Ayhan Topuz da, yeşil çay bitkisinin milattan önce 1200’lü yıllardan bu yana tüketildiğini, 960-1291 yılları arasında Çin’in son hanedanı döneminde de yeşil çay pudrası üretimine başlandığını anlattı.

Bu dönemde yeşil çay pudrasının daha çok ilaç amaçlı kullanıldığına dikkati çeken Topuz, Japonya’ya göç eden Çinli Budist rahibin pudra yapım tekniklerini Japonlara öğrettiğini kaydetti.

Zaman içinde bu ürünün seçkin sınıfın içeceği haline geldiğini belirten Topuz, Japonya’da ”Matcha” adı verilen yeşil çay pudrasından üretilen çay için de özel seremoniler yapıldığına değindi.

Doç. Dr. Topuz, ÇAYKUR için ürettikleri yeşil çay pudrasının Türkiye’de özellikle Trabzon, Rize ve Artvin illerinde yapılan çay üretimine büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Yeşil çay pudrasının klimaların filtrelerinde koku giderici olarak kullanılabildiğini, kozmetikten ilaç sanayisine kadar pekçok sektörde kullanım alanı bulduğunu kaydeden Topuz, bu ürünün Karadeniz bölgesinin çay ihracatına önemli bir potansiyel kazandıracağını bildirdi.

Ürettikleri yeşil çay pudrasının ayrandan makarnaya, yaş pastadan dondurmaya kadar pek çok alanda katkı maddesi olarak kullanıldığını da vurgulayan Topuz, ”Farklı işleme teknikleri kullanarak, özel bazı muameleler uygulayarak aroma ve renkte yüzde 95 Japon pudrasını yakaladık” dedi.

Ayhan Topuz, ürünün tüm patent hakkının ÇAYKUR’a ait olduğunu, önümüzdeki 2-3 yıl içinde ürünün raflardaki yerini alacağını bildirdi.

-JAPONLARIN UZUN YAŞAMA SIRRI YEŞİL ÇAY PUDRASINDA-

Proje ekibinden Yrd. Doç. Dr. Hilal Şahin ise Japon halkının hem uzun yaşamasında, hem de yaşlılık etkilerinin daha geç görülmesinde yeşil çay pudrasının önemli katkısı olduğuna değindi.

Japonların bugün günlük hayatta tükettikleri içme suyuna dahi yeşil çay pudrası eklediklerine değinen Şahin, ayrıca cilt kremlerinde, gıda ürünlerinde yeşil çay pudrası bulunduğunu kaydetti.

Yeşil çayın siyah çaya göre daha farklı bir üretim sürecinden geçtiğine dikkati çeken Şahin, şöyle konuştu:

”Yeşil çayın ana bileşeni olan bileşik, C ve D vitamininden çok daha güçlü antioksidan etki gösteriyor. Bu bileşen sayesinde yeşil çay, vücutta yaşlanmayı hızlandıran veya hastalıkların oluşmasına neden olan unsurların temizlenmesini sağlıyor. Ayrıca kanser hücrelerinin oluşmasının engellenmesi, var olan oluşumun yavaşlatılmasında ve kısmen iyileştirilmesinde de yeşil çay etkili oluyor. Yeşil çay cilt ürünlerinde kullanıldığında, yaşlanma etkilerinin yavaşlatılmasına da katkı sağlıyor.”

Çayın kanseri tedavi eden özelliği

Türk bilim adamı Faruk Durukan, çay bitkisinin ekstraktında kanseri tedavi eden bitki özlerine rastlandığını belirtti. Durukan, hastalığa yakalanmadan önce ve hastalığa yakalandıktan sonra çay bitkisinin hastalıklar üzerindeki faydaları ile ilgili, Rize’de çayın kanser ve türevi hastalıkların tedavisinde sağlayacağı faydalara yönelik yaptığı bilimsel çalışmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bu yazının geri kalanını okuyun

Çaylar artık 'Devrim 2011' ile toplanacak

Rizeli soğuk demir ustası Suat Hayri Çalışkan, Doğu Karadeniz’de yaklaşık 200 bin ailenin geçim kaynağı olan çay tarımında kullanılmak üzere benzinle çalışan ve saatte 250 kilogram çay toplayabilen makine geliştirdi. Çay toplama makinesi için 15 yıldır çalışan ve bugüne kadar yaptığı makinelerden 4′ üne patent alan demir ustası, son olarak geliştirdiği Bu yazının geri kalanını okuyun

Tiryakilere 'bal' gibi çay!

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nde yapılan bir araştırma, Türk insanının vazgeçilmez içeceği olan çayın balla tatlandırılması durumunda antioksidan değerinin arttığını ortaya koydu. Bu yazının geri kalanını okuyun

Sıcak çay ömrü uzatıyor

Sağlıklı yaşamak hepimizin en büyük isteği. Gün içerisinde yediğimiz ve içtiğimiz gıdalar bize daha zinde bir yaşamın anahtarını sunuyor. Bazı besinler ise yanlış kullanımlan sebebiyle birçok hastalığa yol açıyor. Reem Nöroloji Merkezi Kurucusu Dr. Mehmet Yavuz çay gibi sıcak tüketilen bazı içeceklerin ömrü uzattığını aktardı ve konu hakkında bilinmeyenleri anlattı. Bu yazının geri kalanını okuyun

%d blogcu bunu beğendi: