Blog Arşivleri

Düşünce gücüyle hareket edebilen robot

İki Türk mühendisin geliştirdiği robot komutları düşünceyle alıyor.

Adana’da biri makine, diğeri bilgisayar mühendisi olan iki genç, Sanayi ve Ticaret Bakanlığından sağlanan 100 bin lira ve KOSGEB’den aldıkları 75 bin liralık hibe desteğiyle düşünce gücüyle hareket edebilen servis robotu geliştirdi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Makine Mühendisliği Bölümü mezunu Ali Özgün Hırlak, yaptığı açıklamada, Atılım Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu çocukluk arkadaşı Burak Özdemir (27) ile Gaziantep’te geçirdikleri çocukluk yıllarında robot yapmak için elektronik malzemelerle uğraştıklarını söyledi.

Yıllar sonra çocukluk hayallerini gerçekleştirmek için arkadaşı Özdemir ile bir araya geldiklerini ve bir şirket kurup, robot üretimi için ÇukurovaTeknoloji Geliştirme Merkezi’nde çalışmaya başladıklarını anlatan Hırlak, ilk etapta Sanayi ve Ticaret Bakanlığından 100 bin lira destek aldıklarını ifade etti.

Servis Robotu çalışmalarının olgunlaşması üzerine Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’ndan da (KOSGEB) 75 bin liralık hibe desteği aldıklarını kaydeden Hırlak, şöyle devam etti:

”Üzerinde çalışmamızı sürdürdüğümüz robot alışveriş merkezleri, kafeler, okullar, oteller ve lokanta gibi işletmelerde kullanılabilir. Gelen müşterilerle ilgilenebilecek, müşterileri kapıda karşılayıp, siparişlerini alabilecek kapasitedeki robot, 1.5 saatlik şarj süresine sahip ve bir kilograma kadar hassas yük taşıyabiliyor. Müşteriler robotun gövde kısmındaki dokunmatik ekrandan yemek menüsü hakkında bilgi alabilecek. Elinde tepsi ile yemek taşıyabilecek. Çocukları eğlendirmek için de yardımcı olabilir.

Bu robotun en önemli özelliği düşünce gücüyle komut alabilmesi. Kafama takılı olan elektronik kit ile beynimdeki nöron aktivitelerini, yani sinir hücrelerimdeki aktiviteyi ölçerek bunu robotun bilgisayarına yönlendiriyorum. Bu bilgi robotun bilgisayarında işlendikten sonra hareket ünitesinde yönlendirilerek istediğim komutu yapmasını sağlıyor. Yani robot düşünce gücüyle hareket edebilme özelliğine sahip. Bu özellik gelişmiş ülkelerde de robotlarda kullanılıyor.”

Hırlak, geliştirdikleri prototipin rekabet gücü yüksek ve teknolojik gelişmeye katkı sağlayacak bir servis robotu olduğuna işaret ederek, ”Robotu wireless kamera, sensör ve hoparlör taşıyacak şekilde tasarlıyoruz. Ayak kısmındaki tekerleklerle ilerleyen robot kendi etrafında da dönebiliyor” dedi.

 

Robotun insana benzeyen ilgi çekici ve uygun bir dış görünüşe sahip olmasına da önem verdiklerini vurgulayan Hırlak, Latincede ”Arabacı Takım Yıldızı” anlamına gelen ”Auriga” adını verdikleri robotun ses, ışık ve hareket dizileri iyi algıladığını kaydetti. Hırlak, şöyle devam etti:

”Robot aynı zamanda bilgisayardan wireless kontrol, sesle kontrol, internet üzerinden kontrol, görüntü işleme aracılığıyla hareketle kontrol de edilebiliyor. Bu robot istenmesi halinde bomba imha, casus robot, robotik kol olarak da (uzuvsuz insanlar için) tasarlanabilir.”

Servis robotlarının en fazla Japonya’da üretildiğine dikkati çeken Hırlak, proje sonucunda çocuklara yönelik modeller de geliştirebileceklerini kaydetti.

Çalışmaları süren robot üzerinde kendi kendine şarj edebilme özeliği üzerinde durduklarını vurgulayan Hırlak, sesle komutta daha hızlı hareket edebilme ile ve multimedya özellikleri konusunda da çalışma yürüttüklerini kaydetti.

SERİ ÜRETİM YAPACAKLAR
Hırlak, prototipi hazır olan robotun eksikliklerinin giderilmesinin ardından seri üretime geçeceklerini söyledi.

Robotların bütün yaş grupları ve eğitim seviyesindeki insanlar tarafından oldukça ilgi ve merakla karşılandığını belirten Hırlak, şunları kaydetti:

”Servis robot pazarının önümüzdeki 10 yıl içerisinde 30 kat artarak büyümesini bekliyoruz. Böylece projemiz daha da değerlenecek. Veriler gösteriyor ki yakın geleceğin en önemli sektörlerinden birisi robotik teknoloji olacak. Bu sektöre ayrılan Ar-Ge payı artırılmalı. Ülkemizin şirketleri bu sektöre zamanında giremezse tüketici konumuna düşebiliriz.”

Reklamlar

ABD, insansız uçaklarla neler yapıyor?

İran’ın ABD’ye ait casus uçağı düşürmesi ve dün TV’de teşhir etmesi ile gündeme gelen Casus uçaklarıkonusunda bilinmesi ve sorulanması gereken çok şey var:

İran geçtiğimiz hafta düşürdüğü ve az hasarlı olarak ele geçirdiğini duyurduğu ABD’nin insazsız casus uçağını dün TV’de teşhir etti. İran, casus uçağın özelliklerini deşifre edip, benzerlerini üreteceğinin sinyallerini de verdi…

ABD ise İran’a, “vereceğimiz cevabın ille de ülke sınırları içinde olması gerekmiyor” gibi oldukça diplomatik bir cevap verdi….

Casus uçakların İran’da sadece istihbarat için mi bulunduğunu, başka işlevleri de olup olmadığını  şimdilik bilemiyorumuz ama sözkonusu uçakların tek işlevi bilgi toplamak değil.

Uzaktan kumandalı ölüm makinesi olarak da kullanılan uçakların barındığı kimyasallar ise oldukça endişe verici. ABD askerlerinin uçaklardan uzak durmaları ve uçağın etki sahasına görenlerin ölümleri sorgulanması gereken hadiselerden.

Anna Mulrine’nin Turquie Diplomatique dergisinin son sayısında yer bulan, “Casus Uçaklar ve Şekil Değiştiren Robotlar Savaşın Uzaktan Kontrollü Geleceği başlıklı makalesi, casus uçakların karanlık yüzlerine dair oldukça ilginç bilgiler içeriyor…

KİMYASALLA DİRENİŞÇİ AVI!

Örneğin, “Casus uçak filosu, teröristlerin transit güzergahı olarak bilinen bölgenin üzerine kimyasal bir püskürtmede bulunuyorlar. Günler sonra askeri birlikler şüphelileri yüzlerce mil uzakta yakaladıklarında, üzerlerinde bu kimyasalın izlerini arıyorlar; böylelikle söz konusu alandan geçip geçmediklerini tespit edip, isyancı olup olmadıklarına karar veriyorlar.” gibi ilginç bir detay da yer alıyor söz konusu makalede.

PENTAGON’UN DEPOSU İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞIYLA DOLU

“Pentagon’un cephaneliği saldırı maksadıyla üretilmiş insansız hava araçlarıyla dolu. Bundan bir sonraki aşama ise, karasinek boyutundaki denetim uçakları, şekil değiştiren “kimyasal robotlar” ve gökyüzünden püskürtülen takip ajanları olacak” diye başlıyor makalesine Anna Mulrine ve soruyor: “Peki, askerlerin savaş alanından bu denli uzağa sevk edilmelerinin anlamı nedir?”

Mulrine, satırlarını şöyle sürdürüyor: “ABD’nin kimyasal robot edinme yönünde çağrılarının ardında, bir binada delik açarak içeri girebilen, şekil değiştiren ve görevini tamamladıktan sonra ilk şekline geri dönen araçlar elde etme isteği yer alıyor. İlgili alandaki biyolojik ajanları tespit etmek üzere, dokusunun içine bir takım sensorlar yerleştirilen bu robotlar, gerektiğinde, bir bombanın çatlaklarının içine de sızıp, bombanın etkisiz hale getirilmesini sağlıyorlar.

Düşmanı gizlice dinlemek isteyen askerler, sinek büyüklüğünde bir dizi insansız hava aracı gönderiyorlar ve bu araçların bir odaya gizlice girip, video görüntüsü alabilmesini sağlıyorlar. Casus uçak filosu, bir dağdan geçerken, teröristlerin transit güzergahı olarak bilinen bölgenin üzerine ince taneli kimyasal bir püskürtmede bulunuyorlar. Günler sonra askeri birlikler şüphelileri yüzlerce mil uzakta yakaladıklarında, üzerlerinde bu ince tanelerin izlerini arıyorlar; böylelikle söz konusu alandan geçip geçmediklerini tespit edip, isyancı olup olmadıklarına karar veriyorlar.

İşte, geleceğin savaş meydanına hoş geldiniz”

BİLİMKURGU DEĞİL ÜNİVERSİTELERDE ÜRETİLEN GERÇEK TEKNOLOJİLER

“Uysal robotlar, böcek boyutunda hava kuvvetleri ve gökyüzünden püskürtülen kimyasal izleyiciler. Tıpkı bir bilim-kurgu filminde gibiyiz.

İlk bakışta fütürist bir mücadele şekli olarak görülebilir; ancak tüm bu unsurlar, halihazırda ABD ordusundan gelen desteklerle ülke çapındaki üniversitelerde geliştiriyorlar. Ve uygulamaya konmaları pek uzak bir gelecekte değil. Kaliforniya-Monterey’deki Donanma Yüksek Okulu’ndaki mühendislik öğrencileri, halihazırda insansız hava araçları üzerinde kimyasal işaretleyicilerle deney yapıyorlar. Tıpkı Afganistan’da kullanılanlar gibi… Elbette, çatlakların içinden sızan, şekil değiştiren kimyasal robotlar, Ray Bradbury (korku ve bilim kurgu tarzlarında yazan Amerikan yazar – Editör Notu) tarzı görülebilir. Ancak, Pentagon, bu robotları geliştirmek için daha şimdiden milyonlarca dolar para harcıyor. “Tüm bunlar, yirmi değil, on değil, beş değil, tam tamına iki yıl içinde gerçekleşecek,” diyor Pentagon’un başlıca araştırma ofisi olan DARPA’nın (Savunma Alanında İleri Araştırma Projeleri Ajansı) eski programlama direktörü”

ABD ASKERLERİ ÇANTASINDA CASUS UÇAK TAŞIYORLAR

Anna Mulrine’nin uzun makalesindeki önemli detayları atlayıp, casus uçaklarla ilgili önemli bölümlerin bir kısmını alıntılamayı sürdürüyoruz: ”

Elbette ilk başlarda bu plan gereği Predatör uçaklara silah konması gibi bir şey söz konusu değildi. İlk askeri uçaklar gibi, bu uçakların da sadece gözetim amaçlı kullanımı söz konusuydu. Bununla birlikte, Irak’taki savaş ilerledikçe, Amerikan askerleri, casus uçakları silahla donatma gereğini daha fazla hisseder oldular. Bugün, silahlı Predatörler, Amerika’nın mücadele alanları üzerinde uçuyorlar ve beraberlerinde gerek füze gerekse güçlü kameralar taşıyorlar. Bu tür uçaklar, Amerika’nın cephaneliğinde en çok kullanılan, en önemli unsurlar haline geliyorlar. Öncelikle Irak ve Afganistan’da kullanılan bu uçakların sayıları, 2002’de 167 iken, bugün 7.000’in üzerine çıktı. Amerikan Hava Kuvvetleri, hâlihazırda geleneksel uçak pilotlarından daha fazla sayıda insansız hava taşıtı pilotu istihdam ediyor.

Hava Kuvvetleri’nin 451. Operasyonlar Grubu’ndan Kandahar’da Predatör ve Reaper operasyonları yürüten kumandana göre, “son dönemlerde talepte mutlak bir sıçrama yaşandı.”

Sayıları arttıkça, ordunun casus uçak kullanırken başvurdukları sofistike yöntemler de değişiyor. İlk başlarda kullanılan casus uçaklar, daha ziyade bağımsız olarak faaliyet gösterdiler; askeri kuvvetlerin “havadaki gözü” olarak istihbarat gönderdiler ve bomba attılar. Ancak, bugün karada gerçekleştirilen her operasyona katılıyorlar; ileri keşif görevi görüyorlar ve muharebe alanlarına dair her bir ayrıntıyı biliyorlar. İsyancıların her hareketini gözlemleyip, düşmanın lider kadrosunu öldürüyorlar. Şüpheli bir isyancının spesifik bir saldırı gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğini tespit etmeye yardım için güçlü kameralarla alana odaklanıyorlar.

Afganistan’da Hava Kuvvetleri’nin 62. Seferi Tespit Bölüğünün kumandanı, “karadaki kumandanların büyük bölümü, biz olmazsak görevlerini ifa edemezler” diyor.

Robotların da Amerika’nın muharebe alanlarına giderek daha fazla nüfuz ettiklerini görüyoruz. Uzaktan kumandalı makineler, Irak ve Afganistan’da yollara döşenen bombaları hızlı bir şekilde arayıp tespit ediyorlar. Doğu Afganistan dağlarındaki askerler, sırt çantalarında elde taşınılabilen casus uçaklar taşıyorlar. Bu uçakların parçalarını bir araya getirip, alanda düşman savaşçılarını tespit etmek üzere havaya fırlatıyorlar. Son on yıldır Pentagon’un robot kullanımı, savaş alanlarında 0’dan 12.000’e yükseldi.

“BAZEN TANRI’NIN UZAKLARDAN ŞİMŞEK ŞEKLİNDE OKLAR GÖNDERDİĞİNİ HİSSEDİYORSUNUZ”

Casus uçaklar, bir ulus açısından risksiz savaşın bir simgesi niteliğinde; keza üzerlerinde herhangi bir pilot bulunmuyor. Dahası, bu uçakları kullananlar, genellikle muharebe alanına yakın da değiller. Casus uçakların Afganistan’daki operasyonlarının %90’ı, Nevada çöllerindeki römorklarda dolaşan insanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Kandahar’daki askerler, uçakların kalkmasına ve inmesine yardımcı oluyor; ardından da kontrolü, ABD’deki havacılara bırakıyorlar. Kandahar hava sahasında 451.Operasyonlar Grubu’nun kumandanı, “savaşlarda insanların ayak izlerini olabildiğince azaltmak istiyoruz” diyor.

Her ne kadar casus uçakların uzaktan kontrolü, Amerikalıların yaşamlarını korumaya yardımcı olsa da, aynı zamanda mücadele alanından bu denli uzak tutulmanın ne anlama geldiğine dair soruları gündeme taşıyor. “Bazen Tanrı’nın uzaklardan şimşek şeklinde oklar gönderdiğini hissediyorsunuz,” diyor Yarbay Matt Martin.

İNSAN MÜDAHALESİNDEN BAĞIMSIZ ROBOT ARAYIŞI

Söz konusu makadele, uzaktan kumandalı uçaklarla öldürme psikolojisine dair ilginç ayrıntılar da yer aldığı gibi konunun ahlaki boyutuna da dikkat çekiliyor. Ama “savaş tanrılarının” ahlak ve etikle ilgilenmeye pek niyetleri olmadığı ortada.

Nitekim makale şu satırlarla sürüyor:

“Ordular varoluşlarından bu yana, askerlerini tehlikelerden mümkün olduğunca uzak tutmak amacıyla bir takım silahlar icat etmişlerdir. Kimileri gülünç, kimileri korkunç olsa da, büyük bölümü savaş alanında adalete dair soruları gündeme getirmiştir. Amerika’nın Irak ve Afganistan savaşlarının başlamasıyla birlikte ise, teknoloji yeniden askeri gereksinimlerle buluştu. Araştırmacılar daha şimdiden robotlara uzaktan kumandalı makineli silah eklemek üzerinde deneyler yapıyorlar. İlk silahlı robotlardan biri için (SWORDS) Irak’ta saha testleri yapılsa da, başarıyla sonuçlanmadığını belirtmek gerekiyor.

Pentagon tarafından, casus uçaklarında veya robotlarda otomasyona gidilmesi yönünde güçlü bir teşvik söz konusu. 2007 yılında, ABD ordusu, robotların “insan müdahalesinden tamamen bağımsız hale gelmesi”ne yönelik bir takım proje teklifleri istemişti. Amerikan ordusunun Robot Ofisi’nin proje yöneticisi olan Yarbay David Thompson durumu şu şekilde açıklıyor: “Silahlandırılmış casus uçakların başarısına tanıklık ettik. Robotların silahlandırılması ise, bunun doğal bir devamı niteliğindedir.”

“NE KADAR HIZLI ÖLDÜRDÜĞÜNÜZ KONUSUNDA ÇOK FAZLA SORUN VAR”

Georgia Teknoloji Enstitüsü’nde “Acaba insan askerlerin birbirine karşı davranışlarından daha iyi şekilde insanlara muamelede bulunan robotlar yaratılabilir mi?” sorusuna cevap arayan Ronald Arkin, “İnsanoğlu, hiçbir zaman bugünün muharebe koşulları altında faaliyet göstermek üzere tasarlanmadı, Ne kadar hızlı öldürdüğümüz konusunda çok fazla sorun var. Ve bu durum, savaş hukukunun da daha çok çiğnenmesine yol açıyor” diyor.

Sanırız bu habere konulabilecek en iyi nokta da bu ilginç psikolojik yapı…

(Haber 7)

Koşuyor, zıplıyor, işaret diliyle konuşuyor!

İnsansı robot üretme çabalarını 1986 yılından beri sürdüren Honda mühendislerinin geliştirdiği ‘ASIMO’ isimli robotun son versiyonu, Honda’nın Tokyo’da bulunan ARGE merkezinde basına tanıtıldı.

İnsanlara yardımcı olması için tasarlanan ASIMO, yeni özellikleriyle büyük ilgi gördü. İnsanlarla konuşabilen, yüzlerini tanıyabilen ASIMO, aynı anda üç ayrı sesi birbirinden ayırarak cevap verebiliyor. Ellerini rahatlıkla kullanabilen ASIMO,  yuvarlak cisimleri kavrayabiliyor, bardakları birbirine boşaltabiliyor. Hareketlere tepki veren ASIMO’nun en önemli özelliklerinden biri de işaret diliyle konuşarak işitme engellilerle iletişim kurabilmesi.

Ağırlığı 48 kilogram boyu 1 metre 30 santim olan ASIMO, yürürken önüne çıkan engellerde yolunu değiştirebiliyor, ileri, geri ve yanlara seri bir şekilde ilerleyebiliyor. Merdiven de çıkabilen ASIMO, olduğu yerde kendi etrafında da rahatlıkla dönebiliyor.

Dünyanın en gelişmiş insansı robotu olarak değerlendirilen ASIMO, şimdi artık olduğu yerde dengesini kaybetmeden seri şekilde zıplayabiliyor. Ayrıca futbol topuyla oynayabilen ASIMO, büyük bir ustalıkla şut da atabiliyor.

Şu anda satışı düşünülmeyen ASIMO’nun Honda tarafından belirlenecek evlerde aileler tarafından deneme amaçlı kullanılması planlanıyor.

ASIMO’nun yapılacak bu denemelerde başarılı olması halinde gelecek dönemde seri üretimine geçilerek piyasaya çıkarılması hedefleniyor.

Honda firması ASIMO’nun yanı sıra Fukuşima Nükleer Santralında yaşanan felaket gibi durumlarda kullanmak amacıyla çok fonksiyonlu robot kol üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Böylece bu tür felaketlerde insanların girmesinin riskli olduğu bölgelere bu robot kol yardımıyla ulaşılabilmesi hedefleniyor.

Elektrikli otomobillerin üretimine ağırlık veren Honda, güneş enerjisiyle çalışan yakıt istasyonları da üretti. Üst kısmı tamamen güneş enerji panelleriyle kaplı istasyonlarda üretilen elektrik, oluşturulan şarj sistemiyle otomobillere aktarılabiliyor.

Elektronik kartla giriş yapılan sistem sayesinde yaklaşık yarım saat içerisinde otomobillerin aküleri doldurulabiliyor.


60 milyon yıllık Titanoboa yılanı robotla canlandı! (Video)

Günümüzden yaklaşık 60 milyon yıl önce yaşamış olan dünyanın en büyük yılanı Titanoboa, Kanada’da bir grup meraklı girişimcinin geliştirdiği dev robota ilham kaynağı oldu.

Vancouver kentinde yaşayan ve Charlie Brinson önderliğindeki 40 kişilik bir ekip, 15 metre uzunluğundaki dev yılanın robotunu üretmeyi başardı. Gerçek bir yılan gibi sürünerek ilerleyen Titanoboa, korkutucu görüntüsüyle görenleri hayrete düşürüyor. Robotun iskeleti, 20 güçlendirilmiş alüminyum omurga ve 40 hidrolik silindirden oluşuyor. Prototipin Vancouer’daki son testi sırasında, 2006 yılında geliştirilen Mondo Spider adlı dev örümcek robot da kullanıldı.

Charlie Brinson ve beraberindekilerin yeni amacı, tamamen mekanik bir görünüme sahip olan ilk prototipi aslına uygun bir deriyle kaplamak. Bu sayede robotun suda da yüzebileceği belirtiliyor.

Boyları 12 – 15 metre arasında değişen Titanoboa yılanları, 1.2 ton ağırlığa ulaşabiliyordu. Pek çok vahşi hayvanın yanı sıra timsahlarla da beslendiği sanılan Titanoboa’ya ait fosiller en son 2009’da Kolombiya’da ortaya çıkarılmıştı.

http://www.youtube.com/watch?v=Ocyhbij9JYQ&feature=player_embedded

Mobeselerin sonucu getirecek buluş. Uçan robotlar

Her yere yayılan güvenlik kameralarıyla Büyük Birader’in hayata giderek daha fazla nüfuz ettiğini düşünenlerin, başlarının üzerinde uçacak korkutucu robotlara hazırlıklı olmasında fayda var. Aeryon Scout adı verilen uçan robotlar, suçluları takip ve toplumun izlenmesi anlamında dünyanın en gelişmiş istihbarat sistemiyle donatıldı ve kullanım açısından çok pratik olması nedeniyle ileride güvenlik kameralarının yerini alması bekleniyor.

Kullanıcı, robotun dokunmatik ekrana sahip kumandası üzerinden Google Maps aracılığıyla bir nokta belirliyor ve robot saatte 48 kilometre hızla söz konusu buraya uçuyor. Robot daha sonra gerçek zamanlı olarak iPhone aktarılabilen yüksek kalitede video çekimini gerçekleştiriyor.

Yerden 152 metre yükseğe çıkabilen ve 300 metre mesafeden zum yapabilen robot, bu sayede farkedilmeden rahatça casusluk yapabiliyor. Dört pervanesi, robotun uçarken sessiz olmasını sağlayacak özelliği sahip.

Elde ettiği görüntüler ister bir bilgisayar isterse iPhone olsun herhangi bir elektronik cihaza aktarabiliyor.  Scout ve dizüstü bilgisayar benzeri kontrol paneli, bir çantaya sığabiliyor ve bu da  rahatça açılabilmesini ve gizlenerek taşınabilmesini sağlıyor.

En önemli özelliklerinden biri, kameranın kendini ayarlaması. Yani robot belli bir hızda uçtuğu sırada bile kamera hedefe kilitlenebiliyor.

Kanada merkezli Aeryon şirketinin 50 bin dolarlık robotun ABD’ye girişi için girişimler başlattığı, istihbarat kurumlarının da robotla yakından ilgilendiği belirtiliyor.


Efelerin Efesi Robot

İzmir’in Ödemiş İlçesi’nde, Belediye ile Hacettepe Üniversitesi Mühendislik ve Eğitim Fakültesi işbirliği ile yapılan Deneme ve Bilim Merkezi görkemli bir törenle açıldı. Hacettepe Üniversitesi’nden aralarında dekanların da bulunduğu 9 profesörün katıldığı törende harmandalı oynayan robot büyük beğeni topladı. Bu yazının geri kalanını okuyun

Yarım asırlık robot hala çalışıyor!

45 sene önce üretildi, uzun zaman depoda bekledi ve tekrar ortaya çıktı. Hem de öyle bir çıktı ki… Eski Kraliyet Hava Kuvvetleri subayı Tony Sale, 1950 yılında bir bombardıman uçağının parçalarını kullanarak İngiltere’nin ilk insansı robotunu meydana getirdi. 45 yıldır depoda kaderine terkedilen robot, hala yürüyebiliyor. Şu an 79 yaşında olan Sale, ilk George robotunu yaptığında henüz 12 yaşındaydı. Sale büyüdükçe robotu da onla beraber gelişti ve zamanla konuşurken çenesini oynatabilen ve uzaktan kumanda işlevi de görebilen daha karmaşık bir robot haline geldi. Bu yazının geri kalanını okuyun

Bu robot hastalıkları teşhis edecek

Çin’de hastalıkların teşhisi için midede rahatça hareket edebilen küçük kapsül robot icat edildi.
Halkın Günlüğü gazetesinin haberine göre, Çongçing Cinşan Bilim ve Teknoloji Grubu’nun geliştirdiği “dünyanın ilk hareket edebilen kapsül robotu” tüm testler başarıyla tamamlanırsa 2011 yılında piyasaya sürülecek.

Mide robotu
Cinşan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vang Cinşan, klasik endoskopi teknolojisinin, endoskopi hortumu yutulduktan sonra sadece sindirim borusu yoluyla hareket edebildiğini, uzaktan kumanda edilemediğini vurguladı. Bu yazının geri kalanını okuyun

Türkiye'nin ilk insansı robotu tanıtıldı!

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemalettin Erbatur liderliğindeki ekip tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk insansı robotu ”SURALP” tanıtıldı. 
 
Doç. Dr. Erbatur, üniversitenin Tuzla Yerleşkesi’ndeki tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, bu tür robotların insana, insanın bulunduğu ortamda yardımcı olması için tasarlandığını söyledi. Bu yazının geri kalanını okuyun

%d blogcu bunu beğendi: