Blog Arşivleri

İlk yerli uçağın üretileceği il!

Devrim’i örnek gösterdi; “Bir aksilik olmazsa…” dedi ve o ili açıkladı.

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, ilk yerli otomobil gibi ilk yerli uçağı da Eskişehir’de üreteceklerini belirti.

Savunma bakanlığı olarak, savunma sanayinde, savunma sanayinin havacılık bölümünde Türkiye de iki yerin öne çıktığını ifade eden Bakan Yılmaz, bunlardan birinin Eskişehir, diğeri ise Kayseri olduğunu vurguladı. Ancak bu konuda Eskişehir çok önemli bir durumda olduğunun altını çizen Bakan Yılmaz, şöyle dedi: “Burada yine gururla söylüyorum, Alp Havacılık diye bir kurum var Eskişehir’de. Bir sivil kuruluş ama bu bir milli gücümüz. Milli gücün içinde kamu asker ayrımı yok. Türkiye’de kimin ne aklı, kimin ne birikimi varsa hepsi milli gücü oluşturur. Dolayısıyla ister kamu olsun, ister özel olsun hepi bir araya geliyor. Alp Havacılık diye kendisiyle gurur duyduğumuz bir kurumumuz var. Bunun alt yüklenicileri var. Biz geçen ay ABD de iken, Skorsy ile ilgili bazı parçaların dünyada tek üreticisi statüsü kazanmış durumda.”

Türkiye savunma sanayi ve havacılıkta bir yere gelecekse, bu geleceği yerin temel taşının Eskişehir’de atmayı düşündüklerini anlatan Bakan Yılmaz, Eskişehir her zaman ilklerin yeri olduğunu işaret etti.

Bunun için de Eskişehir’de üretilen ilk yerli otomobil Devrim’i örnek gösteren Bakan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Devrim otomobili vardı, 1960’ta üretildi. Türkiye ilk otomobili yapan Eskişehir’dir. İlk otomobili Eskişehir’de yaptığımız gibi bir aksilik olmazsa ilk uçağımızı da ya Ankara veya Eskişehir’de yapacağız. Ama Eskişehir bilinmeli ki havacılıkta daha ileri bir konumda. Bunu da burada gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum. Türkiye ve Eskişehir’in bugünü dünden çok daha iyi. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bir olursak, birlik olursak yarını da bugünden daha iyi olacak.”

Reklamlar

“2023’te uzaydayız”!

Türk Hava Kurumu (THK) Genel Başkanı Osman Yıldırım, Türkiye’nin en geç 2023 yılına kadar uzaya insanlı mekik göndereceğini belirterek, “Uzayda yeni bir Türkiye kuracağız” dedi.

Türk Hava Kurumu bölge toplantısına katılmak üzere sabah saatlerinde kuruma ait uçakla Sinop’a gelen THK Genel Başkanı Osman Yıldırım, Vira Otel’de basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda Türk Hava Kurumu’nun projelerinden bahseden Osman Yıldırım, Türkiye’nin uzay programını açıkladı. Türk Hava Kurumu’nun Havacılık ve Uzay Üniversitesi kurulduğunu hatırlatan Yıldırım, “Arkadaşlar biliyorsunuz kurumuzun bu dönemde yaptığı en önemli faaliyetlerinden birisi Türk Hava Kurumu Havacılık ve Uzay Üniversitesi oldu. Üniversitemiz bu yıl eğitime başladı. Ankara ve İzmir’de toplam 236 öğrenci ile ülkemizin değerli gençlerine eğitim veriyor. Üniversitemizin en büyük özelliği bir ihtisas üniversitesi, havacılık ve uzay üniversitesi olması. Dünyada bu konuda eğitim yapan 37. üniversite var. Amerika’da bulunan en önemli havacılık ve uzay üniversitesi ile öğrenci mübadelesi yapıyoruz. Biz Amerika’ya, Amerika da bize öğrenci gönderiyor. Tabii eğitimin bir özelliği de bizim üniversitemizde okuyan öğrenciler 1 veya 2 yıl bağlı bulundukları bölümlere göre Amerika’da okuyacaklar. Mezun olurlarken hem Türk Hava Kurumu üniversitesinin diplomasını alacaklar hem de Amerikan Havacılık ve Uzaycılık Üniversitesi’nin diplomasını alacaklar. Türk Hava Kurumu Üniversitesi hem uçak mühendisi hem uydu mühendisi hem de astronot mühendisliği eğitimleri yaptıracak bir üniversite. ABD’de işbirliği yaptığımız üniversite dünyadaki hava araçlarının tasarlanmasında çok önemli bir üniversite. Biz de tabii kendi imkan ve kabiliyetimizi biliyoruz. Gerçekten Türkiye’de öğretim üyeleri ve bilim adamlarını biz geri getirdik. Yani beyin göçü geri döndü” dedi.

Türkiye en geç 2023’e kadar uzaya insanlı uzay aracı gönderebilecek

Türkiye’nin kısa süre içerisinde uzaya insanlı uzay aracı göndereceğini kaydeden Yıldırım, “Bu gün uydu diyoruz ya da uzay gemisi diyoruz. Bunların hepsinin Türkiye’de yapılmaması için hiç bir neden yok. Çünkü bu imkan ve kabiliyet Türkiye’de var. Hem uçak üretimi, hem uydu projesi ve hem de uzay mekiği projesinin Türkiye’de gerçekleşmesi mümkün. Projesini biz yöneteceğiz. Gövdesini, motorlarını ve ana bilgisayarının yazılımını Türkiye’deki mevcut sanayi kuruluşlarıyla, şirket ve organizasyonlarla birlikte THK Üniversitesi yapacak. Elimizde her türlü imkan var. Türkiye en geç 2023’e kadar uzaya insanlı uzay aracı gönderebilecek. Cumhuriyetimizin 100. yılına kadar Türkiye kendi yaptığı mekikle uzaya gidecek ve dönecek. Onun için diyoruz ki, ‘uzayda yeni bir Türkiye kuracağız’. Artık THK Türkiye’nin sınırları dışına çıktı. Bunun yanında uzayda da yerimize alacağız” diye konuştu.

Uzay üssünün yine Türkiye’de olacağını dile getiren Osman Yıldırım, şöyle konuştu:

“Bizim uzay mekiğimiz Ankara’daki Türk Kuşu Tesisleri’nden kalkacak ve görevini yaparak tekrar tesislere inecek. Uydumuzu belki mekiğimiz uzaya götürecek ve yörüngesine yerleştirecek. Uzayda kendi uzay laboratuvarımızı kuracağız. Bunu da gerçekleştirmemek için hiç bir neden yok. Ben şuna inanıyorum, hedefi olan hedefine varır. Zaten o hedefe ulaşmak için gerekli programını yapar. Bunları başarmak için her şeye sahibiz. Bir kere arkamızda Türk milleti ver. Arkamızda bir devletimiz ve hükümetimiz var. Sloganımız ‘gelin hep beraber uzayda bir Türkiye kuralım’. Bu projelerin hepsi kısa sürede hayata geçecek.”

Motorda Türk devrimi!

Ay Yıldızlı benzinli Türk motoruna uluslararası patent aldı. Kayserili sanayici 65 yaşındaki Hasan Basri Özdamar 22 yıllık çalışma sonrasında geliştirdiği tek silindirli, yakıttan yüzde 35-43 arasında tasarruf sağlayan enjeksiyonlu motoruna Uluslarası Patent Enstitüsü’nden de onay aldığını söyledi. Özdamar, şimdi ise aynı motorun çift silindirli dizel versiyonu için kolları sıvadı. Yerli otomobil üretiminde de kullanılması planlanan motorun seri üretimi konusunda buluş sahibi Özdamar, General Motor başta olmak üzere birçok yabancı kuruluş ile görüşmelerini sürdürüyor.

38 YILDIR MOTORLAR ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Motorlar üzerinde 38 yıldır çalışan ve birçok buluşun ve patentin sahibi olan Hasan Basri Özdamar’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği 100’den fazla buluşun 21’i Türkiye’de ve aralarında ABD, Kanada, Avrupa Birliği, Japonya, Çin, Hindistan, Rusya, Singapur’un da bulunduğu çok sayıda ülkede uluslararası patent güvencesi altında bulunuyor. Özdamar’ın buluşların önemli bir kısmı, şu an itibarıyla kendi ürettiği ürünlerde kullanılıyor. Ayrıca bazı buluşları Türkiye’deki üniversitelerin teknik bölümlerinde ders konusu olarak işleniyor.

HBO MOTOR ORTAYA ÇIKTI

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, çok sayıda üniversite ve TÜBİTAK tarafından buğüne dek her aşaması dikkatle izlenen ve test edilen, dışarı sızmaması için özenle saklanan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de “Çalışmaya devam et,yalnız fazla dillendirme” diye uyardığı HBO motor, yasal ve teknik tüm prosüdürlerin tamamlanmasının ardından günışığına çıktı.

Benzinli, dizel ve içten yanmalı motorlarda, yakıt tasarrufu üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmalarını tamamlayan Özdamar, DHA’ya şunları söyledi:

“Çok şükür, yıllardır üzerinde çalıştığım yeni nesil benzinli motor ve üzerinde çalıştığım dizel motor günışığına çıktı. Her türlü teknik raporları alındı. Deneme üretimli tamamlandı. Şimdi bu projemizi seri üretime geçirebilecek hale geldik. Dünyada iki tip motor var. Birincisi ’Otto’ dediğimiz benzinli motorlar. İkincisi ise ’Dizel çevrimli’ motorlar. Bizim geliştirdiğimiz motor bunlardan çok farklı ve tasarruflu.”

Sanayici olan eski Kayseri milletvekili ve Özdamar’ın yakın arkadaşı Şaban Bayrak da, “Hasan Basri bey uzun yıllardır bunun üzerinde çalıştı ve sonunda başardı. Proje ve motorun test çalışmaları devletin büyüklerinin bilgisi dahilinde çok gizli tutuldu” diye konuştu.

ÇEVRECİ MOTOR

Gaz emisyonu az, çevreyi kirletmeyen, benzerlerinden yüzde 35-43 arasında daha az yakıtla çalıştığı belirtilen ay- yıldız armalı döner pernolu motor HBO’nun, 150 yıldan bu yana kullanılan benzinli motorların pabucunu dama atacağı öne sürüldü.

Dikine çalışan, 22 yıllık araştırmanın sonucu olan HBO motorun patentle ilgili tüm ilşemleri yapıldı.

Avusturya’daki Patent Enstitüsü’nde testten geçerek belge alan motor, seri üretime geçirildiği takdirde kara araçlarında, hava araçlarında deniz araçlarında raylı sistem araçlarında ağır sanayide kullanılacak. Tek silindirli enjeksiyonlu motor HBO’nun, benzinli modelinin testlerinin de başarıyla tamamlanması ve Uluslararası Patent Enstitütüsü PCT tarafından tescil edilmesinin ardından bu motorun iki silindirli dizel versiyonu da halen test ediliyor.

PROJEYİ BU GÜNE DEK KİMLER GÖRDÜ?

Hasan Basri Özdamar, 1990 yılında Organize Sanayi Bölgesi’nde Otoser Otomotiv Makine ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketinde geliştirdiği HBO motorunu ve deneme çalışmalarını bugüne dek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yerinde izledi.

Ancak, motorla ilgili gelişmeler bir sır gibi tutulduğu için bu güne dek yetkililerce açıklama yapılmadı.

ÖZDAMAR KİMDİR?

Hasan Basri Özdamar, 1946’da Kayseri’nin Pınarbaşı İlçesi’ne bağlı Kılıçmehmet Köyü’nde doğdu. İlköğretim ve teknik liseyi ve sonra da 3 yıllık Elektrik Tekniker Okulu’nu Kayseri’de bitirdi, 1967 yılında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ne girdi, 1972’de makine mühendisi oldu. Özdamar, daha sonra özel sektördeki çeşitli firmalarıa yöneticilik yaptı. Halen kurduğu otomotiv makine, elektrikli ev aletleri ve elektrik motorları alanlarında aktif olarak üretim yapan 4 şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürdüyor.

Evli ve 4 çocuk babası Hasan Basri Özdamar, 1978 yılında üretime ilk olarak mini çamaşır makineleri ile başladı.

Özdamar’ın bazı buluşları Türkiye’deki üniversitelerin teknik bölümlerinde ders konusu olarak işleniyor. Hasan Basri Özdamar’a ait buluşlardan özellikle “Döner Pernolu Motor” literatüre geçerken dünya çapında tanındı. Özdamar, konvansiyonel motorlarda silindir içinde oluşan basınçtan elde edilen gücün krank miline iletildiği klasik uygulamanın en doğru yol olmadığı düşüncesi ile 40 yılı aşkın bir zaman içerisindeki araştırmaları neticesinde bu buluşa ulaştı.


Türkiye'nin bir ucundan bir ucu 8 saat

Ankara-Konya Hızlı Tren Hattı açıldı, şimdi 29 kentedaha hızlı tren geliyor. 2023 yılına kadar 29 şehir hızlı trenle birbirine bağlanacak. 2023 yılına kadar 29 kente hızlı tren gelecek, 1.5 gün süren Edirne-Kars yolculuğu ise 8 saate inecek. Sabah’ın haberine göre, hizmete açılan ve inşaatı devam eden Ankara-İstanbul, Ankara-Konya ve Ankara-Sivas hatlarına ek olarak 5 bin 731 kilometre hızlı tren hattının inşaatına başlanacak.

2023 yılında ise Türkiye’deki toplam hızlı tren hattının uzunluğu 10 bin kilometreye ulaşacak. Yaklaşık 1.5 gün süren Edirne-Kars arası da 4’te 1 oranına inecek ve 8 saatte Türkiye’nin bir ucundan diğer bir ucuna yolculuk yapılabilecek. Yapımı halen devam eden Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin Eskişehir-İstanbul bölümü 2013’te, Ankara-Sivas hattının inşaatı ise 2015 yılında tamamlanacak. TCDD, hızlı tren hatlarının yanında 5 bin kilometre uzunluğunda konvansiyonel hat yaparak, trenin ortalama hızını 160 kilometreye kadar çıkarmayı hedefliyor.

45 MİLYAR DOLARA MALOLACAK
Ulaştırma Bakanlığı’nın 2023 yılına kadar yapmayı planladığı hızlı tren hatlarının toplam maliyeti 45 milyar doları buluyor. Bunun yaklaşık 30 milyar dolarlık bölümü Çin kredisi ile gerçekleşecek. Geriye kalan bölümü ise öz kaynaklar ile Avrupa Yatırım Bankası ve İslam Kalkınma Bankası kredisiyle karşılanacak.

YENİ YAPILACAK HATLAR
HAT                                                       UZUNLUK(KM)
Tecer-Kangal Demiryolu Projesi 48
Kars-Tiflis (BTK) Demiryolu Projesi 76
Kemalpaşa- Turgutlu Demiryolu Projesi 27
Adapazarı-Karasu-Ereğli-Bartın Demiryolu Projesi 285
Konya-Karaman-Ulukışla-Yenice Demiryolu Projesi 348
Kayseri-Ulukışla Demiryolu Projesi 172
Kayseri-Çetinkaya Demiryolu Projesi 275
Aydın-Yatağan-Güllük Demiryolu Projesi 161
İncirlik-İskenderun Demiryolu Projesi 126
Mürşitpınar-Ş.Urfa Demiryolu Projesi 65
Ş.Urfa-Diyarbakır Demiryolu Projesi 200
Narlı-Malatya Demiryolu Projesi 182
Toprakkale-Habur Demiryolu Projesi 612
Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Projesi 223
Van Gölü Geçiş Projesi 140
Kurtalan-Cizre Demiryolu Projesi 110

ABD tarafından onaylanan ilk tablet!

BlackBerry PlayBook, ABD hükümeti tarafından onaylanan ilk tablet oldu. Research In Motion (RIM), BlackBerry® PlayBook™’un FIPS (Federal Information Processing Standard/Federal Bilgi İşlem Standartı) 140-2 sertifikası alan ve böylece ABD federal ajansları içerisinde yer alan devlet kurumları tarafından kullanılabilen ilk sertifikalı tablet olduğunu açıkladı. Pazardaki diğer tabletlerin hiçbiri 2002 yılında çıkarılan Federal Bilgi Güvenliliği İdaresi (FISMA) kanununa göre mecburi kılınan ve National Institute of Standards and Technology (NIST) tarafından verilen FIPS sertifikasına sahip değil.

RIM olarak BlackBerry PlayBook’un ABD federal hükümetinde kullanılmak üzere FIPS altında onaylanan ilk tablet olmasını açıklamaktan gurur duyduklarını söyleyen RIM BlackBerry Güvenlik Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Scott Totzke sözlerine şöyle devam etti: “Bu sertifika hem güvenliğine önem veren kuruluşlara ihtiyaçlarını karşılama konusundaki kararlılığımızı gösteriyor hem de hassas bilgilerini koruma gereksinimlerini yerine getirebildiğinden dolayı ABD federal sistemindeki kuruluşların PlayBook’u güvenle alabilmelerini sağlıyor.”

Bir avuca rahatlıkla sığan ultra-portatif ve güçlü bir tablet olan BlackBerry PlayBook’un aynı zamanda çarpıcı 7 inç’lik yüksek çözünürlüklü ekranı, birçok işi ayna anda yapabilme özelliği ve kullanıcıya yüksek duyarlı bir web tecrübesi yaşatması gibi pek çok farklı özelliği var. BlackBerry® Bridge™ uygulaması, kullanıcıların BlackBerry® akıllı telefonlarını tabletleriyle kolaylıkla eşleştirmesine olanak sağlıyor. Bu özellik sayesinde, kullanıcılar telefonlarındaki e-mail, takvim, telefon defteri, not defteri, yapılacaklar listesi, BBM (BlackBerry® Messenger) ve web tarama servislerine tabletlerindeki büyük ekrandan ulaşabiliyor.

BlackBerry PlayBook 19-21 Temmuz tarihleri arasında ABD’nin Washington DC kentinde düzenlenen Amerika’nın en büyük Federal Hükümet Bilişim Teknolojileri Konferansı FOSE 2011’de ABD hükümeti tarafından ‘Best in Show’ ödülünün yanı sıra El Cihazları kategorisinde ise ‘Best of FOSE’ ödülünü kazandı.

BlackBerry PlayBook hakkında daha fazla bilgi için www.blackberry.com/playbook adresini ziyaret edebilirsiniz.


Türkiye'nin ilk keskin nişancı tüfeği!

Kale Grubu Başkan Yardımcısı Osman Okyay, “M16 silahlarının üreticisi Colt fabrikasının eski teknik genel müdür yardımcısı nınevinde dünyada üretilen bütün tüfeklerini gördüm. ‘Kırıkkale M1, G3 nerede?’ dedim. ‘Onlar sizin değil, lisansla üretildi’ yanıtı aldım. Bu duruma çok üzüldüm. Dönünce, kolları sıvadık. İlk keskin nişancı tüfeğimizin prototipi böyle ortaya çıktı” dedi.

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül’ün 10. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda gezdiği standlarda denediği yüzde 100 yerli malı keskin nişancı tüfeğinin ilginç öyküsü ortaya çıktı. Kale Grubu Başkan Yardımcısı Osman Okyay, ABD’ye bir seyahati sonrasında, M16 silahlarını üreten Colt fabrikasının eski teknik genel müdür yardımcısından, “Kırıkkale M1 ve G3 sizin değil” yanıtı alınca çok üzüldüğünü, bunun üzerine tüfek işine girmeye karar verdiklerini söyledi.

O duvara asılacak

Osman Okyay, tüfekle ilgili anısını şöyle anlattı: “2006 yılında Florida’da Amerikan ordusunun kullandığı M16 silahlarının üreticisi Colt fabrikasının eski teknik genel müdür yardımcısıyla tanışmamı istediler. Evine gittim. Yaklaşık 3 bin metrekarelik alanda 7 metre duvarları olan bir odaya çıkardı bizi. Ama duvarlar tüfekten görünmüyordu. Odada dünyada bugüne kadar üretilen bütün tüfeklerin ilk 5 seri numarasına ait tüfekler vardı. Aklınıza gelen her marka vardı. ‘Bizimki nerede?’ dedim. ‘Sizin yok ki’ dedi. ‘Kırıkkale M1, G3’ dedim. ‘Onların hepsinin orjinali burada. Amerikalılar üretti, Almanlar üretti. Siz orada lisans altında üretiyorsunuz, sizin silahınız değil ki. Onları siz geliştirmediniz’ dedi. Türkiye’ye döndükten sonra arkadaşlara ‘Bir tane tüfek yapıyoruz. Bu adamın duvarına asacağız o tüfeği’ dedim.”

SAT komandoları denedi

Bunun üzerine keskin nişancı tüfeği yaptıklarını anlatan Osman Okyay, şu bilgileri verdi: “Onu Su Altı Taarruz (SAT) komandolarına verdik ve bizim için denemelerini istedik. Onlar da, çok beğendiler ve ‘biz bundan istiyoruz’ dediler. Hatta bu taleplerini Ankara’ya bildirdiler. Ankara’ya gidince bu talep, bir anda, ‘Siz kimsiniz, ne yapıyorsunuz?’ diye sordular. Tabii bu, şunu tetikledi; madem böyle bir kabiliyet var Türkiye’de, neden kendi silahımızı geliştirmiyoruz? Onun üzerine bir ekip kuruldu. Genelkurmay’dan, Milli Savunma Bakanlığı’ndan, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndan, MKEK’den oluşan bir ekip. Bu ekip, bütün Türkiye’de bu işlerle alakalı firmaları tek tek gezdi.”

Cumhurbaşkanımız beğendi

Sonunda bir rapor hazırlandığını belirten Osman Okyay, şunları söyledi: “En sonunda bir rapor çıkardı. Rapor diyor ki, Türkiye’de hafif silahlarda tasarım kabiliyeti olan tek şirket Kale Kalıp’tır. Onun üzerine Savunma Sanayi İcra Kurulu toplandı ve Kurul kararı olarak milli piyade tüfeğinin tasarımı projesini bize verdiler. İşte bu, IDEF Fuarı’nda Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün denediği tüfek ve bu şekilde ortaya çıktı. MKEK ile birlikte yapıyoruz. Biz gövdeleri üretiyoruz, kabza, namlu, tetik gibi diğer aksamları MKEK üretiyor. Henüz ihracat iznimiz olmadığı için tüfek gönderemedim. Ama ilk sniper’ı o odaya astırmak için saklıyorum.”

Rekor kırdılar

Tüfeğin çok beğenildiğini dile getiren Osman Okyay, şunları anlattı: “Ürettiğimiz bu tüfekleri SAT komandolarına denettiğimiz zaman 1250 metreden 5 tane tabak vurdular. Keskin nişancılıkta dünya rekoru bizde. Aynı zamanda dünyanın en hafif piyade ve keskin nişancı tüfeği. Piyade tüfeğinin ağırlığı 4.2 kilo. Şu anda dünya üzerinde en hafif tüfek, bizim ürettiğimiz tüfekler. Ancak her tüfek bir öncekinden hafif oluyor. Biz son üretimi yaptığımız için bizimki en hafif, yarın başka bir tüfek daha hafif olacaktır.”

Milli Piyade Tüfeği zorlu testlerden geçecek

KALE Kalıp’ın tüfeğin yaklaşık yüzde 50’lik bölümünü oluşturan alt ve üst gövde bölümlerini yapacağını vurgulayan Osman Okyay, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ardından bu parçalar Kırıkkale’deki MKEK tesislerinde bu kuruluşların üreteceği parçalarla birleştirilip Türkiye’nin Milli Piyade Tüfeği’ni oluşturacak. Milli Piyada Tüfeği’nin bir prototipi kullanıma hazır ve İstanbul’daki IDEF Fuarı’nda sergilendi. Şimdi 300 adet üretilip zorlu testlere sokulacak ve ardından da varsa eksiklikleri giderilip TSK’nın hizmetinie verilecek. Kamuoyunun taşa ve toprağa dayalı bir sanayi grubu olarak tanıdığı Kale Grubu’nda, 1969’da seramik fabrikalarının kalıp işlerini yapmak için kurduğu Kale Kalıp’ın savunma projelerine girmesiyle bir evrim süreci başladı.”

Bir yıl içinde 30 sertifika aldı

KALIP üretimi gibi incelik ve metal işleme becerisi gerektiren bir operasyonun savunma sanayinde kendilerine avantaj sağladığını belirten Osman Okyay, “İlk proje 1987’de omuzdan havaya atılan Stinger füze projesiydi. Hollanda, Almanya ve Yunanistan’dan oluşan Avrupa ayağında biz de vardık. Stinger’de ürettiğimiz 22 parça yer aldı. Sonra İngilizlerin Rapier füze projesinde gövde ve kanatların üretimi işi alındı. Ardından da havacılık sanayi için üretim kararı çıktı. Bir yıl içinde ISO9001 benzeri 30 sertifika almamız gerekiyordu, aldık. Şimdi Gebze’de Kale Havacılık bünyesindeki fabrikamızda havacılık sanayine katkıda bulunuyoruz” dedi.

Koç: Savunma sanayinin gelişimine katkı sağlıyoruz

İstanbul’da 10’uncusu düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı’nda (IDEF) bulunan Koç Savunma Sanayii Grubu şirketleri Otokar, RMK Marine, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri ve Katron stantlarını ziyaret eden Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç, şunları söyledi: “Savunma Grubu, bugün Türkiye savunma sanayisinde faaliyet gösteren en büyük özel girişim oldu. Kara, deniz ve bilgi teknolojileri alanlarındaki çalışmalarımızla savunma sanayisi, Koç Holding’in büyüme stratejileri arasında yer alan bir sektör haline geldi. Şirketlerimiz Otokar, RMK Marine ve Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’ni görev aldıkları projelerde ve her türlü çalışmalarında destekliyoruz. Önemli olan şirketlerimizle birlikte teknolojiye hakim ve sahip olarak savunma sanayisinin gelişimine katkı sağlamak ve ülkemiz için katma değer yaratmaktır.”


"Kanserin tedavisine ramak kaldı"

Kanserin 18 çeşidinin kök hücresini tespit eden bilim adamlarının, bundan sonraki aşamada kanser tedavilerine yönelik aşı üreteceği bildirildi. Dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kanserin tedavisi için atılan adımlar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Kök hücreleri bulunan kanserler bilim adamları tarafından üretilen aşılarla önümüzdeki günlerde tedavi edilebilir hale gelecek.

Hücresel Tedavi ve Rejeneratif Tıp Derneği ve Sağlık Bakanlığı Kök Hücre ve Kemik İliği Nakli Bilim Komisyonu Başkanı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman İlhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok multi miyelom hastasının, yanlış yönlendirildiğini söyledi.

Multi miyelom hastasının yanlış yönlendirilince, hematoloji yerine fizik tedavi ve ortopediye gittiğini belirten Prof. Dr. İlhan, ”Bu hastalara maalesef tanı konmuyor. Bazı hastalarımız da böbrekleri bozuk olduğu için nörolojiye gidiyor. Oysa ki bu hastalık kemik iliğinde başlıyor, kanda ve kemikte bozukluklara yol açıyor. Biz bu hastalığın erken tanısının koyulmasını ve tedavisini anlatıyoruz. Bu hastalığa erken tanı olmadığı zaman tedaviye cevap vermeyen böbrek yetmezliği ve kemik kırıkları oluşur” dedi.

Türkiye’de ileri yaşlardaki kişileri kan kanserinden korumak için Hematoloji Derneği’ni kurduklarını ifade eden İlhan, şunları kaydetti:

”Türkiye’de bugün 65 yaş ve üzerinde 5 milyon 400 bin kişi var. Bu hastalık gençlerde çok az görülüyor ama 65 yaş üstünde inanılmaz artıyor. Biz şu anda Türkiye’de en az bin tane 65 yaş üstünde hasta olduğunu düşünüyoruz. Ama bunlar maalesef hematoloğa gelmiyor. 2023 yılında Türkiye’de 12 milyon 700 bin kişinin 65 yaş üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. Bu da gösteriyor ki en azından 2 bin tane 65 yaş üstünde multi miyelom hastası olacak. Bu hastaları erken tanı yöntemiyle kısa sürede tedavi edebiliriz” diye konuştu.

”18 ÇEŞİT KANSERİN KÖK HÜCRESİ TESPİT EDİLDİ”

Multi miyelomu Çernobil’de ve Japonya’da radyasyonun tetiklediğini dile getiren Prof. Dr. İlhan, Türkiye’de ise bunu, tarımda kullanılan gereksiz maddelerle parazit mücadelesinde kullanılan ilaçların etkilediğini söyledi. Her dokuda bir kök hücrenin bulunduğunu bildiren İlhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Kan kanserinin de bir kök hücresi var. Biz bu kök hücrenin kanserleştiğini gördük. Bilim dünyası artık bu tip kanserlerin kök hücresi olduğu ortaya çıkardı. Bugün 18 çeşit kanserin kök hücresi tespit edildi, bunlar araştırma safhasında. Bu ne anlama geliyor, artık biz tamamen hastalığa neden olan kök hücreyi bulup tedavi yapacağız. Obama da başkan olur olmaz ilk demecinde, bu kök hücre araştırmalarının önünü açmıştı. Türkiye’de de bununla ilgili Hücresel Tedavi Derneği büyük bir çalışma içerisinde.

Fransa’nın Nice kentinde yapılacak olan Kanser Kök Hücresi Araştırma Toplantısına gidiyorum. Önümüzdeki günlerde artık Türkiye’de de tamamen tedavi yapar hale geleceğiz. Örnek akciğer kanseri, beyin kanseri, mide kanseri, bağırsak kanseri. Biz diyoruz ki bu kansere yol açan kök hücreyi bulabilirsek, buna yönelik aşı yapabiliriz. Bakanlık da bu konuda büyük bir destek sağlıyor. Önümüzdeki günlerde artık hedeflenmiş tedaviye doğru gidiyoruz. Türkiye’de de artık yakın zamanda kanseri tedavi edeceğimize inanıyorum. Bu da benim için mutluluk verici bir olay.”


İstanbul Ankara Arası Ulaşım Bir Saate İniyor

Türkiye’nin demir ağı yenileniyor. Demiryolu ulaşımını daha hızlı ve daha güvenli hale getirecek bu projeler için 2023’e kadar 45 milyar dolarlık bir bütçe ayrıldı. Söz konusu projeler kapsamında Ankara-İstanbul ulaşım süresinin hızlı trenle ilk önce 3 saate daha sonra 1 saate düşürülmesi hedefleniyor.

Uluslararası Demiryolları Birliği’nin Ortadoğu Bölgesel Kurulu toplantısı İstanbul’da yapıldı. Türkiye 2023’e kadar demiryolu çalışmaları için 45 milyar dolarlık bütçe ayırdı. Bu yazının geri kalanını okuyun

İç Anadolu'da 600 milyar dolarlık petrol umudu

 Maden Tetkik Arama (MTA) Genel Müdürlüğünce yapılan sondaj çalışmaları sonucunda, Konya-Ereğli ve Niğde-Bor havzasında, 8 milyar ton petrollü şeyl (petrol türetebilen kaya) potansiyel kaynak rezervi tespit edildi. Isıtıldığında petrol ve doğal gaz üretilebilen söz konusu kayalardan 2,6 milyar varil ile 8,3 milyar varil arasında petrol çıkarılabileceği hesaplanıyor. Buna göre, bölgedeki petrolün potansiyel değerinin 218 milyar dolar ile 687 milyar dolar arasında olabileceği belirtiliyor. Bu yazının geri kalanını okuyun

Toprak sıcaklığıyla ısınan konut

Toprağın sıcaklığıyla ısınan konutta fatura yüzde 80 azalıyor. Doğalgaza ve kömüre gelen zamlar, ısınmada farklı yolların geliştirilmesini beraberinde getiriyor. Bir artezyen kuyusu veya yerin 2 metre kadar altına döşenecek borularla evlerde kışın ısınma, yazın da soğutma yapılabiliyor. Binaları bu yöntemle ısıtmak, yüzde 80′in üzerinde yakıt tasarrufu sağlıyor. Böyle bir sistemi konutlara kuran Euro-House Genel Müdürü Hakkı Kocakülah, Türkiye’de fazla tanınmayan ancak yeni yeni kullanılmaya başlanan bu teknolojiden ABD ve Avrupa ülkelerinde yıllardır binlerce ev, işyeri ve okulun ısıtması ve soğutmasında faydalanıldığını söyledi. Bu yazının geri kalanını okuyun

%d blogcu bunu beğendi: