Blog Arşivleri

Facebook’ta yerli oyun: “Muhteşem Binyıl” yakında.

Sosyal oyun şirketi Wudya, yakında Facebook’ta yayına başlayacak, Türk tarihini konu alan “Muhteşem Binyıl” ile oyunseverler ile buluşacak.

Göktürkler’den günümüze uzanan Türkler’in şanlı tarihini konu alan oyunda, oyuncular kendi hükümdarlıklarını kurarken, tarihte yapacakları yolculuklarıyla devletlerini geliştirip arkadaşlarıyla rekabet edebilecek.

Şu anda kapalı beta sürecinde olan oyuna kısa bir süre sonra davet edilecek oyuncular da oyunu deneme fırsatı bulacak.

9 kişilik tecrübeli kadrosuyla yola çıkan Wudya Türkiye’deki sosyal oyun piyasasının büyümesine kendi geliştirecekleri eğlenceli, kaliteli ve özellikle Türk oyunculara hitap edecek yerel içeriklerle bezeli oyunları ile katkıda bulunmayı hedefliyor.

Wudya kurucusu ve CEO’su Ahmet Zayıfoğlu, Türkiye’de sosyal oyun pazarının çok hızlı gelişmekte olduğunu ve yaratıcı fikirlere ve tecrübeli kadrolara sahip şirketlerin bu sektörde global kalitede iş çıkarıp rekabet edebileceklerine inandığını belirtti.

Zayıfoğlu “Türkiye’de halkın zevkine, kültürüne ve ilgi alanlarına uygun oyunlar konusunda bir eksiklik olduğunu farkettik, Wudya olarak da tamamen kendi geliştireceğimiz oyunlar ile bu boşluğu doldurmak üzere yola çıktık” dedi.


Reklamlar

ODTÜ’lülerden zihni sinir projeleri!

ODTÜ Robot Topluluğu dünyada azalan petrole karşı çevre dostu temiz enerjili araçlar üzerine çalışıyor.

Üstelik araçlar iki çeşit, hem güneş enerjisiyle hem de hidrojenle çalışan araçlar var. Topluluk savunma sanayinde kullanılabilecek “mayın tarlası” adlı buluşun da üzerinde çalışıyor.

Petrol azalıyor, doğal kaynaklar tükeniyor…. ODTÜ Robot Topluluğu öğrencileri ise bu tükenmişliğe çare olarak temiz enerjili araçlar geliştiriyor. Hidrojen ve güneş enerjisiyle çalışan araçlar önümüzdeki yıllarda alternatifolacak. Üstelik araçlar çevre dostu.

Arabaların üzerinde 4 yıldır çalışılıyor. Her yıl daha da geliştiriliyor. Topluluk, yeni yapacakları güneş enerjisiyle çalışan araba ile de dünya çapında düzenlenen yarışlara katılacak ve Türkiyeyi temsil edecek.

ODTÜ Robot Topluluğu her yıl Mart ayında Uluslararası Robot Yarışması düzenliyor ve farklı kategorilerde dahi fikirlilerin tasarladığı robotlar yarışıyor. Bu yıl yeni bir kategorileri daha var. İsmi “Mayın tarlası.” Üstelik savunma sanayinde kullanılabilecek bir proje.

Fikirler çok, ama destek yok. Kendi imkanlarıyla çalışmalarını sürdüren topluluk öğrencileri hem üretttiklerini geliştirmek hem de yeni fikirlerini somutlaştırmak içinmaddi destek bekliyor.


İnternette yeni dönem başlıyor!

Güvenli internet uygulaması ile ilgili 22 Ağustosta başlayan üç aylık test dönemi 22 Kasım salı günü sona erecek.

İnternet kullanıcıları, bu tarihten itibaren güvenli internet hizmetini isteğe bağlı ve ücretsiz olarak kullanabilecek.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Güvenli internet hizmetinin, çocukların ve gençlerin internet üzerindeki bilgi kirliliğinden ve zararlı içeriklerden korunmaları amacıyla geliştirdiği bir proje olarak ortaya çıktı.

Düzenleme, internet kullanıcılarının BTK’ya ilettikleri talepler ve şikayetler dikkate alınarak yapıldı. BTK’nın işletmecilerle yapılan teknik çalışmalar sonucunda ”İnternet’in Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ın Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu tarafından belirlenerek yayımlanmıştı.

Bu esaslara göre, ”güvenli internet” ile ilgili 22 Ağustos’ta başlayan 3 aylık test süreci 22 Kasım Salı günü sona erecek ve Türkiye’de güvenli internet dönemi başlayacak. Salı gününden itibaren internet kullanıcıları güvenli interneti, isteğe bağlı ve ücretsiz olarak kullanılabilecek.

Güvenli internet hizmetinin alt yapısı erişim sağlayıcılar tarafından oluşturuldu. Tamamen isteğe bağlı ve ücretsiz verilecek hizmeti, talep edecek abonelerin isteklerini internet servis sağlayıcılarına bildirmeleri gerekiyor.

Hiçbir talepte bulunmayan kullanıcılar ise mevcut internetlerini kullanmaya devam edecekler. Güvenli internet hizmetinde çocuk ve aile profili olmak üzere iki profil bulunuyor. Aboneler diledikleri an internet servis sağlayıcılarından temin ettikleri parola ve kullanıcı adı ile profiller arasında geçiş yapabilecekler ya da hizmetten memnun kalmamaları veya ihtiyaç hissetmemeleri durumunda güvenli internet hizmeti almayı kesebilecekler.

-Sistem nasıl işleyecek?-

Güvenli internet konusunda yapılan düzenleme 28 Temmuz 2010 tarihinde yayımlanan tüketici hakları yönetmeliğinde yer alan bir maddeye dayanıyor. Buna göre kişi eğer isterse güvenli internet kullanma hakkına ücretsiz sahip olabilecek.

Türkiye’de 11,5 milyona yaklaşan aktif internet kullanıcısından 22 bini güvenli internet profili kullanıyor.

Düzenlemeyle ücretsiz, hızı düşük olmayan ve herhangi bir başvuru yapmaya gerek kalmayan güvenli internete sahip olunabilecek. Bu konudaki istemlerini belirten kullanıcılara bir kullanıcı adı ve şifresi verilecek. Güvenli internet hizmetinden yararlanmak isteyen kullanıcılar, bu kullanıcı adı ve şifre ile hizmetten kullanmaya başlayabilecekler. Güvenli internet hizmeti alan kullanıcılar istedikleri zaman çocuk seçeneğine, aile profiline ve birtakım alt profillere geçebilecek.

İnternet servis sağlayıcıları kullanıcı istediği takdirde güvenli internet profillerini temin etmekle yükümlü olacak


ABD’den Fatih projesine övgü!

ABD Başkanlık Yenilik ve Teknoloji Danışmanları Komitesi üyesi Stephen Brobst, Türkiye’de eğitimde tablet kullanılması yönünde başlatılan projeye övgüler yağdırdı.

ABD Başkanlık Yenilik ve Teknoloji Danışmanları Komitesi üyesi Stephen Brobst, önümüzdeki dönemde tablet bilgisayarlar gibi mobil araçların, sağlık, eğitim, finans gibi alanlarda bireyler için çok daha önemli hale geleceğini belirterek, “Bu nedenle Türkiye’nin ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarına Fatih Projesi kapsamında yapacağı teknoloji yatırımı, ileriye dönük olarak çok istikrarlı bir yatırım” dedi.

“Veri ekonomisi”ne ilişkin açıklamalarda bulunan Brobst, son dönemde ekonominin, tedarik zincirinden sağlık sektörüne kadar her alanda bugüne kadar hiç olmadığı kadar veri merkezli yönetildiğini belirtti.

Veri ambarı alanında faaliyet gösteren Teradata Şirketinin teknoloji sorumlusu da olan Brobst, üyesi bulunduğu komitenin, her federal organizasyonun muhakkak bir veri stratejisi olması gerektiğini ısrarla vurguladığını aktararak, günümüzde veri altyapısının artık çok daha kritik hale geldiğini dile getirdi.

Brobst, “Çünkü yeni ürünler, yeni beklentiler tamamen verilerin yönlendirmesiyle şekillenecek. Dolayısıyla ekonomiyi de bir noktada verilerin yönlendireceğini ifade edebiliriz” diye konuştu.

Teradata şirketinin bölgede en çok Türkiye ve Rusya pazarına yatırım yapacağını söyleyen Brobst, veri ekonomisi açısından bakıldığında Türkiye’deki birçok kurumundünya standartlarında olduğunu ifade etti.

Brobst, Türkiye’deki ilköğretim ve orta öğretimdeki sınıflara akıllı tahta uygulaması ve öğrencilere tablet bilgisayarlar dağıtılmasını hedefleyen Fatih Projesi’ne ilişkinsoru üzerine, eskiden, teknolojik yeniliklerle çoğunlukla iş yerlerinde tanışan insanların günümüzde artık bu alandaki gelişmeleri evlerinde tanıyabildiklerini anlattı.

Teknolojik yenilik beklentisinin artarak devam edeceğini ifade eden Brobst, önümüzdeki dönemde internet ve bilgiye erişimin tamamen tablet bilgisayarlar ve akıllı telefonlar üzerinden gerçekleşeceğini söyledi.

Önümüzdeki dönemde bilginin çok daha yüksek bir oranda mobil araçlardan talep edileceğine işaret eden Brobst, “İnsanlar ileriye dönük kişisel kararlarını almadan önce ilgili bilginin kendilerine mobil araçlarla ulaştırılmasını isteyecekler. Tablet bilgisayarlar gibi mobil araçlar, sağlık, eğitim, finans gibi alanlarda bireyler için çok daha önemli hale gelecek” şeklinde konuştu.

“Bu nedenle Türkiye’nin ilk ve orta dereceli eğitim kurumlarına yapacağı bu teknoloji yatırımı, ileriye dönük olarak çok istikrarlı bir yatırım” diyen Brobst, kitapların tabletbilgisayara taşınmasının yanında sistem üzerinden bilgi analizi yapılabilmesinin de çok önemli olduğunu vurguladı.

2013’de toplam bilginin üçte birine tablet bilgisayarlarla erişileceğine ilişkin öngörüyü hatırlatan Brobst, kendisinin öngörüsünün ise toplam bilginin yarısına tablet bilgisayarlar üzerinden erişileceği yönünde olduğunu belirtti.

-“Artık algı sosyal medya ortamlarında yönetiliyor”-

Günümüz dünyasında çok fazla veri oluştuğuna dikkati çeken Brobst, bu noktada sosyal medyada oluşturulan veriler kullanılarak yapılacak analizlerin önemine değinerek, şunları kaydetti:

“Hükümet olsun şirket olsun, sosyal medyada hakkınızda nasıl bir algının oluştuğunu analiz etmeniz gerekiyor. Sosyal medya verilerini toplayarak, hakkınızda iyi mi kötü mü konuşulduğunun, yaptığınız bir konuşmanın etkisinin nasıl oluştuğunun analizini yapabiliyorsunuz. Diğer taraftan, sosyal medya ortamlarında bir kişinin düşünce liderliği yapıp yapmadığını, hakkınızda yazdığı şeyin sizi ya da pazarınızı nasıl etkilediğini yine bu sosyal medya analizleriyle öğrenebiliyorsunuz. Aslında artık algı sosyal medya ortamlarında yönetiliyor. Yaptığınız bir açıklamayla ilgili algıyı, twitter’da, facebook’taki yankısıyla anlayabiliyorsunuz.”

Eskiden verilerin sadece iş kararlarını yönlendirdiğini anımsatan Brobst, günümüzde ise bireylerin de kararlarını verilerin yönlendirmesiyle alacağı bir yapıya doğru gidildiğini vurguladı.

-“Finansal kriz gelirlerimizi arttırdı”-

Hükümetin bir internet sitesi üzerinden ABD vatandaşlarının kendileriyle ilgili bilgilere şeffaf şekilde ulaşabildiklerini aktaran Brobst, ABD Başkanı Obama’nın diğer başkanlara göre teknolojiye çok daha fazla önem verdiğini ve teknolojiyi kullandığını ifade etti.

Brobst, “Özellikle de vatandaşların yaşam kalitesinin arttırılması konusunda teknolojinin nasıl kullanılabileceğine önem veriyor. Önceki başkanlar güvenlik ve askeri alanda daha çok teknoloji yatırımı yaparken, Obama ise teknolojinin sağlık, ulaşım, gibi sosyal alanlarda da kullanılmasına önem veriyor. Başkan Obama’ya teknoloji danışmanlığı yapan ve 3’ü ticaret dünyasından, 9’u da akademik yaşamdan gelen 12 kişilik kurulda bulunmak benim için çok önemli ve bir onur. Kurulumuz, sadece taktiksel olarak değil, uzun dönemde Amerikan vatandaşlarının hayat kalitesinin arttırılması için hükümetin neler yapması gerektiğinin çalışmasını yapıyor” şeklinde konuştu.

Finansal krizin bir çok kişi ve kurumu olumsuz etkilediğini anımsatan Brobst, “Tabiki finansal kriz çok kötü bir şey ama Teradata şirketi için olumlu sonuçlar doğurdu. Çünkü bankalar geleneksel şekilde veriyi kullanmadan, analiz etmeden artık iş yapamayacaklarını anladılar. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada finansal kriz sırasında Teradata’nın gelirleri arttı” dedi.


İlk bor ile çalışan yerli oto test edild

Dünya bor rezervlerinin yüzde 70’inden fazlasına sahip olanTürkiye’de borla çalışan otomobilintest edilmesi yerli otonun üretiminin tartışıldığı bugünlerde heyecana neden oldu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün,Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü bünyesinde yürütülen proje kapsamında Sodyum Borhidrürlü Yakıt Pilli aracı test etti.

Sodyum Borhidrür Yakıt Pilli Araç projesi 2009 yılı aralık ayında Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) desteğiyle TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde (MAM) başladı. Projekapsamında araç üzerine entegre borhidrürden hidrojen üreten sistem geliştirildi ve yine araç üzerinde bulunan yakıt piline beslenerek aracı sürmek için gereklienerji üretildi.

AA muhabirinin borla çalışan araca ilişkin sorularını yanıtlayan Ergün, Türkiye’nin 2023 vizyonu çerçevesindeki en önemli hedeflerinden birinin, küresel çaptamarkalar oluşturmak olduğuna işaret etti.

Ergün, bu hedef doğrultusunda Bakanlık olarak otomotiv sektörüne yönelik çalışmaların başında, yerli bir otomobil markası oluşturmak geldiğini hatırlatarak, içten yanmalı motor teknolojileriyle birlikte, yeni nesil teknolojilere, bu alandaki çalışmalara da ayrı bir önem verdiklerini söyledi.

Bugün dünyada otomotiv sektöründe mevcut teknolojilerin yanı sıra elektrikli ve hibrit elektrikli araçlar gibi yeni nesil teknolojilerde de yoğun çalışmalar yapıldığını vurgulayan Ergün, Bakanlık olarak dünyadaki gelişmelere paralel olarak, elektrikli ve hibrit elektrikli araçlar gibi, alternatif yakıt teknolojileri kullanan araçlar konusundaki çalışmalara önemli destekler verdiklerini ifade etti.

Bakan Ergün, hammaddesi bor olan yakıt pilleriyle çalışan araçlar konusunda Türkiye’de önemli çalışmalar yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

”Dünya bor rezervinin yüzde 70’inin ülkemizde bulunması bu alandaki çalışmalarımıza ayrı bir anlam katmaktadır. Niçin ülkemizdeki bor hammadde potansiyelimizi kullanmayalım? Yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetleri, cam, seramik, tarım ve çimento gibi sektörlerde başarıyla kullanılan bor elementinin, otomotiv sanayisinde de etkili bir biçimde kullanılabileceğini gösteriyor.

Günümüz elektrikli araçlarda lityum iyon piller kullanılıyor. Ancak bu piller araç içerisinde fazla yer kaplıyor ve hacmine göre düşük verimde enerji sağlıyor. Yapılan araştırmalar bor kullanılan yakıt pillerinin mevcut pillere nazaran birçok avantajı olduğunu gösteriyor. Bor içerikli pillerdeki verimliliğin oldukça yüksek değerlerde olması, elektrik üretim sürecinde hareketli hiçbir parça bulunmaması nedeniyle gayet sessiz çalışması, düşük hacimli ve uzun ömürlü olması ve motorlardaki gaz emisyonlarının da oldukça düşük olması diğer pillere göre bor yakıtlı pillerin önemli avantajları arasındadır.”

-”TSK’nın araçlarında da kullanılabilir”-

Bu çerçevede, bor içerikli yakıt pilleri geliştirilmesi amacıyla, TÜBİTAK ve Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü bünyesinde bir proje yürütüldüğüne işaret eden Ergün, söz konusu proje çalışmaları sonucu yapılan testlerde gayet olumlu ve güzel sonuçlar alındığını bildirdi.

Bakan Ergün, kendisinin de bor içerikli pil ile çalışan otomobille yaptığı test sürüşünde aracın performansından oldukça memnun kaldığını ifade ederek, şunları söyledi:

”Bor içerikli bu yakıt pilleri, farklı bir alternatif olarak karşımızda duruyor. Yerli otomobil üretimi için girişimde bulunacakların üretim aşamasında bu konuya yönelik de ARGE çalışmaları yapmaları gerekiyor. Geliştirilecek bu piller sadece otomotiv sanayinde değil, savunma sanayinde de kullanılabilir. Özellikle, Türk Silahlı Kuvvetlerinin arazide kullandıkları ağır bataryalar yerine daha hafif ve daha fazla enerji veren bu pillerin kullanılması mümkündür.

Bu alana yönelik yapılan tüm çalışmalardan amacımız Türkiye’yi, teknolojiyi takip eden değil, belirleyen bir ülke haline getirmektir. Kendi potansiyelimizi açığa çıkaracak bu tür yenilikçi projeler, bizim için son derece değerlidir, anlamlıdır. Bakanlık olarak her zaman teknolojik gelişmenin, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin ve de yüksek katma değer oluşturan projelerin destekçisi olduğumuzu da hatırlatmak istiyorum.”

-Sodyum Borhidrür Yakıt Pilli Araç-

Araca ilişkin verilen bilgiye göre, proje kapsamında araca uygun yakıt depolama, gaz yıkama, hidrojen üretim reaktörünün tasarımı ve üretim katalizörlerinin sentezi yapıldı. Üretilen katalizör proje kapsamında özel olarak sentezlendi. Başlangıç anından itibaren 3 dakika içinde tam kapasitede gaz üretimine başlayan sistemde, üretilen gaz 3 kW’lık yakıt pilini sürekli olarak çalıştırabilmekte. 3 kW’lık yakıt pili sistemi proje kapsamında özel olarak tasarlandı.

Tamamen yerli yapım olarak gerçekleştirilen araç içerisinde 20 beygirlik elektrik motoru bulunuyor. Proje için özel olarak yaptırılan tamamen yerli motor ile aracın maksimum hızı 80 km/saat ve menzili 100 km olarak ölçüldü. Araç 1 kilogram borhidrür ile 35 kilometre yol gidebiliyor.

-885 milyon tonluk kaynak-

Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü (BOREN) verilerine göre, dünya rezervinin yüzde 70’inden fazlasına sahip olan Türkiye’de yaklaşık 900 milyon ton bor rezervi tespit edildi.

Tarım, ahşap, selülozik izolasyon, çimento, yakıt, enerji alanında kullanımı için 101’i tamamlanmış, 43’ü devam eden, 24’ü değerlendirme ve 1’i onaylanıp sözleşme aşamasında olan projeyle birlikte toplam 334 çalışma bulunan borla ilgili en son ”Doğrudan Sodyum Bor Hidrürlü Yakıt Pili Üretimi ve Entegrasyonu”yla ilgili Türk patent Enstitüsü’nden patent de alındı.

Dünyada bilinen bor rezervlerinin ülkelere göre dağılımı ise şöyle:

Ülke Toplam Rezerv (Bin ton)

Türkiye 885.000

ABD 80.000

Rusya 35.000

Çin 47.000

Arjantin 9.000

Bolivya 19.000

Şili 41.000

Peru 22.000

Kazakistan 102.000

İran 1.000

Toplam 1.241.000


Gelecekteki hastalığı teşhis eden cihaz!

Rus fizikçilerin, kozmonotların sağlıklarıyla ilgili yaptıkları araştırmalar sonucunda geliştirilen ve dünyanın 34 ülkesinde kullanılan NLS (Non Lineer System) artık Türkiye’de. Cihaz, genetik yapınıza kadar inerek kalıtsal hastalıklarınızı ortaya çıkarıp size reçete sunmakla kalmıyor, gelecekte karşılaşabileceğiniz hastalıkların listesini de vererek dikkati sağlığınıza çekiyor. MR’DA GÖRÜLMEYENLER

Dünyada “Metatron” adıyla da bilinen NLS, var olan ve gelecekte oluşma riski yüksek hastalıkları tam olarak tespit ediyor. Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kenan İpek, “Cihazla hastada zaten var olan ve yeni başlayıp birçok görüntüleme cihazında ortaya konulamayacak kanser oluşumlarına dair bilgiler edinilebiliyor” diyor. Kanserin ortaya çıkışı, vücutta birtakım yapıları yıkıyor ve başlangıç aşamasında MR ya da tomografi gibi görüntüleme yöntemleri bu oluşumu gösteremeyebiliyor. NLS ise vücudun tüm dokusunu okuyabilme özelliğiyle kişiye oluşabilecek kanser riskiyle ilgili bilgiler veriyor. Cihazın tanı süresi için 20-25 dakikanın yeterli olduğu, daha ciddi sağlık sorunları olanlar için ise 45 dakika ile bir saat arasında süre gerektiği belirtiliyor.

KAN TAHLİLİ YOK
NLS’nin hastalığı oluşmadan tespit etmesi “hayat kurtarıcı” olmasını sağlıyor. Kendisinde bulunan sağlık sorunlarını öğrenmek için check-up yaptırmak isteyen bir kişi, büyük efor harcayarak, kan tahlilleri yaptırmak ve bazı tanı cihazlarına girmek durumunda kalıyor. NLS tüm bu işlemleri çok basite indirgeyerek hastaya yarım saatlik tarama sürecinin sonucunda her tür sorunu göstererek “Sizin diyabetiniz var” gibi çıkarımlarda bulunuyor ve bunu tüm hastalıklara yönelik olarak yapıyor. Cihazın ortaya çıkardığı sonuçlardan sonra doktorlara düşen tedavi şeklini belirlemek ve gerçekleştirmek oluyor.

DETAYLI ARAŞTIRMA
Cihaz çalışmaya başladığı andan itibaren vücudun her noktasının kontrolünü yapıyor ve sorun gördüğü organa geri dönerek araştırmasını derinleştiriyor. Örneğin kalp damarlarında bir daralma fark etmesi durumunda o damarı tekrar kontrol ediyor ve oluşan rahatsızlığı en ince ayrıntısına kadar raporlayarak kontrolünü sürdürüyor.

BEYİNDEN YAYILAN BİLGİYE ULAŞIYOR
NLS, beynin yaymış olduğu “non lineer” dalgaları bir barkod gibi okuyarak beyinden yayılan bilgiye ulaşıyor. Nasıl ürünlerin barkodlarında bulunan çizgiler okutulduğunda, ürünün ne olduğu ve hangi ülkeden getirildiği görülüyorsa, bu cihaz da beyin dalgaları yoluyla kişinin vücudundaki tüm rahatsızlıkları okuyarak bu yolla bir check-up gerçekleştiriyor.

RADYASYON YOK
Cihazın en önemli özelliğinin tüm vücuda uygulanması ve hiç radyasyon içermemesi olduğu belirtiliyor. Sistem kontrole giren kişinin sağlık durumunu tüm yönleriyle ortaya çıkarıyor. Görüntüleme araçlarının içinde hareketsiz şekilde yatmak ve kapalı yerde kalma korkusu, çok sayıda hastanın kâbusuyken, NLS hastanın bu sıkıntıyı yaşamasını engelliyor ve kontrolünüz oturduğunuz yerde gerçekleşiyor.

TEK KURAL VAR: EL VE AYAKLARI ÇAPRAZ TUTMAYACAKSINIZ
Hasta cihaza girmeden 2 gün önce ilaç kullanımını kesiyor.

* Uygulamadan önce 15 dk dinlendiriliyor.

* Oturduğu koltukta başına kulaklık benzeri bir cihaz takıyor, istediği gibi hareket ediyor ve soru sorup konuşabiliyor.

* Sadece verilmiş olan dalga sinyallerini bozmamak için el ve ayaklarını çapraz hale getirmemesi isteniyor.

* Vücudunda platin bulunanlarda teşhiste başarı oranı az miktarda düşerken, hamilelerden yayılan çift sinyal (bebeğin varlığı nedeniyle) karışıklığa ve teşhiste yanılmalara neden olabiliyor.


Üç boyutlu gözlük piyasada!

Üç boyutlu gözlük sonunda piyasada.  Beyinleri henüz gelişme aşamasında olduğu için 15 yaş altı için tavsiye edilmiyor.  Japon teknoloji devi Sony, yeni üç boyutlu gözlüğü HMZ-T1’i dün İngiltere’de satışa sundu. 3 boyutlu müzikvideolarının, sinemaların seyredilmesine imkân veren gözlük, aynı zamanda üç boyutlu oyunlarda da kullanılacak. Sony Başkan Yardımcısı Shigeru Kato, beyinleri henüz gelişme aşamasında olduğu için gözlüğü 15 yaş ve altı için tavsiye etmediklerini belirtti.
Gözlüğün fiyatı 800 sterlin (2 bin 320 TL).


9 Bin yıllık resimler bulundu!

Anadolu’nun önemli arkeolojik kazı alanlarından Çatalhöyük’te sürdürülen kazı çalışmalarında 9 bin yıllık geçmişe sahip resimler bulundu.  Anadolu’nun önemli arkeolojik kazı alanlarından Çatalhöyük’te bu yıl bulunan 9 bin yıllık geçmişe sahip resimler, Anadolu uygarlık tarihini anlamak için önemli ipuçları taşıyor. Resimler, 2007 yılında keşfedilen M.Ö. 6700 yılına ait çömlekten sonra ortaya çıkarılan en önemli bulgu olarak kabul ediliyor. Kazı başkanlık görevini Prof. Dr. Ian Hodder’ın yürüttüğü Çatalhöyük kazılarında, yaklaşık 8 bin kişinin yaşadığı erken dönem kentini gün ışığına çıkarmak Türk ve uluslararası iki ekip görev yapıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Ian Hodder, son dönemin en önemli bulgusu sayılabilecek 9 bin yıllık resmi, evlerden birinin hala sağlam kalan 2,5 metre yüksekliğindeki duvarında bulduklarını belirtti. Beyaz kille kaplanmış olan duvarın ortasında kırmızıya boyanmış bir oyuk ve bunun içinde de obsidyen ok başları bulunduğunu belirten Hodder, şu bilgileri verdi:

”Çatalhöyük’te yaşayanlar, evlerinin ocaktan çıkan isle kaplanmasını önlemek için duvarlarını beyaz kille kaplardı. O nedenle bu katmanların her biri kazı sırasında, özenle, tek tek çıkarıldı. Bu oyuğun altındaki panelde duvarın boyandığı ve bu kırmızı boyanın hala taze olduğu görülüyordu. Bu sene ortaya çıkan diğer bir heyecan verici bulgu ise bir buzağı kafasının kırmızıya boyanarak başka bir evdeki oyuğun üzerine asılmış olmasıydı. Bu hayvan kafası, altında 9 mezarın bulunduğu platformun üzerine yerleştirilmiş şekilde duruyordu. Evlerde, ölenlerin gömüldüğü alanlarda sıklıkla çeşitli resimlere rastlıyoruz. Bu resim ve objelerin, o dönemde yaşayan insanların ölenlerle iletişim kurmasının bir yolu olduğunu düşünüyoruz.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Çatalhöyük kazı alanının ana listeye girmesi için kısa süre önce bir çalışma başlatmıştı.


Türk tankı Altay’ın Özellikleri devlet sırrı!

Türk tankı Altay’ın ‘beyin’ olarak tanımlanan motoru da Türk mühendislerce yapılması için düğmeye basıldı. 10. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda maketi görücüye çıkan ilk yerli Türk muharebe tankı Altay’ın sevinci sürerken, mekanik bir araçta ‘beyin’ olarak tanımlanan motorunun da Türk mühendislerce yapılması için düğmeye basıldı.

Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarlığı Türk menşeili ilk tank motorunu yapmak için harekete geçti. Başbakan Erdoğan’ın, mayıs ayında görücüye çıkan Türk muharebe tankı Altay’la ilgili olarak “Bunun motorunu neden biz yapmıyoruz” demesinden sonra yerli motor için ilk adımın atıldığı öğrenildi. Uzun süredir üzerinde çalışılan ve tank başta olmak üzere askeri kara ve deniz araçlarının motorlarının tasarlanıp geliştirilmesi ve üretiminde ihale sürecine girildi. İhalenin önümüzdeki ay sonu gerçekleşmesi bekleniyor.

Türk malı tank motorunu üretebilmek için Milli Savunma Bakanlığı’ndan özel bir ekip görevlendirildi. Ekip, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ve OTAM (Otomotiv Teknolojileri Araştırma Geliştirme Sanayi ve Ticaret AŞ) Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ali Göktan üniversitede incelemelerde bulundu.

‘30 YILLIK HAYALİMİZ’
Çalışmanın detaylarıyla ilgili bilgi veren İTÜ’ye bağlı OTAM Genel Koordinatörü Prof. Dr. Ali Göktan, “Tank motoru, diğerlerinden büyük ve hedefleri olan bir motordur. Bu motoru üretmenin özel yöntemleri var. Laboratuvarlarımızda motorun geliştirilmesi üzerine çalıştık. İlk motor prototiplerinin üretilmesiyle İTÜ ilgileniyor. Savunma Sanayii’ne yönelik araç ve motor geliştirmek için Türk mühendisler olarak üniversitemizde 30 yıldır hayal kurarız. Motor bir aracın beynidir. Yerli bir tank (Altay) geliştirilirken, motorunun da yerli olması gerekir” dedi.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin ise konuyla ilgili şöyle konuştu: “Üniversitemiz son 3 yıldır ülke ekonomisine katma değer sağlayan her biri marka olan çokönemli projelere imza atmaktadır. Tank motoru bu projelerden bir tanesi. Milli tank motoru projesinde en güçlü aday olan TÜMOSAN, senelerdir sürdürdüğü başarılı işbirliğinin verdiği güvenle, İTÜ-OTAM ile birlikte projeyi hayata geçirmek üzere hazırlanmaktadır. Konu ile ilgili uluslararası tanınmış, deneyimli Ar-Ge kuruluşlarının da katkı sağlayacağı projenin, milli tank motorumuzun başarıyla geliştirilmesini sağlarken, milli motor ailesine ilk adım olma niteliğiyle sanayimiz için çok önemli bir gelişme olacağına inanıyoruz.”


%d blogcu bunu beğendi: