Blog Arşivleri

Üç boyutlu gözlük piyasada!

Üç boyutlu gözlük sonunda piyasada.  Beyinleri henüz gelişme aşamasında olduğu için 15 yaş altı için tavsiye edilmiyor.  Japon teknoloji devi Sony, yeni üç boyutlu gözlüğü HMZ-T1’i dün İngiltere’de satışa sundu. 3 boyutlu müzikvideolarının, sinemaların seyredilmesine imkân veren gözlük, aynı zamanda üç boyutlu oyunlarda da kullanılacak. Sony Başkan Yardımcısı Shigeru Kato, beyinleri henüz gelişme aşamasında olduğu için gözlüğü 15 yaş ve altı için tavsiye etmediklerini belirtti.
Gözlüğün fiyatı 800 sterlin (2 bin 320 TL).


Reklamlar

Cep telefonlarının 5 yıl ömrü kaldı!

HP Türkiye Müdürü Serdar Urçar, cep telefonlarının konuşulan değil, mesajlaşılan bir cihaz haline geldiğini söyledi.  Son 4-5 yılda bilgisayarın ‘sokağa taştığını’ vurgulayan Urçar, geçen yılın son çeyreğinde akıllı cep telefonları ve tabletlerin satışının masaüstü ve kişisel bilgisayarları geçtiğini kaydetti.Teknolojideki hızlı gelişme, bilişim cihazlarının hızla ‘eskimesi’ne sebep oluyor. HP Türkiye Müdürü Serdar Urçar, cep telefonlarının 4 ya da 5 yıl ömrü kaldığı görüşünde. Urçar, “Artık cep telefonları çok fazla konuşulan değil, mesajlaşılan bir cihaz haline geldi. Son 4-5 yılda bilgisayarın da sokağa taşınmasıyla beraber masa ve dizüstü bilgisayarları dönüşmeye, pil ömrü uzun cep bilgisayarları, akıllı cep telefonları ve tablet bilgisayarlar ortaya çıkmaya başladı.” dedi. Bu dönüşümün cep telefonlarının ömrünü sonlandıracağını vurgulayan Urçar, hatta dönüşümün beklenilenden daha hızlı yaşanacağını kaydetti.

Zaman’a konuşan HP Türkiye Müdürü Urçar, geçen yılın son çeyreğinde ilk defa akıllı cep telefonları ve tabletlerin satışının kişisel bilgisayar ve masaüstü bilgisayarları geçtiğini, aradaki farkın katlanarak artacağını söyledi. Urçar, bu dönüşüm sebebiyle bu yıldan itibaren satılan dizüstü bilgisayar ve masaüstü bilgisayar sayısının yerinde saymaya başlayabileceğini kaydetti. Bilgisayarlarda yaşanan değişime HP’nin ayak uydurup uyduramadığı ile ilgili sorusu üzerine Serdar Urçar, “HP, ilk tabletini ‘touchpad’ 1 Temmuz’da ABD’de lanse etti. 15 Temmuz’da ise Avrupa’da İngiltere, Fransa ve Almanya’da tanıttı. Türkiye’ye ise 6 ay sonra gelecek.” bilgisini verdi. Türkiye için altyapı hazırlıklarının başladığını vurgulayan Urçar, Touchpad’in Amerika’da 499 dolardan satışa sunulduğunu, Türkiye fiyatının ise henüz belli olmadığını açıkladı.
Şirket, küçük ve orta boy işletmelerle (KOBİ) de yakından ilgileniyor. “Türkiye’de KOBİ’lerin 200-250 bini teknolojiye ciddi yatırım yapıyor. Biz 750’siyle yakın temas olmak üzere 5 bin KOBİ ile ciddi ilişki içersindeyiz. Türkiye’deki 2 milyon KOBİ’nin 400 bini HP ürünü kullandı, kullanıyor.” diyen Serdar Urçar, son 2 yıldır kişiselbilgisayarlardan ziyade kurumsal altyapı ve kurumsal teknolojik çözümler alanında hızla büyüdüklerine dikkat çekti. Urçar, Türkiye’nin son dönemde daha fazla uluslararası oyun oynamaya başlaması sebebiyle şirket olarak kurumsal alana ağırlık vereceklerini kaydetti. Urçar, bu sebeple şirketlerin daha verimli, bilgiye dahahızlı ulaşır şekilde çalışması gerektiğini, bunun için 150 yetkili iş ortağıyla çalışmaya başladıklarını söyledi. Şirket, kişisel bilgisayarda yüzde 18, baskı cihazları pazarında yüzde 45 pazar payıyla lider. Keza sunucu pazarında da ipi önde göğüsleyen şirket, genel bilişim pazarında da yüzde 13 pazar payı ile ilk sırada.

Çorlu’daki fabrikaya 1.300 kişi daha alacak

HP’nin şubat ayında Çorlu’da kurulan ve yüzde 10 kapasite ile çalışmaya başlayan bilgisayar üretim fabrikasında kapasite yüzde 70’e ulaştı. 150 kişilik istihdamla üretime başlayan fabrikada çalışan sayısı 700’ü buldu. HP Genel Müdürü Serdar Urçar, işlerin aynı hızla devam etmesi halinde 6 ila 12 ay içerisinde çalışan sayısının2 bine çıkacağını açıkladı. “Bu fabrikada şu an masaüstü bilgisayar üretimi gerçekleştiriliyor. Böyle giderse yakın zamanda kartuş, bilgisayar sunucuları gibi cihazlar da burada imal edilecek.” diyen Urçar, üretilen bilgisayarların yüzde 90’ının komşu ülkelere ihraç edildiğini açıkladı. 60 milyon dolarla kurulan fabrika, yüzde 100 kapasite ile çalıştığı takdirde yılda 2,4 milyon adet bilgisayar üretebiliyor.
RAKAMLARLA HP

Dünya ciro 126 milyar dolar

Dünya çalışan sayısı 320 bin

Türkiye çalışan sayısı 450

Türkiye fabrika istihdam 700

2010’da Türkiye’deki bilgisayar satışı 546 bin



İlk Türk seyir füzesi!

TÜBİTAK tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk seyir füzesi tanıtıldı Türk Hava Kuvvetleri’nin 100. kuruluş yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye Hava Gösterisi 2011” kapsamında tanıtılan füze, hassas güdümlü Stand-Off Mühimmat Projesi kapsamında üretildi. Füze, Türk Hava Kuvvetlerine ait bir F-16 uçağına monte edilmiş halde vatandaşlara gösterildi. SAGE Özel Projeler Yöneticisi Önder Okyay, gazetecilere yaptığı açıklamada, yapımına 2006’da başlanan ancak şimdiye kadar kamuoyuna tanıtılmayan füzenin Türk Hava Kuvvetlerinin 100. yılı etkinleri kapsamında tanıtıldığını belirtti.

180 kilometrenin üzerinde menzile sahip olan füzenin Türk mühendislerce yapılan Türkiye’nin ilk seyir füzesi olduğunu ifade eden Okyay, uçağın kanadından bırakılan füzenin GPS aracılığıyla hedefini bulduğunu söyledi. Füzenin özel yapısından dolayı düşman hava savunma radarları tarafından tespit edilmesinin zor olduğunu kaydeden Okyay, füzenin düşük irtifada seyir yeteneği ve tanımlanan yol noktalarını izleyebilme özelliğinden dolayı da hava savunma unsurlarına yakalanmadan hedefine ulaşabildiğini belirtti. Füzenin deneme atışlarının sürdürüldüğünü söyleyen Okyay, yıl sonunda tamamlanması hedeflenen proje kapsamında F-4 ve F-16 üretimi yapılmasının planlandığını kaydetti. Öte yandan, SAGE tarafından üretilen nüfuz edici bomba ile hassas güdüm füzesi kiti de vatandaşlara tanıtıldı.


Geleceğin kütüphanesi! (Video)

ABD’nin Chicago kentinde, klasik kitap rafları yerine robotik sistemlerin yer aldığı bir kütüphane yapıldı.  ‘Geleceğin kütüphanesi’ olarak nitelendirilen tesisteki 3,5 milyonu aşkın eser, yeraltındaki gizli bölmelerde tutuluyor. Kitaplar, tamamen bilgisayarların kontrolündeki vinçlerle hızlı bir şekilde okuyucuya ulaşıyor. Chicago Üniversitesi bünyesinde inşa edilen ve resmi açılışı bugün yapılacak olan The Joe and Rika Mansueto Kütüphanesi, bilinen bütün kalıpların dışına çıkarak bu alanda yeni çığırlar açıyor. İnsanların araştırmalarını hızlı ve pratik bir şekilde sürdürmeleri için dizayn edilen binada, kitaplar yerin altındaki devasa depoda bulunan 20 metre yüksekliğindeki kapalı bölmelerde tutuluyor.

Kitapların düzeni, aradığını nerede bulacağını düşünmekle vakit kaybeden araştırmacıların işini kolaylaştıracak bir robotik sistem tarafından sağlanıyor. İnternete bağlı herhangi bir bilgisayarda, kitabın kütüphanedeki yerini öğrenen kullanıcının komutuyla robot vinçler devreye giriyor. Vinç, yerin altındaki depodan seçili bölmeyi çıkararak kitabı okuyucuya ulaştırıyor. Bu sayede araştırmacı, raflar arasında dolaşarak vakit kaybetmiyor.

Yeraltındaki dev bölmenin üstüne inşa edilen 800 metrekarelik ana çalışma alanı, 700 panelden oluşan camla kaplı bir kubbe şeklinde. Bu da tesise modern bir görünüm veriyor. Üniversite yönetimi, sahip oldukları bütün kitapların önümüzdeki aylarda buraya aktarılacağını bildirdi. 2008’de yapımına başlanan kütüphane, yaklaşık 25 milyon dolara mal oldu.


Vatandaşın 444 çilesi artık bitiyor

Ulaştırma Bakanlığı’nın yeni düzenlemesiyle telefon başında uzun süre müşteri temsilcisi bekleme işkencesi sona erecek. Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), vatandaşa saç baş yolduran çağrı merkezlerinin müşterilerini uzun süre telefonda bekletmesine “dur” dedi. BTK’nın çağrı merkezlerinin hizmet kalitesiyle ilgili yayımladığı uygulama tebliğine göre hatları arayan vatandaşlar, ilk olarak cevap veren sesli yanıt sisteminde en fazla 45 saniye bekleyecek. Bu süreye arayan kişiye ait bilgilerin doğrulanması dahil olmayacak ancak reklamlar bu süre içerisinde geçerli olacak. Sorunun çözümü için gidilmesi gereken alt mönüye geçiş ise en fazla 20 saniye sürecek. Yani bir kişi müşteri hizmetlerini aradığında en fazla 1 dakika 5 saniye sonra müşteri temsilcisiyle görüşecek. BTK’nın düzenlemesinde belirlenen bu üst sınır bütün aramalarda sonuna kadar kullanılırsa işletmeci ceza alacak. Çünkü, bir elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecinin müşteri hizmetlerini veren çağrı merkezine yapılan tüm aramalarının yüzde 85’ine en fazla 20 saniye içinde cevap vermesi gerekiyor.

CEZA UYGULAMASI

Yani işletmelerin bu ortalamayı tutturabilmesi için, müşteri hizmetlerinin aboneyi ortalama 20 saniye içinde müşteri temsilcisine ulaştırması gerekiyor. Tebliğde ayrıca vatandaşların şikâyetlerinin çözüm süreleri de belirlendi. Tebliğe göre vatandaş sorunun çözümü için haftalarca beklemeyecek. Vatandaşın sorunu 11 ile 54 saat arasında giderilecek. Sorunun çözümü için verilen süreleri tutturulamama oranı yüzde 10’u aşarsa işletmeciye ceza uygulanacak.


Türkiye'nin CERN'i Ankara'da açıldı!

Türkiye’nin ilk Hızlandırıcı teknolojileri Enstitüsü ve Parçacık Hızlandırıcı Tesis hizmet binaları, Ankara üniversitesi (AÜ) Gölbaşı Kampüsü’nde düzenlenen törenle hizmete girdi. Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının verdiği kısa bir konserin ardından, AÜ Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin parçacık hızlandırıcı faaliyetlerine yıllar önce başlaması gerektiğini belirterek, bugün gelinen noktanın çok sevindirici olduğunu, ancak vakit kaybetmeden tüm kurumların desteğiyle hızla ilerlenmesi gerektiğini söyledi.

Üniversite olarak, projenin gelişmesi için tam destek vermeye devam edeceklerini vurgulayan Taluğ, destek alınamayan yerlerle de tekrar görüşülmesi önerisinde bulundu.

Taluğ, projenin Türkiye için büyük bir gurur olduğunu ifade ederek, emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Hızlandırıcı teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Yavaş da projenin üniversitelerinin koordinatörlüğünde üniversiteler arası işbirliği ile yürütüldüğünü belirterek, ‘721. yüzyılın doğurgan teknolojilerinden sayılan hızlandırıcı ve dedektör teknolojilerinin ülkemizde bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarında daha yoğun kullanılmasını hedefliyoruz” dedi.

Projeye, devlet Planlama Teşkilatının destek verdiğini anlatan Yavaş, Boğaziçi, Doğuş, Dumlupınar, Erciyes, Gazi, istanbul, Niğde, Süleyman Demirel ve Uludağ üniversitelerinin işbirliği ile yürütüldüğünü ifade etti.

Yavaş, projenin oluşturulma sürecinde 30 Kasım 2007’de Isparta’da meydana gelen uçak kazasında yaşamını yitiren bilim insanlarını da rahmetle andı. Yavaş, şöyle devam etti:

”Atomun yapısının ve süper iletkenliğinin keşfinin ardından süper iletken elektron hızlandırıcısı ile atomun ve maddenin içine yapacağımız yolculuğu mümkün kılacak tesisin, üniversitemiz, ülkemiz ve bölgemiz için büyük önem taşıdığına inanıyorum.

Merkez, ülkenin bilimsel ve teknolojik atılımında ve kalkınmasında çok önemli roller üstlenecektir.”

TOBB üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saleh Sultansoy da bu merkezin bir ülke için gelişmişlik göstergesi olduğunu belirterek, projenin her aşamasının desteklenmesi ve sürecin hızlanması gerektiğini söyledi.

Projenin oluşturulma sürecinde TÜBİTAK’a yönelik eleştiride bulunan Sultansoy, ”TÜBİTAK’tan destek sıfır. Bu çok önemli açılışta da kendilerinden hiç kimse yok” dedi.

”İLERİ DÜZEYLİ AR-GE ALT yapisi SUNULACAK”

Merkezde malzeme ve yarı iletken teknolojisi, biyoteknoloji, nanoteknoloji, lazer, sağlık, iletişim, savunma, çevre, genetik gibi alanlarda Türkiye araştırmacılarına ileri düzeyli AR-GE alt yapısı sunulacak.

Ankara üniversitesi bünyesinde ve geçen yıl kurulan ve hizmet binalarına kavuşan Hızlandırıcı teknolojileri Enstitüsünde, hızlandırıcı ve dedektör teknolojileri alanında uzmanlar yetiştirilecek ve projeler gerçekleştirilecek. Enstitü, ayrıca Türk Hızlandırıcı Merkezi çalışmalarını koordine edecek.

Türkiye’nin CERN’e tam üyelik sürecinde Türkiye içinde hızlandırıcılara dayalı AR-GE ve uygulamalar açısından en önemli yatırımlarından birisi olan bu aşamanın ardından devam edecek çalışmalarla, dört büyük ölçekli hızlandırıcı tesisini içerecek Türk Hızlandırıcı Merkezi’nin hayata geçirilmesi amaçlanıyor.



Türkiye uçak gemisi yapabilir!

Savunma Sanayii Müstaşarı Murad Bayar, ihtiyaç olması halinde, kendi uçak gemisini yerli imkan ve kabiliyetleri ile yapabilecek güçte olduğunu söyledi. Murad Bayar, Türk Savunma Sanayiinin kabiliyetlerine ve projelerine ilişkin sorularını yanıtladı. Bayar, Türkiye’nin bölgesel bir güç olabilme yolunda Uçak Gemisi yapabilme kapasitesine ilişkin soru üzerine, Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından hazırlanan ”2009-2016 Savunma Sanayii Sektörel Strateji Dokümanı” ile daha önce başlatılan askeri gemi sektörü atılımlarının en üst noktalara ulaştığını vurguladı.

”Tamamı yerli tersanelerde üretilen, dünya standartlarında birçok gemi projesi tamamlanmıştır veya tamamlanmaktadır” diye konuşan Bayar, Türkiye’nin uçak gemisi kapasitesi konusunda şunları söyledi:

”2016 yılı yerli katkı hedefleri doğrultusunda askeri gemilerde, sistemlerden alt sistemlere inildikçe artan yerlilik oranı hem sektörü geliştirmiş, hem de yerli kaynakların yurt içinde kalmasına imkan ve olanak sağlamıştır.

Gelişen sektör ile tasarım kabiliyetleri, ileri mühendislik ve teknoloji birleşerek geçmişte imkansız gibi görülen birçok proje hayata geçirilmiştir.

UÇAK GEMİSİ YAPABİLME KAPASİTESİNE SAHİBİZ..

Sonuç itibariyle, gelişen denizcilik sektörü ile elde edinilen kazanımlar sonucu ihtiyaç olması halinde Türkiye kendi uçak gemisini ‘Yerli İmkan ve Kabiliyetleri’ ile yapabilecek güçtedir.

Burada önemli olan Türkiye’nin bölgesel bir güç olabilme yolunda Uçak Gemisi yapabilme kapasitesi var mıdır? değil ‘Türkiye’nin bölgesel güç olması için uçak gemisine ihtiyacı var mıdır?’ sorusuna cevap aramak daha doğru olabilir.

Maliyeti çok yüksek olan, yalnızca bir karakol görevi için bile denize açılması 100 milyon dolar bulan bu dev gemiye sahip olmak için aynı zamanda gemi ile birlikte sefere çıkacak en az 2 tane yeni destroyer, 1 adet denizaltı, 1 ASW, 1 ASuW, 1 konvansiyonel destek helikopteri, en az 4 tane füze botu, gemiye iniş-kalkış yapabilecek ekipmana sahip en az 40 kadar savaş uçağı, ayrıca yakıt tankeri ve yakıt değişim tesisi (eğer nükleer değilse), askeri tersanede özel bakım havuzuna ihtiyaçduyulmaktadır.

Bunlarla birlikte gemilerin büyüklüğüne göre 1000 ila 5000 kişi arasında personel bulundurulması gerekliliği de göz önünde bulundurulmalıdır.”

MODERNİZASYON PROJELERİNİN YÜZDE 90’I YERLİ KAYNAKLI…

Son dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları çerçevesinde toplam bedeli 20 Milyar Doları bulan modernizasyon projesi yürürlüğe konulmuş olup, bu projelerin yüzde 90’ının Türk Savunma Sanayiinin katılımıyla hayata geçirilmekte olduğunu belirten Bayar şunları söyledi:

”Yurtdışından hazır alıma gittiğimiz projelerin oranı maliyet bazında yüzde 10’un altına düşmüş bulunmaktadır. Bunlarda dahi, sözleşmelere konulan offset ve sanayi katılımı yükümlülükleri ile sanayimize önemli oranda iş imkanı yaratılmaktadır.

Geldiğimiz nokta itibarı ile, TSK ihtiyaçlarının yerli sanayimiz eliyle karşılanma oranı 2 katına çıkarak yüzde 52,1’e, cirosu 2,7 Milyar Dolara, ihracatı 853 Milyon Dolara, yıllık Ar-Ge harcamaları ise 600 Milyon Dolar seviyelerine ulaşmıştır.

Dünyada ilk 100 büyük savunma sanayii şirketi arasında artık bir Türk şirketi de bulunmaktadır.

Halihazırda Müsteşarlığımızca yürütülmekte olan 250’nin üzerinde projenin büyük kısmı 2000’li yıllarda sözleşmeye bağlanmış olup, son birkaç yıl içinde tamamlanma aşamasına gelen veya teslimatı gerçekleştirilen projelerin sayısı hayli fazladır.

Bu çerçevedeki projeler şöyle sıralanıyor:

Radar Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz (RADAR ED/ET) Sistemleri Tedarik Projesi, Müşterek Elektronik Harp Simülasyon Sistemi (MEHSİM) Projesi, Tank Taşıyıcı Araç ve Römorku (TTAR) Projesi, KBRN Mobil Arazi Laboratuarı Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) 2½ Ton Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) 5-10 Ton Projesi, Taktik Tekerlekli Araçları (TTA) MKKA Projesi, Uzun Ufuk Projesi, MİLGEM Projesi Prototip Gemi Klaslama Hizmeti ve Prototip Geminin Geçici Teslimi, Sualtı Taarruz Timleri Harekatı için İntikal Botları Projesi, Süratli Müdahale Devriye Botu Projesinin, 2011 yılı içerisinde tamamlanması öngörülmektedir.

Ayrıca; Genel Maksat Helikopteri Projesi, Muharip Uçak Geliştirme Projesi, Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi, Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi, Mobil SabitRadar Projeleri, Türk Tipi Hücumbot Projesi, Acil Müdahale ve Dalış Eğitim Botu Projesi, Yüzer Birlikler Sistem Cihaz Donanım Modifikasyonu ve Yenileştirme Projesi, 600 sınıfı Sahil Güvenlik Botları Projesi, Yüksek Frekans Elektronik Taarruz (HF/ET) Projesi, Seri Üretim Radar Elektronik Destek ve Elektronik Taarruz (RADAR ED/ET) Sistemleri Tedarik Projesi, Doğrudan Dizi Geniş Spektrumlu (DDGS) Elektromanyetik Sinyallerin Tespiti ve Karıştırılması Projesi, Hava Platformunda Uzaktan ED/ET Kabiliyeti Kazanımı (HAVA SOJ) Projesi, Radar ve Muhabere Aldatma ve Karıştırma Simülatörleri (RAKAS MUKAS) Tedarik Projesi, Yavuz Sınıfı Firkateyn Yarı ÖmürModernizasyonu Milli Elektronik Harp Suiti Projesi, Araca Monte Multi-Spektral Sis Cihazı (AMMSSC) Projesi, Proje Yönetimi Bilgi Sistemi Projesi.

Bütün bu yeni projelerin 2011 yılı içerisinde hayata geçirilmesi yönünde adımlar atılacaktır.”

ORTADOĞU ÜLKELERİNDEKİ KARIŞIKLIKLARIN ETKİSİ

Müsteşar Bayar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerindeki karışıklıkların, Türk savunma sanayii ihracatına pazar açısından etkisi konusunda ise ”Kuzey Afrika ve Ortadoğudaki son gelişmelerin, savunma ürünleri ihracatımıza etkisini tesbit etmek için henüz erken, biz ihracata yönelik çalışmalarımızı devam ettiriyoruz” yanıtını verdi.

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI PROJELERİ…

Türkiye’nin, ANKA başta olmak üzere, İnsansız Hava Aracı (İHA) projelerinin uygulamasının da başarıyla sürdürüldüğünü belirten Bayar, İHA projeleri konusunda şöyle konuştu:

”HERON (2. Paket TİHA(MALE) Doğrudan Alım) Projesinde teslimatlar tamamlanmış olup, garanti süreci devam etmektedir.

ANKA (Özgün TİHA (MALE) Geliştirme) Projesinde uçuş ve yer testleri devam etmektedir. Aerostar ( Taktik Hazır Alım) Projesinde teslimatlar tamamlanmıştır. Karayel ( Taktik Geliştirme –Katapult/Paraşüt) Projesinde Sözleşme imzalanmış olup ön tasarım hazırlık çalışmaları devam etmektedir.

Çaldıran (Taktik Geliştirme- Pist) Projesinde Sözleşme görüşmeleri devam etmektedir. Gözcü ve Malazgirt Projerinde teslimatlar tamamlanmıştır.”

GÖKTÜRK 2, GELECEK YIL FIRLATILACAK

Uydu projelerine de değinen Bayar, uydu ve uzay projelerinin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyacağı uydu görüntülerinin gerçek zamanlı olarak elde edilmesi ihtiyacının karşılanmasını sağlayacak bir Keşif Gözetleme Uydu Sistemi’nin, milli kritik teknolojilerin kazanılması ile yerli imkanların azami kullanımı ve uluslararası işbirliği çerçevesinde, tedarik edilmesi amacıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve İtalyan Telespazio S.p.A. firması arasında 16 Temmuz 2009 tarihinde Göktürk-1 Keşif Gözetleme Uydusu Projesi Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı ve ”GÖKTÜRK Keşif ve Gözetleme Uydusu Projesi kapsamında bir adet keşif ve gözetleme uydusu ve ilgili yer terminalleri tedarik edilecektir” dedi.

Murad Bayar, uydu projeleri kapsamında şunları söyledi:

”Proje kapsamında halihazırda tasarım faaliyetleri devam etmekte olup, yaklaşık 30 adet TAI mühendisi firma tesislerinde tasarım faaliyetlerine katılım sağlamaktadır.

GÖKTÜRK Keşif ve Gözetleme Uydusu Projesi Sözleşmesi kapsamında TAI A.Ş. arazisinde bir Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezi kurulumu da gerçekleştirilecektir.

Söz konusu tesis Savunma Sanayii Müsteşarlığı mülkiyetinde olacak olup, tamamlandığında işletmesi TAI tarafından yürütülecektir.

5 ton ağırlığa kadar; keşif gözetleme, haberleşme, ihbar-ikaz ve araştırma uydularının montaj, entegrasyon ve testini sağlayacak Uydu Montaj Entegrasyon ve Test Merkezi ile 3 uydu için aynı anda montaj, entegrasyon ve test kabiliyeti kazanılacaktır.

Bu projeyle uydu teknolojileri alanında geleceğe çok önemli bir yatırım yapılmakta olup, söz konusu tesisin işletmesinde görev alacak TAI personeli firma tesislerindeeğitim almaktadır.

2011 yılı içerisinde sözkonusu tesisin temel atma töreni yapılarak inşaat faaliyetleri başlatılacaktır.

Diğer taraftan, Milli Savunma Bakanlığı tarafından TAI ana yükleniciliğinde yürütülmekte olan Göktürk 2 Projesi kapsamında uydu kalifikasyon modelinin üretimi tamamlanmış olup, testlerine başlanmıştır. Söz konusu testlerin tamamlanmasını müteakip uçuş modelinin üretimine başlanacaktır. Göktürk 2 sözleşmesine göre uydunun 2012 yılının ikinci yarısında fırlatılması planlanmaktadır.”

F-35 VE A400 M PROJELERİ..

Murad Bayar, ”F-35 ve A400 M projeleri takvimine uygun yürüyor mu bu projelerden F-35 projesinde Türkiye’nin istekleri karşılanmaktamıdır?” şeklindeki soruya ise şu yanıtı verdi:

”F-35 projesi geliştirme faaliyetlerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle, projenin geliştirme takvimi yaklaşık olarak 2 yıl uzatılmıştır. Üretim takviminde ise geliştirme fazındaki ilerlemeye paralel olarak çeşitli düzenlemelerin yapılması söz konusudur.

Proje kapsamında Türkiye’nin isterlerinin gerçekleştirilebilmesi için teknik ve politik düzeyde girişimler devam etmekte ve süreç yakından takip edilmektedir.

A400M Projesi kapsamında ise, katılımcı tüm ülkeler tarafından onaylanan son değişiklik ile sözleşme takviminde bir öteleme yapılmıştır.

Bu kapsamda Türkiye’ye Aralık 2009’da teslim edilmesi planlanan ilk uçağın teslimatı şuanda Eylül 2013 olarak planlanmıştır.”


"Kanserin tedavisine ramak kaldı"

Kanserin 18 çeşidinin kök hücresini tespit eden bilim adamlarının, bundan sonraki aşamada kanser tedavilerine yönelik aşı üreteceği bildirildi. Dünyada her yıl yaklaşık 5 milyon kişinin hayatını kaybetmesine neden olan kanserin tedavisi için atılan adımlar olumlu sonuçlar vermeye başladı. Kök hücreleri bulunan kanserler bilim adamları tarafından üretilen aşılarla önümüzdeki günlerde tedavi edilebilir hale gelecek.

Hücresel Tedavi ve Rejeneratif Tıp Derneği ve Sağlık Bakanlığı Kök Hücre ve Kemik İliği Nakli Bilim Komisyonu Başkanı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman İlhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, birçok multi miyelom hastasının, yanlış yönlendirildiğini söyledi.

Multi miyelom hastasının yanlış yönlendirilince, hematoloji yerine fizik tedavi ve ortopediye gittiğini belirten Prof. Dr. İlhan, ”Bu hastalara maalesef tanı konmuyor. Bazı hastalarımız da böbrekleri bozuk olduğu için nörolojiye gidiyor. Oysa ki bu hastalık kemik iliğinde başlıyor, kanda ve kemikte bozukluklara yol açıyor. Biz bu hastalığın erken tanısının koyulmasını ve tedavisini anlatıyoruz. Bu hastalığa erken tanı olmadığı zaman tedaviye cevap vermeyen böbrek yetmezliği ve kemik kırıkları oluşur” dedi.

Türkiye’de ileri yaşlardaki kişileri kan kanserinden korumak için Hematoloji Derneği’ni kurduklarını ifade eden İlhan, şunları kaydetti:

”Türkiye’de bugün 65 yaş ve üzerinde 5 milyon 400 bin kişi var. Bu hastalık gençlerde çok az görülüyor ama 65 yaş üstünde inanılmaz artıyor. Biz şu anda Türkiye’de en az bin tane 65 yaş üstünde hasta olduğunu düşünüyoruz. Ama bunlar maalesef hematoloğa gelmiyor. 2023 yılında Türkiye’de 12 milyon 700 bin kişinin 65 yaş üzerinde olacağını tahmin ediyoruz. Bu da gösteriyor ki en azından 2 bin tane 65 yaş üstünde multi miyelom hastası olacak. Bu hastaları erken tanı yöntemiyle kısa sürede tedavi edebiliriz” diye konuştu.

”18 ÇEŞİT KANSERİN KÖK HÜCRESİ TESPİT EDİLDİ”

Multi miyelomu Çernobil’de ve Japonya’da radyasyonun tetiklediğini dile getiren Prof. Dr. İlhan, Türkiye’de ise bunu, tarımda kullanılan gereksiz maddelerle parazit mücadelesinde kullanılan ilaçların etkilediğini söyledi. Her dokuda bir kök hücrenin bulunduğunu bildiren İlhan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Kan kanserinin de bir kök hücresi var. Biz bu kök hücrenin kanserleştiğini gördük. Bilim dünyası artık bu tip kanserlerin kök hücresi olduğu ortaya çıkardı. Bugün 18 çeşit kanserin kök hücresi tespit edildi, bunlar araştırma safhasında. Bu ne anlama geliyor, artık biz tamamen hastalığa neden olan kök hücreyi bulup tedavi yapacağız. Obama da başkan olur olmaz ilk demecinde, bu kök hücre araştırmalarının önünü açmıştı. Türkiye’de de bununla ilgili Hücresel Tedavi Derneği büyük bir çalışma içerisinde.

Fransa’nın Nice kentinde yapılacak olan Kanser Kök Hücresi Araştırma Toplantısına gidiyorum. Önümüzdeki günlerde artık Türkiye’de de tamamen tedavi yapar hale geleceğiz. Örnek akciğer kanseri, beyin kanseri, mide kanseri, bağırsak kanseri. Biz diyoruz ki bu kansere yol açan kök hücreyi bulabilirsek, buna yönelik aşı yapabiliriz. Bakanlık da bu konuda büyük bir destek sağlıyor. Önümüzdeki günlerde artık hedeflenmiş tedaviye doğru gidiyoruz. Türkiye’de de artık yakın zamanda kanseri tedavi edeceğimize inanıyorum. Bu da benim için mutluluk verici bir olay.”


Google Maps’e Türk rakip

”TÜRKSAT Maps” için Türkiye’nin her yerinin uydu görüntülerini sayısal ortama aktarıldı. Türksat A.Ş. Genel Müdürü Özkan Dalbay, uydu görüntüleme sistemi ”TÜRKSAT Maps”i tamamladıklarını, iş modeli ve fiyat belirleme aşamasına geldikleri projenin kısa sürede hizmete gireceğini bildirdi. Dalbay, TÜRKSAT A.Ş’nin uydudan yer izleme sistemi olan ”TÜRKSAT Maps” için Türkiye’nin her yerinin uydu görüntülerini sayısal ortama aktardıklarını söyledi.

Türkiye’nin 2009 ve 2010 yılında kaydedilen görüntülerinin dörtte birini bundan sonra her yıl güncelleyeceklerini belirten Dalbay, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Türkiye’nin dörtte birini oluşturan, en çok kullanılan, merak edilen yerleri her yıl güncelleyeceğiz. TÜRKSAT Maps’te görüntülerin güncellenme süresi, Google’dan daha kısa. Bu nedenle bu projenin devreye girmesinin ardından Google belki Türkiye görüntülerinin güncelliğini artırabilir. Google daha çok 2 yıl güncellemeyle veriyordu. Bizimki ortalama bir yıl. Bundan sonra da bir yıl olacak. Bazı yerlerde bu 6 aya düşebilecek, bazı yerler için 1,5 yıl olacak.”

Dalbay, hedef kitlelerinde kamu kuruluşları ile coğrafi bilgi sistemi altyapısı kullanmak isteyen özel sektörün yer aldığını, özellikle araç takip sistemi geliştirenlerin bu sistemi yoğun olarak kullandıklarını anlattı.

Türkiye’de coğrafi bilgi teknolojileri pazarının çok büyük olmadığını ancak bu tür büyük projelerle geliştirileceğini vurgulayan Dalbay, şunları kaydetti:

”Bu alanda çalışan firmalar Google Maps kullanıyor. Kullanıcı ücretleri ödüyorlar. Biz abonelik sistemi getireceğiz. Aynı kuruluşun aynı şey için bir daha para ödemesinide önlemiş olacağız. Kamu da özel sektör de abone olabilecek. Belirli bir çözünürlüğe kadar herkes bakabilecek. Ancak belirli bir çözünürlüğün üzerinde görüntü almak isteyenler internet üzerinden abonelik sistemiyle ya da elektronik ortamda perakende alışveriş şeklinde işlem yapabilecek. Abonelikte istenildiği kadar görüntü kullanılabilecek ancak perakende kullanım için işaretlenen bölgenin büyüklüğüne göre kredi kartı ile ödeme yapılacak.”

GÖRÜNTÜLER ”www.turksatglobe.com”da

TÜRKSAT A.Ş. Genel Müdürü Dalbay, sistemin hizmete hazır olduğunu ancak iş modeli ve fiyat belirleme aşamalarının tamamlanması gerektiğini, TÜRKSAT Yönetim Kurulu’nun alacağı kararın ardından TÜRKSAT Maps’i kısa sürede hizmete sunacaklarını kaydetti.

Sistemin başlangıçta sadece Türkiye için kullanıma sunulacağını ancak ileriki aşamada genişletilebileceğini ifade eden Dalbay, ”Bu proje, Türkiye’de Google Maps’a bağımlılığı ortadan kaldıracak. Google, Youtube yasaklanınca Maps’i kapatıyor. İyi, tamam, istersen artık kapatabilirsin; alternatifin hazır” dedi.

Türkiye’nin uydu görüntülerini vatandaşların ücretsiz şekilde ”www.turksatglobe.com” internet sitesi üzerinden izleyebileceğini bildiren Dalbay, ”Ticari olarak belirli bir kalitede görüntü istendiğinde bedele tabi olacak, lisans ücreti ödenmesi gerekecek. http://www.turksatglobe.com’da Türkiye’nin her yerinin görüntüsü var. Hatta 864 bin metrekarenin biraz daha fazlasının görüntüsü var” diye konuştu.



%d blogcu bunu beğendi: