Aylık arşivler: Aralık 2011

Türkiye’de yüz nakli için geri sayım

Dünyada ilk kez 2005 yılında Fransa’da bir kadına yapılan yüz nakli için Türkiye’de de geri sayım başladı.

Sağlık Bakanlığı; GATAHacettepe, Gazi ve Akdeniz üniversitelerine yüz ve saçlı deri nakli ruhsatı verdi. Başka bir merkeze ruhsat verilmediği taktirde Türkiye’de ilk yüz nakli bu merkezlere kayıtlı 8 hastadan birine yapılacak.

Mart ayında Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesi’ni yayımlayarak merkezlerin taşıması gereken şartları ve çalışmalarına dair usul ve esasları, 18 Kasım’da da bu nakillerle ilgili uygunluk kriterlerini belirleyen Sağlık Bakanlığı, Türkiye’de ilk olacak yüz nakli için de 4 merkeze vize verdi.

Kasım ayında yüz ve saçlı deri nakli için ilk ruhsatı alan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinin ardından, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi de bakanlıktan onay aldı.

Kompozit Doku Nakli Merkezi faaliyet izni alan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi ile GATA, aynı zamanda kol ve bacak ile bağırsak, Hacettepe ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ise kol ve bacak nakli de yapabilecek.

Sağlık Bakanlığı, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine de bağırsak nakli ruhsatı verdi.

“MERKEZLER HAZIR, BAĞIŞ BEKLENİYOR”
Sağlık Bakanlığından yüz nakli için ruhsat alan merkezlerden biri olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahattin Özmen, merkezde yüz nakli bekleyen iki hasta bulunduğunu söyledi.

19 yaşında olan hastalardan birinin, küçük yaşta silahla yaralanma sonucu yüzünün büyük bölümünü kaybettiğini, 30 dolayında ameliyat geçirmesine rağmen eski haline dönemediğini anlatan Özmen, 22-23 yaşlarındaki diğer hastanın ise trafik kazası sonucu yüzü asfalta sürtüldüğü için tanınmayacak durumda olduğunu belirtti.

Doç. Dr. Özmen, ”Bu hastalarımız büyük bir sosyal travma yaşıyor. Aileleri ile bile biraraya gelemiyor, uzun yıllardır toplumdan izole yaşıyor. Eğer organ bağışı olur da nakil imkanı doğarsa bu hastalarımızın hayatı kökünden değişecek” diye konuştu.

Yüz nakli için de böbrek, kalp ve karaciğer naklinde olduğu gibi verici bulunması gerektiğini anlatan Özmen, şu bilgiyi verdi:

”Bir merkezin kaç hastasının bulunduğu önemli değil. Önemli olan verici çıktığında yaş, doku ve cinsiyet bakımından en uygun hastanın bulunması. Bu bakımdan ilk nakli hangi merkezin yapacağı belli değil. Hastalarımız diğer organ yetmezliği olan kişiler gibi değil. Gayet sağlıklı kişiler. Verici çıkar çıkmaz her an ameliyata alabiliriz.”

Yüz nakli donörünün görünümü açısından da önlem alınacağını anlatan Özmen, cenaze sahiplerinin sıkıntı yaşamaması için vericinin yüzüne silikon protez yapılacağını söyledi.

“MALİYET HESABI YAPMAYIZ”
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sacit Turanlı, böyle bir nakil imkanı doğduğunda maliyet hesabı yapmadan her türlü fedakarlığı göstereceklerini bildirdi.

İlk yüz nakli için verici bulunmasının önemli olduğuna dikkati çeken Turanlı, ”Hastalarımız için donör çıktığında üstümüze düşen sorumluluk neyse yerine getiririz. Ancak yaşadığımız en büyük sorun verici çıkmaması” dedi.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan da tıp fakültesinin altyapısının bu tür nakiller için uygun olduğunu, üniversite yönetimi olarak her türlü desteğe hazır olduklarını bildirdi.

ABD’de ilk yüz naklini yapan Prof. Dr. Maria Siemionow ile kompozit doku nakillerinin immünolojisiyle sıçanlar üzerinde çalışmalar yürüten Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Nazif Nasır da merkezde bir hastanın yüz nakli beklediğini söyledi.

Küçük yaşlarda geçirdiği kaza sonucu yüzünde yanık oluşan hastanın uzun yıllardır çeşitli sosyal sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Nasır, ”Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, plastik cerrahi konusunda en deneyimli merkezlerden biri. Böyle bir nakil için gerekli altyapı ve ekibe sahibiz” diye konuştu.

Alınan bilgiye göre, yüz nakli için aday GATA‘da bir, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde de 4 hasta bekliyor.

NAKİL İÇİN KONSEY KARARI
Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesi’ne göre, yüz ve saçlı deri, bağırsak, kol ve bacak ile nefes borusu nakillerini sadece Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezler yapabilecek.

Sağlık Bakanlığı, bu nakillerin hangi hastalara yapılabileceğini belirlemek ve yapılan işlemleri takip etmek üzere Kompozit Doku Nakli Bilimsel Danışma Komisyonu ve Kompozit Doku Nakli Konseyi oluşturdu.

Alıcının çocuk olması ve endikasyon listesine göre karar verilmesi mümkün olamayan diğer istisnai vakalar için bakanlığa başvurulduğunda, vakayı değerlendirme görevi bulunan komisyon, konsey kararı ile yapılan nakilleri de inceleyecek.

Her kompozit doku nakli merkezi bulunan hastanede, bir de Kompozit Doku Nakli Konseyi kurulacak.

Bu konseyde, birer psikiyatr ve sosyal hizmet uzmanı, nakil konusunda deneyimli iki cerrah (birisikompozit doku naklini gerçekleştirecek ekip dışından olmak üzere), anestezi ve reanimasyon uzmanı, iç hastalıkları uzmanı (alıcı çocuk ise çocuk hastalıkları uzmanı), immünoloji uzmanı, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ve tıp etiği uzmanı bulunacak.

Konsey; her nakil öncesi, operasyonun endikasyon listesine uygun olup olmadığını, alıcının onayının usulüne uygun olarak alınıp alınmadığını ve yapılacak naklin sosyal ve etik açıdan uygun olup olmadığını değerlendirecek.

Kompozit doku nakli işlemi neticesinde alıcının parmak izleri veya yüz görünümü gibi teşhis bilgileri değişirse hastane idaresince, nakil tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ilgili valilik ve emniyet müdürlüğüne bu durum bildirilecek.

Beyin ölümü gerçekleşen bir hastadan nakil, ancak ailesinin izni alınarak yapılabilecek.

Bir kadavradan kompozit dokunun alınabilmesi için sağlığında imzaladığı veya donör ölümü sonrasında bağış yapmaya yetkili yakınlarının imzaladığı bağış formunda, kompozit dokuların bağışlandığı ayrı bir madde olarak belirtilecek.

Bu tür nakillerin yaşam kurtarıcı olmayan özelliği ve alıcının yaşam boyu bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlara ve buna bağlı komplikasyon ve yan etkilere maruz kalacağı göz önüne alınarak da bazı kurallar uygulanacak.

Nakil yapılmak istenen hasta veya yasal temsilcisi, işlem yapılmadan önce mekanik ve myoelektrik protez veya ortez gibi mevcut diğer alternatifleri kullanmış olmasına veya doku veya organ kaybının düzeltilmesine yönelik ameliyatlara rağmen tatmin olmadığını yazılı olarak beyan edecek.

Hasta veya yasal temsilcisi, ayrıntılı bir şekilde hazırlanan, operasyon sonrası ortaya çıkabilecek tüm psikolojik ve sosyal sorunların ve olası sağlık risklerinin yer aldığı bir onay formu imzalayacak.

Hasta veya yasal temsilcisine merkez tarafından bu konuda ayrıntılı bilgi de verilecek.

SOSYAL DIŞLANMA ŞARTI
Sağlık Bakanlığı Kompozit Doku Nakli Bilimsel Komisyonu tarafından hazırlanan rehbere göre ise yeni bir yüze kavuşmak, ancak sahip oldukları görünümden dolayı ağır sosyal uzaklaşma veya dışlanma yaşayan kişiler için mümkün olabilecek.

Bu tür nakillere ağır sosyal uzaklaşma veya dışlanmaya neden olan iyi huylu nedenlere bağlı cerrahi girişimler, yanık, travma ve kötü huylu nedenlere bağlı olmayan ağır yüz veya yüzle birlikte kafa derisinde belirgin şekil bozukluğu ve kalıcı biçimsel değişiklik hallerinde izin verilecek.

Yapılacak nakille en az ağız, burun ve göz kapağı bölgelerinden birinde fonksiyonel bir kazanım sağlanması amaçlanacak.

Hastada kararlılık, ameliyat sonrası için 2-4 yılı gözden çıkarma, 15-60 yaş arasında olma, başka bir hastalığı bulunmama, nakle neden olan olayın en az 6 ay önce meydana gelmesi, hastanın psikolojik ve mental durumunun uygun ve bağışıklık sistemini baskılayacak tedavi için elverişli olması koşulları da aranacak.

DÜNYADA İLK YÜZ NAKLİ FRANSA’DA YAPILDI
Dünyada ilk yüz nakli Fransa’da 2005 yılında yüzü bir köpek tarafından parçalanan 38 yaşındaki kadına yapıldı.

Fransa’nın kuzeyindeki Amiens kentindeki bir hastanede Dr. Jean-Michel Dubernard öncülüğünde yapılan ameliyatla kadın hastaya burun, dudak ve çene nakli gerçekleştirildi.

AA

Reklamlar

Tam gün’ün bilançosu

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ”Tam Gün Yasası”ndan bu yana Sağlık Bakanlığında 31 bin 484 uzman hekimden 422’sinin emekli olarak veya istifa ederek görevlerinden ayrıldığını belirterek, üniversitelerde ise 12 bin 784 öğretim üyesinden 765’inin sadece eğitim hizmetlerinde kalmayı tercih ettiğini, 18 kişinin istifa ettiğini ve 53 kişinin de yaş haddinden emekli olduğunu bildirdi.

MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay‘ın soru önergesine yanıtlayan Akdağ, hekimlerin tüm zamanlarını kendi kurumlarındaki sağlık, eğitim ve araştırma hizmetlerine ayırmalarını esas kabul ettiklerini ifade etti.

Akdağ, hastaların hekime ulaşmak için muayenehaneye veya özel hastaneye gidip sonra kamuya ait hastanede aynı hekime ulaşabildiği bir sitem yerine; hocanın tüm hastalarına aynı adreste randevu verdiği; Tıp fakültesi hastanelerinde asistanların öncelikle hocanın muayenehanesinden gelen hastaların işlemlerini takip etmek durumunda oldukları bir sistem yerine; hastanelerine başvuran hastaları sadece tıbbi öncelik durumuna göre takiplerini yaptıkları bir sistem oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.

Tam Gün Yasası”nın uygulamaya girdiği tarihten bu yana Sağlık Bakanlığında 31 bin 484 uzman hekimden 422’sinin emekli olduğunu veya istifa ederek görevlerinden ayrıldığını ifade eden Akdağ, üniversitelerde ise 12 bin 784 öğretim üyesinden 765’inin sadece eğitim hizmetlerinde kalmayı tercih ettiğini, 18 kişinin istifa ettiğini ve 53 kişinin de yaş haddinden emekli olduğunu bildirdi.

Tam Gün Yasası” çıkmadan önce Tıp Fakültesindeki öğretim üyelerinin kayıtlı muayenehane sayısının 630 olduğunu ifade eden Akdağ, 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) sonrası üniversitelerde öğretim görevlisi olup da muayenehane açmak isteyen 94 hekimin başvuruda bulunduğunu kaydetti.

AMELİYATLAR ARTTI
650 sayılı KHK sonrası üniversite hastanelerinde yapılan ameliyatların düştüğünün iddia edildiğini belirten Akdağ, ”Ameliyatlar zorluk dereceleri dikkate alınarak zor ve karışık olanlardan başlamak üzere A, B, C, D ve E olmak üzere beş gruba ayrılmaktadırlar. Bunlardan nispeten daha zor ve karışık olan A, B, C grubu ameliyat sayılarını dikkate aldığımızda; Temmuz ayı ameliyat sayısı 44 bin 296, Ağustos ayı ameliyat sayısı 45 bin 977, Eylül ayı ameliyat sayısı 48 bin 619, Ekim ayı ameliyat sayısı 49 bin 937’dir. Ameliyatların azalmadığını bilakis arttığını görüyoruz” dedi.

Akdağ, 650 sayılı KHK sonrası henüz yurtdışında tedavi için başvuruda bulunulmadığını bildirdi..

Toplu arı ölümlerinden ‘cep’ sorumlu!

Avrupalı bilim insanları bu kez de arıların toplu ölümünden cep telefonlarını sorumlu tuttu.

Bilim insanlarına göre, çiçek toplamak için kovanlarından ayrılan arıları, baz istasyonlarının yaydığı sinyaller yanılttığı için bir daha yuvalarına dönemiyor ve bu durum toplu ölümlere neden oluyor. Bilim insanları, toplu arı ölümlerinden iklim değişikliği ve virüslerin de etkili olduğunu belirtti.

X gazetesinde yer alan bir habere göre, dünya arı popülasyonunun hızla düşmesi nedeniyle bir konferans yapıldı. Konferansta yayınlanan bir raporda, son 5 yıl içerisinde toplu arı ölümlerine bağlı olarak bal üretiminin yüzde 20 oranında düştüğü açıklandı.

HER ÜÇ ARIDAN BİRİ YOLUNU ŞAŞIRIYOR
Rapora göre dünya genelinde arı popülasyonunda ise yüzde 35 oranında düşüş yaşandı. Sadece geçtiğimiz yıl ABD’de çiçek toplamak için kovanlarından ayrılan her üç arıdan biri geri dönmedi.

Son birkaç yılda İngiltere’de arı popülasyonu yüzde 50 oranında düşerken bu oranın İsrail’de yüzde 30 civarında olduğu belirtildi.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARILARI GÜÇSÜZ DÜŞÜRÜYOR

Konferansta konuşan İsrail Bal Konseyi Başkanı Herzl Avidor, toplu arı ölümlerinde tek sorumlunun cep telefonu teknolojileri olmadığını belirtti. Avidor, baz istasyonlarının yanı sıra ani iklim değişikliklerinin arıları bazı virüsler karşısında korumasız duruma düşürdüğünü belirtti.

İsrailli yetkililer nektar üretiminin yapıldığı bölgelerde de arı popülasyonunda düşüşler yaşandığını tespit ettiklerini açıkladı.

Kabına sığmayan sektör Türkiye’yi katladı!

BTK Başkanı Tayfun Acarer: Bilişim sektörü Türkiye’nin büyüme hızının ço

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu BaşkanıTayfun Acarerbilişim sektörünün, Türkiye’nin büyüme hızının çok üzerinde bir gelişim gösterdiğini söyledi.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Gediz Üniversitesi arasında, bilişim ve iletişim sistemleri üzerine ortak araştırma geliştirme projeleri ile bilimsel araştırmalar yapılması yönünde işbirliği protokolü imzalandı.

BTK Başkanı Acarer, Gediz Üniversitesi Seyrek Yerleşkesinde düzenlenen imza töreninde yaptığı konuşmada, bilgi teknolojileri ve bilişimin, çağın en önemli sektörü konumunda olduğunu ifade etti.

Bilişim sektörünün, çok ciddi bir istihdam yaratmasının yanında, Denizcilik, Haberleşme ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın sözleriyle ”Lokomotif bir sektör olmasının ötesinde atık bir yaşam tarzı” olduğuna işaret eden Acarer, sektörün çok hızlı bir gelişim gösterdiğini kaydetti.

Acarer, bilişim sektörünün, Türkiye’de en hızlı büyüyen sektörlerin başında yer aldığını ifade ederek, ”Bilişim sektörü, Türkiye’nin büyüme hızının çok üzerinde bir hızla büyüyor. Mesela geçtiğimiz çeyreklerde Türkiye yüzde 9’luk bir büyümeyi yakalamıştı. Çağrı merkezlerindeki büyüme ise geçtiğimiz yıl yüzde 19 idi, bu yıl yüzde 22-23’ü bulacağını tahmin ediyoruz” şeklinde konuştu.

Gediz Üniversitesi ile imzalanan protokole de değinen Acarer, 12 üniversite ile daha bu protokolden imzaladıklarını ve çok güzel sonuçlar aldıklarını dile getirdi.

Gediz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyfullah Çevik de Türkiye’de BTK tarafından tercih edilen 13 üniversiteden biri olmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi.

Üniversite olarak hedeflerinin çok büyük olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çevik, sadece eğitim ve öğretimde değil, bilimsel araştırmalarda da dünyada saygın bir yer edinmek istediklerini anlattı.

FIRSATLAR VE TEHDİTLER
Protokolün taraflar tarafından imzalanmasının ardından ”Fırsatlar ve Tehditler” konulu panel gerçekleştirildi.

BTK İkinci Başkanı Ayhan Beydoğan, panelde yaptığı sunumda, internetin birçok faydasının yanında bazı sıkıntıları da beraberinde getirdiğini, ancak tehditler nedeniyle internetten vazgeçilemeyeceğini söyledi.

BTK Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanı Osman Nihat Şen de çocuklara interneti yasaklamanın çözüm olmadığını, bu konuda özellikle ebeveynler başta olmak üzere bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiğini kaydetti.

Güvenli internet konusunda bilgi veren Şen, ”Güvenli internet bir filtreleme değil, bir alternatif internet hizmetidir ve bir tüketici hakkıdır” dedi.

AA

 

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan karar çıktı.

Asgari ücret, 2012’nin ilk 6 ayında 16 yaşından büyükler için net 701,1 lira olarak belirlendi.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu gelecek yıl geçerli olacak asgari ücreti tespit etti. Buna göre, 16 yaşından büyükler için aylık brüt ücret ilk 6 ay için 886,50 lira, ikinci 6 ay için 940,50 TL olarak belirlendi. Bekar bir işçi için aylık net ücret ilk 6 ay için 701,14 lira, ikinci 6 ay için 739,80 TL olacak.

16 yaşını doldurmamış işçiler için aylık brüt ilk 6 ay için 760,50 lira, ikinci 6 ay için 805,50 lira olarak tespit edildi. Bu kesim için de aylık net ücret ilk 6 ay için 610,94 lira, ikinci 6 ay için ise 643,15 lira olarak uygulanacak.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ”Böylelikle asgari ücret yılın ilk 6 ayı için yüzde 5,91, ikinci 6 ay için yüzde 6,09 artmış, 2012 yılındaki yıllık artış oranı ise yüzde 12,37 olmuştur” dedi.

 Video için tıklayınız…

“YAPILAN ARTIŞ ENFLASYONUN ÜZERİNDE”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 2002’den bu yana net asgari ücretteki artışın yüzde 257,6 olduğunu belirterek, ”Enflasyondaki artışın yüzde 120 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, asgari ücrete yapılan artışın enflasyonun üzerinde olduğu açıkça görülecektir” dedi.

Çelik, bakanlıkta yapılan asgari ücret tespit komisyonu toplantısının ardından, yeni asgari ücreti açıkladı.

Bakan Çelik, toplumun önemli kesimlerini yakından ilgilendiren asgari ücretin çalışma hayatında önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Anayasa’nın 55. maddesine göre, asgari ücretin belirlenmesinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumunun göz önünde bulundurulduğunu ifade eden Çelik, bu doğrultudaAsgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 1 Aralık’ta çalışmalarına başladığını hatırlattı.

Komisyonun bugüne kadar 4 kez bir araya geldiğini, toplantılarda Kalkınma Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı ve TÜİK gibi kuruluşların Türkiye’nin 2011 yılında gerçekleşen ve 2012 yılı için hedeflenen ekonomik durumuyla ilgili hazırladığı ayrıntılı raporların değerlendirildiğini anlattı. Çelik, 2012’de hedeflenen enflasyon oranının yüzde 5, büyümenin de yüzde 4 olduğuna işaret etti.

Hükümet olarak çalışanları ve emeklileri olduğu gibi asgari ücretlileri de bugüne kadar enflasyona ezdirmediklerini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

”2002 yılında brüt 250,9 lira olan asgari ücret, bugün itibariyle yüzde 233,6 artışla brüt 837 liraya yükseltilmiştir. Net asgari ücretteki artış ise yüzde 257,6 olmuştur.

9 yıllık iktidar döneminde enflasyondaki artışın yüzde 120 olduğu göz önünde bulundurulduğunda,asgari ücrete yapılan artışın enflasyonun üzerinde olduğu açıkça görülecektir.

Hükümet olarak ve Sayın Başbakanımızın çalışanların hakları ve ücretleri konusundaki hassasiyetlerini bütün kamuoyu yakından bilmektedir.”

TESPİT YÖNTEMİNE İLİŞKİN ÇALIŞTAY DÜZENLENECEK
Bakan Çelik, asgari ücret tespit komisyonunun, asgari ücret mevzuatı ve asgari ücreti belirleme yöntemine ilişkin gelecek dönemde bir çalıştay gerçekleştirme kararı aldığını bildirdi.

Bu kararın son derece önemli olduğunu dile getiren Çelik, ”Asgari ücret belirleme veya şu anda komisyonunun yaşamış olduğu sorunların çözümü açısından bu çalıştayın yararlı olacağı ve 2013’te komisyonun daha az yorulacağı inancı içindeyim” dedi.

KERHEN UZLAŞMA…
2012’de uygulanacak asgari ücret tutarlarını açıklayan Bakan Çelik, asgari ücretin yılın ilk 6 ayı için yüzde 5,91, ikinci 6 ay için yüzde 6,09 arttığını, 2012’deki yıllık artış oranının da yüzde 12,37 olduğunu bildirdi.

Çelik, ”Bu kararımızı, iki konfederasyonumuzla, biraz da kerhen de olsa birlikte müştereken aldığımız bir karardır” dedi.

Kararda emeği geçen komisyon üyelerine teşekkür eden Çelik, asgari ücretin, çalışanlara ve işverenlere hayırlı olmasını diledi.

Bir gazetecinin ”Kararı açıklarken kerhen ifadesini kullandınız. Sıkıntı nerede?” sorusunu yöneltmesi üzerine Çelik, işverenlerimiz bu konuda biraz daha düşük bir belirlemeden yanaydı. İşçi konfederasyonumuz daha yüksek bir beklenti içindeydi. Netice itibariyle uzlaşılan bir nokta oldu. Ama öyle bir kelimeyi belirtmemde de yarar vardı, işverenler açısından” karşılığı verdi.

Muhalefet şerhi bulunup bulunmadığı yönündeki soruya karşılık da Çelik, ”Hayır. Uzlaşmayla neticelenmiştir” dedi.

‘EVET’ DEMEK ZORUNDA KALDIK
İşçi heyeti başkanı Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Ramazan Ağar, asgari ücret mevzuatına ilişkin çalıştayın şubat ve mart ayında yapılacağını söyledi.

Asgari ücret görüşmelerinde işverenin ilk 6 ay için yüzde 3, ikinci 6 ay için de yüzde 2.2 zam istediğini ifade eden Ağar, ”Bu varılan rakam çok iyi bir rakam değil ama oranlarda yüzde yüz artış var. Biz bu artışı mücadele vererek sağladık. Sonuç oy birliğiyle imzalandı. TÜRK-İŞ muhalefet şerhi koysaydı bu artış olmazdı” dedi.

İşveren heyeti Başkanı TİSK Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nafiz Konuk da İstanbul’dan 200 kilometre uzaklıkta olan Bulgaristan’da asgari ücretin yaklaşık 300 lira olduğunu belirterek, ”Bakan, bu artışı tarafları uzlaştırarak yapmak için bir yerde baskı uygulayarak, ısrarcı tutumunu sürdürünce ‘evet’ demek zorunda kaldık. Bir yerde rızamızla ‘evet’ dedik ama düşündüğümüz rakam bu değildi. İnşallah açıklanan asgari ücret, Türkiye’de asgari ücretle ve üstündeki bir ücretle çalışan insanların işlerini korumada yarar sağlar” dedi.

Konuk, asgari ücrete yapılan artışın hükümetin işçiye yeni yıl hediyesi olduğunu kaydetti.

ASGARİ ÜCRETE CHP VE BDP’DEN TEPKİ GELDİ
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, asgari ücretteki artışın, aslında mevcudu korumaktan ibaret olduğunu savundu.

Hamzaçebi, AA muhabirinin sorusu üzerine, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2012 yılı için belirlediği rakamın ”son derece yetersiz” olduğunu söyledi. 2011 yılı enflasyonunun çift haneli ve faizlerin yüksek olduğunu dile getiren Hamzaçebi, böyle bir süreçte yapılan bu artışın, mevcudu korumaktan ibaret olduğunu ileri sürdü.

Refahtan asgari ücretliye bir pay düşmediğini belirten Hamzaçebi, ”Burada asgari ücretlerinin ihtiyaçları değil, ekonomide maliyetlerin yükselmemesi düşüncesinden hareket edilmiştir” dedi.

Akif Hamzaçebi, Türkiye ekonomisinin rekabet gücünü artırmak için çalışanlardan bu kadar fedakarlık istenmesinin yanlış olduğunu söyledi.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da asgari ücret rakamlarının açlık sınırının altında olduğunu belirtti. Dört kişilik bir ailenin normal şartlar altında geçimini en az 3 bin liranın üzerinde gelirle karşılayabileceğine dikkati çeken Kaplan, ”Enflasyon çift haneli olurken, faiz oranları yükselirken, harç ve vergiler artarken, alım gücü düşerken asgari ücrette yapılan bu artış büyük gibi gözükse de aslında bir gerileme söz konusudur. Bunu insani açıdan kabul etmek mümkün değildir” dedi.

AA


ÜLKELERE GÖRE MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekili olmanın sayısız ayrıcalıkları ve getirisi var. Maaş ve özlük hakları da her dönemde tartışma konusu yapılıyor. Gerçekten öyle mi?

Bizim milletvekillerimizin maddi geliri ve özlük hakları, gelişmiş demokrasilerde parlamenterlik yapanlarla kıyaslandığında nasıl bir tablo ortaya çıkıyor? İşte Yılmaz Dağdeviren’in hazırladığı; milletvekillerinin maaş ve özlük haklarının karşılaştırmalı tablosu:

NORVEÇ:
Kişi başı milli geliri: 98.000 $.
Milletvekili maaşı: 7.500 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: 65’ten sonra.
Maaşın milli gelire oranı: % 7.6.

İSVEÇ:
Kişi başı milli geliri: 65.000 $..
Milletvekili maaşı: 4.200 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 6.4.

DANİMARKA:
Kişi başı milli geliri: 64.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.000 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 7.8.

FİNLANDİYA:
Kişi başı milli geliri: 52.000 $.
Milletvekili maaşı: 4.000 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 7.6.

HOLLANDA
Kişi başı milli geliri: 52.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.660 $.
Yan ödeme: 150 $.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.8.

AVUSTURYA:
Kişi başı milli geliri: 50.500 $.
Milletvekili maaşı: 8.100 $.
Yan Ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 16.

BELÇİKA :
Kişi başı milli geliri: 47.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.064 $.
Yan ödeme: 1.423 $.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.6.

İNGİLTERE:
Milli geliri: 46.500 $.
Milletvekili maaşı: 6.200 $.
Yan ödeme: Londra kenti 9 gidiş-geliş bileti.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 13.3.

FRANSA:
Kişi başı milli geliri: 46.000 $.
Milletvekili maaşı: 4.648 $..
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: 55 yaş sonrası.
Maaşın milli gelire oranı: % 10.

İTALYA:
Kişi başı milli geliri: 40.000 $.
Milletvekili maaşı: 9.150 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 22,8.

İSPANYA:
Kişi başı milli geliri: 37.000 $.
Milletvekili maaşı: 2.312 $.
Yan ödeme: 1.500 $.
Emeklilik: Memur gibi.
Maaşın milli gelire oranı: % 4.

ÇEK CUMHURİYETİ:
Kişi başı milli geliri: 21.000 $.
Milletvekili maaşı: 1.900 $.
Yan Ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 9.

LİTVANYA:
Kişi başı milli geliri: 15.000 $.
Milletvekili maaşı: 820 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 5.4.

POLANYA:
Kişi başı milli geliri: 14.000 $.
Milletvekili maaşı: 1.893 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 13.5.

ERMENİSTAN:
Kişi başı milli geliri: 4.000 $.
Milletvekili maaşı: 200 $.
Yan ödeme: Yok.
Emeklilik: Yok.
Maaşın milli gelire oranı: % 5.

TÜRKİYE :
Kişi başı milli geliri: 10.000 $.
Milletvekili maaşı: 5.600 $.
Yan ödeme: Harcırahlı.
Emeklilik: Yaş sınırı yok.
Çifte emekli geliri var.
Maaşın milli gelire oranı: % 56
Sosyal haklar:
2 yılda emeklilik hakkı
Emekli olunca ömür boyu ayda 6 milyar TL maaş

Şimdiden Windows 8…

İnternette sansür, filtre ve ifade özgürlüğü tartışmaları sürerken bilişim hukukçuları, internet erişim özgürlüğünü bambaşka bir boyuta taşıyor.

Sıra internet erişim özgürlüğünün anayasal bir hak olarak tanımlanmasında. Alternatif Bilişim Derneği ve İnternet Vatandaşları Topluluğu başta olmak üzere sivil toplum örgütleri “internet erişim özgürlüğü”nün anayasal güvence altına alınması için başvurulara başladı bile.

– Facebook’ta muhalif bir link paylaşsam başıma bir şey gelir mi?
– Yaptığım yorumlar hakaret veya suç sayılır mı?
– Bilgisayarıma indirdiğim videonun telif hakları korunuyorsa başıma iş açılır mı?
– Sözlük’te yazdıklarım nedeniyle ifade vermem gerekir mi?
– Online oyunda satın aldığım karakter çalınırsa ne yaparım?
– İnternet kullanıcısı olarak haklarım neler?

Bu soruların yanıtını bilmiyorsanız endişe etmeyin; yalnız değilsiniz… Milyonlarca internet kullanıcısıyla aynı belirsizliği yaşıyorsunuz. Çünkü internette ifade özgürlüğü hukuki anlamda çok bilinmeyenli bir denklem. Yeni bir anayasa hazırlığının yapıldığı şu günlerde internet dünyası da bu bilinmezliklere açıklık getirmek ve ifade özgürlüğünü anayasa güvencesiyle sağlayabilmek için kolları sıvadı.

Kullanıcı hakları bildirgesi de yolda

Geçtiğimiz günlerde Alternatif Bilişim Derneği bir toplantı düzenleyerek “İnternet, temel bir insan hakkı olarak yasal güvenceye alınabilir mi?” sorusunun yanıtını arayarak hak ve özgürlüklerin yasal güvenceye alınması ve internet için çağın gereklerine uygun hukuki düzenlemelerin yapılması için harekete geçti.

Toplantıda alınan kararlara göre taslak bir metin hazırlanacak ve konuyla ilgilenen hukukçuların ve ilgili herkesin bu tartışmalara katılması sağlanacak. Gerekli hukuki metinler ve kullanıcı hakları bildirgesi gibi temel metinler hazırlanması da alınan kararlar arasında. İnternet Vatandaşları Topluluğu da yine “internet temel insan hakkı olmalı” diyerek anayasa önerilerini Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na sundu.

En az seyahat özgürlüğü kadar temel bir hak

Bilgi Üniversitesi’nden Dr. Özgür Uçkan, internet erişiminin Birleşmiş Milletler (BM) tarafından “temel bir insan hakkı” olarak tanımlandığını; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne “3. Kuşak insan hakkı” olarak dahil edildiği ve Avrupa Konseyi’nce temel bir hak olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne eklendiği bilgisini veriyor. Türkiye’nin bu sözleşmelerde imzasının bulunduğunu ve dolayısıyla bu esası iç hukukumuza uyarlanması gerektiğini de…

“Rejimimizin adını koyalım… Gibi yapmayalım”

Temel hakların anayasada tanımlanmak ve korunmak zorunda olduğunu vurgulayan Uçkan,
internet erişiminin en az seyahat özgürlüğü kadar temel bir insan hak olduğunun altını çiziyor.  Uçkan görüşlerini şöyle ifade ediyor: “İnternet erişiminin, Türkiye’de olduğu gibi devletin sürekli sansür, gözetim, denetim müdahalesi tehdidi altında olduğu bir ülkede demokrasiyi tesis edemezsiniz. Çünkü demokrasi düşünce, ifade, bilgi edinme, haber alma özgürlüğü temelinde yükselir.

Geleneksel medyanın zaten ciddi bir şekilde devlet tarafından denetlendiği, haber mantığının dikte edildiği, uluslararası basın özgürlüğü endekslerinde notu yerlerde sürüklenen bir ülkede, özgür internet erişimi olmadan tüm temel hak ve özgürlükler zaten askıya alınmış demektir. İnternet erişiminin korunma altına alınmadığı bir anayasa yapacaksak, buna hiç gerek yok; devlet ideolojisini temsil eden kurgusal “örf ve adetler” neyimize yetmiyor? Rejimimizin adını koyalım artık… Gibi yapmayalım.

Garabet mi yaşam alanı mı?

Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğ. Gör. İsmail Hakkı Polat da, internetin başlı başına bir “yaşam alanı” olduğunu vurgulayarak, internetin ne olduğuna ilişkin herkesin farklı bir bakışı olduğunu belirtiyor. İnternetin, hiç kullanmayanlar için “uzak durulması gereken bir garabet”, çok kullananlar için ise “birincil yaşam alanı” olduğunu belirten Polat, “İnsanlar fiziksel sınırları kaldıran bu sanal ortamda arkadaş oluyor, eğleniyor, üzülüyor, iş yapıyor, para harcayıp kazanıyor, gruplaşıyor, evleniyor, dolandırılıyor, vs. Fiziksel dünyayla entegre ele alınması ve düzenlemesi gereken yüzlerce hatta binlerce vaka yaşanıyor. Tam da bu noktada toplumların yaşam alanlarına sirayet etmekte olan internetin devletlerin vatandaşlarıyla aralarında yaptıkları ana sözleşmeye bir temel hak olarak dahil edilmeli” diyor.

İnternet özgürlüğünün anayasaya temel bir hak olarak konulmasıyla Bilgi Toplumu olma yolunda ilk adımın atılabileceğini belirten Polat,  bu adımla, dünyada interneti temel bir hak olarak kabul etmiş olan Finlandiya, Estonya ve İzlanda ile birlikte dünyanın en ileri ülkelerinin seviyesine gelineceğini, bunun da vizyoner bir bakış olarak AB ve diğer dünya ülkelerinin önüne taşınacağını ifade ediyor.

Siz de katılabilirsiniz

Anayasa taslağına ilişkin görüş ve öneriler, 31 Aralık 2011 akşamına kadar komisyona şu adresten iletilebilecek: http://yenianayasa.tbmm.gov.tr/gorusgonder.aspx


Yılın en önemli teknoloji haberleri!

Geride bıraktığımız yılın en önemli teknoloji haberleri hakkında yapılan sıralamada, Apple’ın efsanevi kurucusu Steve Jobs’un ölümü en üst sırada yer aldı.

CNN tarafından yapılan sıralamaya göre, Jobs’un ölümü teknoloji haberlerinde bu yıl en çok konu edilen olay oldu.

2011’in en çok ses getiren teknoloji haberleri sıralaması şöyle:

1-Steve Jobs’un ölümü: Uzun süre kanserle mücadele eden Jobs’un 5 Ekim’de hayatını kaybetmesi dünyada büyük yankı uyandırdı. Kurucusu olduğu Apple’ın mağazaları önünde hayranları anma törenleri düzenledi, Jobs hakkında yazılan biyografi en çok satanlar listesinde 1 numaraya yükseldi. iMac, iPod, iPhone ve iPad gibi ürünleri ortaya çıkaran ekibin başındaki isim olan Jobs, bir süre ünlü animasyon şirketi Pixar’ı da yönetmişti.

2- Göstericiler için sosyal medyanın rolü: 2010’un sonlarında Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da esmeye başlayan Arap Baharı dalgasında Twitter, Facebook ve YouTube gibi paylaşım sitelerinin rolü çok önemli yer tuttu. Özellikle Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan olaylar sırasında sosyal medya çok büyük rol oynadı. Londra’daki protestolar sırasında göstericiler Blackberry Messenger yoluyla haberleşti. ABD’deki “Wall Street’i İşgal” eylemlerinde Twitter haberleşme aracıydı.

3- İnternet korsanları:
 Kendilerine “Anonim” adını veren internet korsan grubu, kiliselere, e-ticaret şirketlerine ve banka gibi kurumlara siber saldırılar düzenleyerek çok sayıda internet sitesini çökertti. Saldırıların çoğu siyasi nedenlere dayanıyordu.

4- Tablet bilgisayar piyasasının büyümesi: Yaklaşık 10 yıllık bir geçmişi bulunan tablet bilgisayar piyasasına iPad’in büyük başarısından sonra bu yıl çok sayıda yeni ürün girdi. Ancak Android tabletlerini üreten Google ve Blackberry Playbook’un üreticisi RIM gibi elektronik şirketleri, bu pazarda henüz umduklarını bulmuş değil. Kindle Fire adlı ürünüyle Amazon, iPad’in etkin olduğu pazarda kendine en iyi yer edinen şirketlerden biri oldu. Amazon, Kindle Fire’ı pazara sunduğu Kasım ayından bu yana her hafta 1 milyon ürün sattı.

5- Facebook’un “frictionless sharing” uygulaması: Facebook kullanıcılarının okudukları bir yazı veya dinledikleri müzik hakkında Facebook üzerinde eşzamanlı bildirim sağlayan bu özellik, bazı şirketler için önemli bir tanıtım aracı haline geldi. Ancak yine de kimileri özel okuma alışkanlıklarının anında Facebook üzerinde yayınlanmasına karşı çıkıyor. Sitenin kurucusu Mark Zuckerberg ise, her yıl daha fazla kişinin kendisi hakkında daha fazla bilgiyi paylaşmaya devam edeceğinden emin.

6- Patent savaşları: Mobil dünyanın en büyük isimleri Apple, Google, HTC, Microsoft, RIM ve Samsung, geçen yıl devasa bir patent oyununun içinde yer aldılar. Adı geçen şirketler, birbirleri hakkında dava ya da karşı davalar açarak birbirlerinin ürünlerinin satılmasını engellemeye çalıştılar veya lisans anlaşmaları konusunda hak iddia ettiler.

7- Google : İnternet kullanıcıları, web üzerinde arama yapmaktan çok sosyal ağlarda vakit geçiriyor. Bunun anlamı, bir başka deyişle, “daha çok Facebook, daha az Google” demek. Bu nedenle, Google kendi Facebook benzeri sosyal ağını, yani Google ‘yı sundu. Google iyi bir başlangıç yapsa da Facebook bu mecrada açık ara önde. Google, sosyal paylaşım ağının, şirketin geleceği için kilit önemde olduğunu söylüyor.

8- Apple’ın dünyanın en değerli şirketi olması: Steve Jobs, 1997 yılında Apple’a döndüğünde şirketin iflas etmesine birkaç hafta kaldığını söylemişti. Sonraki yıllarda Jobs, Apple’ı piyasa değeri açısından dünyanın en değerli şirketi haline getirdi.

9- IBM’in süper bilgisayarının insan rakiplerini yenmesi: IBM’in ürettiği Watson isimli bilgisayar, İngilizcedeki bazı nüansları anlayamıyordu ancak ülkemizde “Riziko” olarak bilinen bilgi yarışmasında ABD’nin en çok ödül kazanan iki ismini hayal kırıklığına uğratmayı başardı.

10- Spotify ve Facebook’un dijital müzik işbirliği: iTunes ve iPod, Apple’ın dijital müzik pazarındaki hakim konumunun förmülleriyken, Amazon ve Google henüz bu işe el atmadı. Ancak Avrupa’da Apple’a önemli bir rakip olan dijital müzik hizmeti sağlayıcısı Spotify, yıllar süren telif hakkı görüşmelerinin ardından bu yıl Facebook ile ABD pazarına girmeye başardı.

Öğretmenlerin tatili 1 aya iniyor.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in, öğretmenlerin artık yazın 3 ay tatil yapmayacaklarını belirttiği konuşması hayata geçiriliyor.

 

Hatırlanacağı üzere TRT Haber’e konuşan Dinçer, “İhtiyaç duydukları kadar tatil için zaman ayıracağız. Ama onun dışında bir eğitim programı uygulayacağız” demişti. Öğretmenlerin, bütün masrafları bakanlığın karşılayacağı bir eğitimden geçireceklerini dile getiern Dinçer “En az bir ay süre ile öğretmenlerimizi eğitime tabii tutacağızBunu her öğretmeni değişik illere, tatil beldelerine taşıyarak yapmayacağız. Herkesi kendi ilinde, ilçesinde olacak” ifadelerini kullanmıştı.

Dinçer’in projesi hayata geçiriliyor. Afyon İl Milli Eğitim Müdürlüğü afyon.meb.gov.tr adresinde 2012 hizmetici eğitim plani yazisinda belirtildiği üzere ildeki ögretmenlere tüm yaz boyu seminer konulmuş./m.b

Yayınlanan planda il genelindeki Tüm Öğretmenler/Tüm Yöneticiler yaz tatilinde Haziran/Temmuz/Ağustos aylarında rotasyonlu olarak seminere alınmış. Yani öğretmenlerin olmayan üç ay tatili de tamamen hiç edilmiş. Yetkililerin hangi gerekçe ile böyle bir uygulamaya gittiği diğer illerde böyle bir uygulama yapılıp yapılmayacağı merak konusu oldu.

ÖMSS 29 Nisan 2012 tarihinde yapılacak

Merakla beklenen açıklama yapıldı. 2012 Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) 29 Nisan 2012 tarihinde yapılacak.   

03/10/2011 tarihli ve 28073 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Merkezi Sınav ve Kura Usulü Hakkında Yönetmelik” uyarınca Özürlü Memur Seçme Sınavı Merkezimiz tarafından yapılacaktır.
2012 Özürlü Memur Seçme Sınavı (ÖMSS) 29 Nisan 2012 tarihinde yapılacaktır.

Sınava ilişkin başvuru, başvuru merkezleri, başvuru koşulları, sınav, değerlendirme, yerleştirme vb. bilgiler daha sonraMerkezimiz tarafından adayların bilgisine sunulacaktır.

%d blogcu bunu beğendi: