Aylık arşivler: Eylül 2011

Dünya bu kristalin peşinde!

Bor elementini saç telinin yüz binde biri seviyesine küçülterek, ilaçların vücutta hiçbir engellemeyle karşılaşmadan hedef organda etkili olmasının yolunu açıyor.  Ortadoğu’nun en büyük nanoteknoloji ar-ge ve üretim tesisinin sahibi NNT, 1990’lı yıllarda başlattıkları araştırmaları sonunda tıbbi ilaçların istenen her türlü organ ya da hücreye direkt gönderilmesini sağlayan ”nanoelmas ilaç taşıma yöntemini” geliştirdiğini açıkladı.

Özellikle kanser gibi hastalıklarda kullanılabilecek yöntem, bor elementini nanoteknolojik yöntemlerle saç telinin yüz binde biri seviyesine küçülterek, ilaçların vücutta hiçbir engellemeyle karşılaşmadan hedef organda etkili olmasının yolunu açıyor.

Sistem testlerinin, ilaçları tamamen bünyesine alıp taşıyabilmesi ve böylece ilacın etkinliğini de artırmasıyla ABD’deki benzer çalışmalardan kat kat ileride olduğunu gösterdiği bildiriliyor.

Bir nevi güdümlü füze gibi çalışan sistemin ilaç taşıma sistemlerinde yeni dev adımlar atılmasını sağlayacağı belirtiliyor.

NNT Nanoteknoloji Bor Ürünleri A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Cafer Akın, yaptığı açıklamada, firmalarının dünyada ilk ve tek olarak bor ve nanoteknoloji temelli saç telinin yüz binde biri boyutunda ”MCDP” isimli nano partiküllerini geliştirerek, tıpta önemli bir aşamaya imza attığını söyledi.

NNT’nin geliştirdiği ve literatüre kazandırdığı nano-bor bilyacıklarının ilk olarak 1996-1997 yılında kanda ve kemik yapımında kullanılıyor olmasından dolayı ilaç sanayinde de önemli aşamalar kaydedilmesini sağladığını dile getiren Akın, sürekli geliştirdikleri çalışmaları sonunda ortaya çıkan ”Nano Elmas Tedavisi”nin özellikle kansersiz bir yaşam için umut vadettiğinin bilim çevrelerince kabul edildiğini ifade etti.

”HER NANO PARTİKÜL İLACI TAŞIYAMIYOR”

Dünyadaki ilaç taşıyıcı sistemleri hakkında bilgiler veren Akın, her nano partiküle ilacın yüklenemediğini, ABD kaynaklı pek çok makalede ise ilaç yüklenen pek çok nano taşıyıcının ilaçları emme özelliğinin bulunmadığını aktardı.

Bu taşıyıcıların ilaçları emme özelliğinin çok az olmasına rağmen bilim otoritelerinde büyük heyecanlar yarattığını belirten Akın, oysa 1990’lı yıllardan beri yürüttükleri çalışmalar sonunda geliştirdikleri nanoelması sisteminin ilaçların tamamını absorblama özelliğinin bulunduğunu ve bu yönüyle mevcut araştırmaların çok ötesinde olduğunu bildirdi. Akın, yöntemlerinin bu özelliğinin ilacın tamamımın hastalıklı bölgeye ulaştırılması anlamına geldiğini ifade etti.
Akın, şöyle konuştu:

”MCDP, potansiyel-alternatif tıbbi ilaç olarak kullanıldığı taktirde, sahip olduğu anormal yüksek emme kapasitesi, yüzeyindeki serbest elektron fazlalığı ilaç yüklenebilirliğini arttırmakta ve her bir kristalin yüzeyindeki yüksek miktarda oksijen içeren fonksiyonel gruplar, kimyasal İNERT parçacıkları ve yüzey hidrofilisitesi ve güçlü absorbent özellikleriyle anti kanser ilaçlarını yüksek miktarda emme ve taşıma özelliğine sahiptir.”

”MCDP’nin bu absorbent özelliğinin modern tıbbın nano malzeme ile kanser tedavi tezlerine büyük açılımlar sağlayacağının müjdeleyebiliriz” ifadelerini kullanan Akın, böylece yöntemlerinin tıpta devrim niteliğinde bir buluş olduğunu söyledi.

Akın, çalışmalarının fareler ve insan üzerindeki testlerinin yurt dışında gönüllü ve o ülkenin yasaları çerçevesinde yapıldığını ve alınan neticelerin çok iyi olduğunu söyledi.

NANO ELMASLARIN BİLİMSEL İŞLEVİ VE TEDAVİDEKİ ÖNEMİ

Cafer Akın, 200 nanometre boyutunun altındaki nano partiküllerin vücuttaki savunma mekanizmasının koruyucuları konumundaki hücre duvarları ve antikorların algılama ölçeğinin altında olduğundan, hiçbir engellemeyle karşılaşmadan beyin dahil en ince ve hassas noktalara kolaylıkla ulaşabileceğini belirtti.
100 nanometre altı nano malzemenin bağışıklık sisteminin hiçbir engellemesiyle karşılaşmadan serbest dolaşımının yararlı malzemeler için tıpta kanser hücrelerinin yok edilmesinde uygulanabilecek en ümit verici alternatif olarak bilim adamlarının, modern tıp araştırma kuruluşlarının hayallerini süslediğini vurgulayan Akın, şöyle devam etti:

”1996 yılından beri nano ve nano altı ölçekli MCDP-Nanobor monokristal bilyacıklarıyla yaptığımız klinik çalışmalarda, fareler ve ümitsiz vaka hastalarda ilaç yüklenmiş nano malzemelerle kanser virüslerinin çoğalma ve yayılması engellenerek, uzun vadede hastalığın gerilediği ve hatta iyi huylu tümörlerde küçülme ve yok olma sonuçlarının alındığı izlendi.

Detaylandırmak gerekirse; MCDP nano monokristal elmaslar toksik özellik taşımıyor ve vücutta herhangi bir enflamasyon-yangı-iltihaplanmaya neden olmuyor. MCDP monokristal olmaları sebebiyle kan dolaşımı ve hücre içerisinde moleküler kütle oluşumunu tamamen engelliyor.”

Kanser hastalığının tedavisinin bulunmasının önemli olmakla beraber, bağışıklık sistemlerinde kansere ve benzeri hastalıklara yakalanmanın önünü kesecek çözümlerin bulunmasının insanlık için daha önemli olduğunu söyleyen Akın, laboratuvar ve klinik çalışmalar sonunda 109 bitkinin moleküllerini (özü) kombine edilerek ve nanoteknoloji ile güçlendirilen tamamen doğal ve hiçbir yan etkisi olmayan bir ürünü de geliştirdiklerini bildirdi.

Cafer Akın, söz konusu ”nanoelmas ile tedavi yöntemi”nin vücuda uygulanmasının literatürde farklı şekillerde yer aldığını ve bunun tıbbi otoritelerce belirlenebileceğini sözlerine ekledi.

”SAĞLIK BAKANLIĞI NE DİYOR?”

Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkan Yardımcısı Dr. Nejat Özgül, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, konu hakkında birçok araştırma yapıldığını söyledi.

Bu araştırmaların değişik fazlarda sürdürüldükten sonra bulunan yeni maddelerin ilaç haline getirildiğine işaret eden Özgül, ”Bu araştırmaların sonunda ilaç haline gelmeyen hiçbir madde insanlar üzerinde kullanılamaz. Bahsedilen konu ile de ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Ancak şu anda insanda tedavi amacıyla kullanılma aşamasına gelmemiştir. Ayrıca bakanlığımız da bu konuyu takip etmektedir” ifadelerini kullandı.


Reklamlar

İnsan beyni kopyalanacak!

Beyin bilgisayara aktarılacak, insanların genlerini değiştirilecek ve yeni ırklar ortaya çıkacak. Ünlü fütüristler İstanbul’daki toplantıda beynin bilgisayara aktarılacağını, insanların genlerinin değiştirileceğini ve yeni ırklar ortaya çıkacağını iddia etti. Geleceğe şekil vermek ve insanlığı yönlendirmek için çalışan bilim adamları dün İstanbul’da bir araya geldi. İnsanla bilgisayarın bütünleşeceğini açıklayan ve kitabı milyonlar satan ABD’li Ramez Naam soruları yanıtladı. 21’inci yüzyılı “İnsanlığın son yüzyılı” olarak tanımlayan Naam, gelecekte insan beyninin bilgisayarlara aktarılacağını belirterek şunları ileri sürdü:

– İnsanlar artık dünyayı yöneten ırk olmayacak. Teknolojiyle beraber yeni ırklar ortaya çıkacak.

– Gen dizilimini ortaya çıkarmanın maliyeti azalacak.

– Milyarlarca canlının gen dizilimi ortaya çıkınca insanların genleri değiştirilebilecek.

– İnsan geninin kopyaları artırıp azaltılabilecek.

– İnsanlarda olmayan genlerden istenileni eklenebilecek.

– Genler editlenince bağışıklık sistemi kuvvetlenecek.

– Kanserli hücreler çıkartılacak.

– Hastalıklı hücreler değiştirilecek.

– Beyinler taranıp, hücrelerin birbirleriyle olan ilişkisi ve bağlantısı ortaya çıkarılacak. Bu bağlantıları kapsayan bir yazılım geliştirilecek. Trilyonlarca bilgiyi kapsayan yazılım dev bilgisayarlarda depolanacak. IBM Blue Gene projesi bunu yapıyor. Böylece beynin yedeği alınacak. Zihin yeniden programlanacak.

– Zihin yeni bir vücuda ve bilgisayara aktarılacak.

– Beyin aracılığıyla iletişim gerçekleşecek.

– Genetik değişimile insanlar ruh hallerini değiştirecek. Çok mutsuz bir adam neşelenecek. Çekingen ve korkak birisi macera sporu yapıyormuş gibi hissedebilecek.

– Beynin kopyalanmasıyla ölümsüzlüğe bir adım daha yaklaşılacak ama ölümsüzlüğe henüz zaman var. Yaşam uzatılabilse bile bir otobüsün altında kalma riski var.


Trafik sorununa cep çözümü!

Trafik çilesine iPhone ve Android’de çözüm! Piranha’nın geliştirdiği bu navigasyonlu trafik çözümü, iPhone ve Android’de çok işinize yarayacak! 
Navigasyon pazarında uzun zamandır beklenen çözüm nihayet hizmete girdi. Navigasyon markası Piranha tarafından geliştirilen sistem sayesinde sürücüler, trafiğin yoğun olduğu yollardan daha az yoğun ya da tamamen açık olduğu yollara navigasyon sistemi tarafından otomatik olarak yönlendirilerek hem yakıttan hem de zamandan tasarruf sağlamış oluyorlar.

Piranha Genel Müdürü Tuğrul Verkaya yeni ürünle ilgili olarak “Sürücüler bugüne kadar web siteleri veya çeşitli cep telefonu yazılımlarıyla trafik durumuna bakıp hangi yoldan gideceklerine anlık olarak karar vermeye çalışırlardı. Hem trafik bilgisi içeren hem de navigasyon yapan bir yazılım veya navigasyon cihazı yoktu. Biz Piranha Trafikli Navigasyonla bunu başardık. Bundan sonraki dönemde navigasyon cihazı deyince akla sadece adres bulmaya yarayan değil aynı zamanda sizi trafikten de uzak tutan cihazlar gelecek” dedi.

Sistemin kullanım kolaylığına da dikkat çeken Verkaya; “Son derece basit bir kullanım mantığı tasarladık. Yapılması gereken; gidilecek adres tanımlandıktan sonra “Trafikten Kaçın” tuşuna bir kez basmak. Sonrasında sistem o anki trafik bilgisini dikkate alarak, trafiksiz veya en az trafikli yollardan sizi hedefe ulaştırmaktadır” dedi.

Sistemin sadece İstanbul ile sınırlı olmadığının altını çizen Verkaya; “Piranha Trafikli Navigasyonun sadece İstanbul’da değil aynı zamanda Ankara, İzmir, Bursa ve bazı şehirlerarası yollardı da kapsadığını ifade ederken Eylül sonunda çıkacak güncelleme sayesinde kapsama alanını 20 ile çıkartmayı hedeflediklerini” belirtti.

Kullandıkları trafik teknolojisinin en son yenilikleri içerdiğine özellikle vurgu yapan Verkaya; “Biz her iki dakikada bir trafiği analiz edip, kullanıcılara en güncel trafik durumunu sunuyoruz. Trafikte sıkışmalar aniden olabiliyor bu yüzden güncelleme sıklığı çok önemli.

Geç gelen bilgi hiçbir işe yaramaz. Biz bu yüzden 15 dakikada bir güncellemeye sahip radyo frekansı üzerinden yayın yapan ucuz TMC-RDS sistemi yerine, daha fazlayatırım maliyeti gerektiren ancak 2 dakikada bir güncelleme imkanıyla en güncel trafik bilgisini veren TMC-ONLINE sistemini kullandık” dedi.

Yaklaşık iki yıllık bir Ar-Ge çalışması sonucunda geliştirilen Piranha Trafikli Navigasyon sistemi ekonomik fiyatıyla da dikkat çekiyor. Aylık abonelik ücreti bulunmayan sistemde 81 ili kapsayan en güncel Navteq Türkiye haritası kullanılmakta olup, ömür boyu sınırsız trafik servisi de dahil olmak üzere satış fiyatı 49 USD. Şimdilik Android Marketten cep telefonlarına indirilebilen sistem Eylül ayından itibaren Applestore üzerinden de Iphone kullanıcılarına ulaşacak. Piranha Trafikli Navigasyon sistemini, bilindik araç içi Navigasyon cihazı şeklinde satın alabilmek için belirtilen tarih ise Eylül ortası.


Ayak izi de parmak izi gibi güvenli!

Ayak izinin, neredeyse parmak izi gibi kişiye özgü olduğu ve kimliği belirleyebileceği ortaya çıktı. Japonya’daki Şinsu Üniversitesi’nden bilimadamları, çıplak ayakla yaklaşık 100 gönüllüden yürümelerini istedi. Üç boyutlu görüntüleme sistemi ve bilgisayar yardımıyla gönüllülerin topuk darbeleri, ayak ve ayak parmaklarının hareketi incelendi. Bilgisayar, ayak izlerinin hangi gönüllüye ait olduğunu yüzde 99,6 doğruluk payıyla saptadı.

Araştırmaya imza atanlardan Todd Pataky, bunun laboratuvarda yapılan bir deney olduğunu ancak ilerde güvenlik kontrollerinde bu yöntemden de yararlanılabileceğini vurguladı.

Todd Pataky, havaalanındaki denetimler ve binalara girişte, “ayak izinden” yaralanılabileceğini ifade etti.


Tek testle 14 hastalık teşhisi!

Alman bilim adamları, geliştirdikleri kan testiyle belirli moleküllere bakarak 14 ciddi hastalığı ortalama yüzde 90’lık doğruluk oranıyla teşhis etmeyi başardı.
Sonuçları Nature Methods dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sadece kan tahliliyle aralarında multiple skleroze (MS), kalp kası iltihabı (miyokardit), kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), deri, pankreas, prostat, sindirim sistemi veya yumurtalık kanserlerinin de bulunduğu 14 farklı hastalık teşhis edilebilir.

Alman bilimciler yürüttükleri araştırmada, hastaların kanındaki 863 yönetici molekülü inceledi. Bilim insanlarının verdiği bilgiye göre, normal RNA’lardan farklı olarak bu mikro RNA’lar belirli proteinlerin üretimini koordine etmiyorlar. Mikro RNA’lar, daha çok RNA zincirlerinin belirli bölgelerinde birikerek, hücrede hangi proteinlerin üretileceğine karar veren süreci dolaylı yoldan etkiliyor, bunun sonucunda da çok sayıda hastalığın gelişiminde rol oynuyorlar.

Uzmanlar, araştırma sonucunun, mikro RNA’ların bir hastalığın habercisi olduğunu gösterdiğini bildirdi. Geliştirdikleri test ile 14 farklı hastalığın güvenilir olarak teşhis edilebildiğini ifade eden bilim insanları, aynı zamanda hastalıkların oluşma mekanizması ile ilgili fikir edindiklerini kaydetti.

Bilim insanları, farklı türde kanseri ve bir bölümü zor teşhis edilen başka hastalıkları bulunan kişilerin kanında yapılan araştırmada, her hastalık için 103 hatalı mikro RNA bulduklarını belirtti.

Kan testiyle yumurtalık kanseri teşhisinin doğruluk oranının yüzde 90’ın üzerinde, miyokardit ve MS teşhisinin ise yüzde 99 olduğunu söyleyen bilim insanları, bu oranların mevcut teşhislerdekinin çok üstünde olduğunu kaydetti.

Araştırmacılar, kan testinin gerekli izinleri alıp genel kullanıma sunulması için araştırmaların sürdürülmesi gerektiğini de bildirdi.

Düşünce gücüyle çalışan televizyon!

Kumanda kavgası tarihe karışıyor!  Bu televizyon düşüncenizi okuyor, kanalı ona göre değiştiriyor… Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen Uluslararası Radyo-TV Konferansı’nda düşünce gücüyle çalışan televizyon tanıtıldı. Çinli Haier firması tarafından geliştirilen yeni teknoloji, beyin dalgalarını okuyor. Böylece kumandaya gerek kalmadan kanal değiştirebiliyorsunuz.

İlk yerli helikopter hazır

Yerli yapım helikopterin 2 – 3 yıl içinde uçuşa hazır hale geleceği  bildirildi Türkiye tarihinin ilk yerli helikopteri için sona geldi. ‘Arıkopter’ adı verilen projeye sertifikasyon alacaklarını söyleyen Rektör Prof. Dr. Şahin, “2-3 yıl içinde Türkiye yerli helikopterle uçabilecek” dedi. 238 yıllık İTÜ’de, tarihinin ilk yerli helikopter projesi ‘Arıkopter’ İTÜ’lü bilim insanlarının ellerinde yükselmeye hazırlanıyor. Vatan gazetesinde yer alan habere göre; Türkiye’nin ilk elektrikli minibüsü, ilk LPG yakıtlı dizel motor, ilk küp uydu ve ilk insansız helikopter projelerinin altında Rektör Muhammet Şahin’in imzası var.

“3 YIL İÇİNDE TÜRK HELİKOPTERİYLE UÇACAKSINIZ”
“Arıkopter’ projesi 2002 yılında tasarlanmış, ancak bütçe yetersizliği nedeniyle rafa kaldırılmıştı. Rektör olunca ‘Arıkopter’ ekibini topladım. Maddi olarak DPT’den destek aldık. Proje üniversiteye ait. Yakın bir zamanda ilk prototipin deneme uçuşları yapılacak. Sertifakasyon için başvurup onay bekleyeceğiz. 2-3 yıl içinde Türkiye yerli helikopterle uçabilecek. Projenin maliyeti 25 milyon lira.”
“SAVUNMA SANAYİ İÇİN İNSANSIZ HELİKOPTER”
“Kendi olanaklarımızla insansız helikopter yaptık. Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve savunma sanayi şirketleri gelip inceledi. Önemli bir savunma şirketinden insansız helikopter için sipariş aldık. Beş adet helikopter önümüzdeki ay teslim edilecek. Doğu ve Güneydoğu’da teröre karşı bizim ürettiğimiz insansız helikopterler kullanılabilir. Helikopterlerin maliyeti bir milyon lira.”
“UÇAK PROJESİ YAKIN ZAMANDA HAYATA GEÇECEK”
“Uçak yapmak zor değil. Zor olan helikopter ve uydu üretmek. İnsansız uçak yapan birkaç kurum var. Zaten mühendislerin çoğu İTÜ’lü. Uçak projesini Ulaştırma Bakanı Yıldırım’la konuştum. Bölgesel uçak yapımı için ilk çalıştay İTÜ’de yapıldı. Yurtdışı ortaklığı için görüşmeler sürüyor. Yakın zamanda İTÜ’nün öncülüğünde uçak projesi de hayata geçecek.”
“LPG’Lİ DİZEL MOTOR YÜZDE 30 TASARRUFLU”
“TÜMOSAN desteğiyle 2009 yılında LPG yakıtlı dizel motor ürettik. Şuan bu motorlar kullanılıyor. Yabancı traktöre göre yüzde 30 yakıt tasarrufu sağlıyor.”
“ÖĞRENCİLERE PROJE BAŞINA 50 BİN LİRA DESTEK”
“Proje başına öğrencilere 50 bin lira destek veriyoruz. 35 bin lirası bütçeden, 15 binİ vakıflarımızdan temin ediliyor. İTÜ öğrencileri son yıllarda başarılı projelere imza attılar. Güneş teknesi projemiz Amerika’da Dünya üçüncüsü oldu. Mikro uydu ekibimiz Haziran ayında ABD’de Dünya birincisi oldu. Gençlerimiz çok yetenekli. Tek eksiğimiz para.”
“DEVLETİN GÜVENLİK ŞEMSİYESİ OLMALI”
“Araştırma merkezimiz ‘ROTAM’a özel bir statü verilmesini istiyoruz. Mistik projeler üretiyoruz. Çalışanların güvenliği çok önemli. Pojelerde görev alanlara kampüs lojmanlarında kalmasını öneriyorum. Devletin güvenlik şemsiyesi altına girmemiz gerekli. İTÜ’lü öğrencilere savunma şirketlerinden transfer teklifleri yağıyor. İdealist olanlar İTÜ’de çalışmaya devam ediyor. Savunma Sanayi Müsteşarlığı İTÜ’ye farklı bir misyon biçmeli.”

SARP teröristlerin kabusu olacak

ASELSAN’ın sınır güvenliği için özel olarak geliştirildiği SARP sistemi kullanılmaya başlanıyor.

Güncelleme:05 Eylül 2011 19:56

ASELSAN, daha önce savaş gemileri için geliştirdiği STAMP ve STOP adı verilen uzaktan komutalı silah sistemlerine, son olarak karada kullanılmak üzere SARP sistemini ekledi.

Milli silahlarımız

SARP (Stabilized Advanced Remote Platform) sistemi, üzerine takılabilen 12.7 mm ve 7.62 mm çapında makinalı tüfekler ve 40 mm bomba atar ile uzaktaki bir komuta odasından kumanda ile yönlendiriliyor.

Üzerinde termal ve TV kameraları olan SARP, lazer mesafe bulucu ve otomatik hedef takibi sayesinde hareket halinde de çok hassas atış yapabiliyor ve hedefi şaşmıyor.

Sınır bölgelerindeki askerlerin güvenli bir noktadan çevreyi gözetlemesine ve ani ateşli saldırıya karşılık vermesine olanak sağlayan SARP, sınır güvenliği için özel olarak geliştirildi. Hassas gözetleme yeteneğini, yüksek isabet oranı ve etkin ateş gücü ile birleştiren SARP sistemi, hem taktik kara araçlarında, hem de sabit tesislerde hava ve kara tehditlerine ve asimetrik tehditlere karşı kullanılabiliyor.

SARP içerdiği termal ve TV kameraları ile lazer mesafe bulucu sayesinde yüksek doğrulukta balistik çözüm üretiyor ve gece/gündüz koşullarında kullanılabiliyor. Bu özelliklerinin yanı sıra atış hattı ve görüş hattı stabilizasyonu, otomatik hedef takibi ve gelişmiş balistik algoritmalara sahip olan SARP, hareket halinde de çok hassas atış yapabiliyor.

SARP sistemine kullanım gereksinimlerine göre 12.7 mm makinalı tüfek, 7.62 mm makinalı tüfek ve 40 mm bomba atar değişmeli olarak takılabiliyor.

Özellikle sabit sistemlerde daha çok gerekli olabilecek uzaktan kumandalı makineli tüfek kullanımı için halen tank, zırhlı araç ve gemilerde kullanılıyor.

Türk savunma sanayinin öncü kuruluşu ASELSAN tarafından özgün olarak geliştirilen SARP Sistemi, Leopard2A4 tankları ve milli tank ALTAY’da da kullanılacak.

Karakollar ve araçlar için ayrı ayrı tasarlanan SARP sistemi sayesinde Mehmetçik, güvenli bir noktadan silahı kumanda koluyla kontrol edecek.


En küçük işitme cihazına büyük ilgi!

Türk firması üretti, üç kıtadan talep yağıyor.  Ear Teknik’in ürettiği ve piyasaya sunduğu dünyanın en küçük işitme cihazı Earnet Nano’ya yoğun talep var. 1 Temmuz’da piyasa çıkan ve 5 kuruştan bile küçük (yarım gram ağırlığında) olan NANO2 daha piyasaya çıkmadan haziran ayından itibaren dünyanın 5 kıtasından siparişler gelmeye başladı. Amerika’dan Rusya’ya Mısar’dan Almanya’ya kadar). Firma yurtiçinden gelen talepleri karşılamanın yanı sıra NANO 2’yi ihraç etmeye başladı.

Kulağın içerisine yerleştirilen cihaz, dışarıdan farkedilmiyor. Bu özelliği ile, işitme kaybı olan ancak bilinmesini istemeyen kişilerden de büyük talep gelmeye başladı.

ÇINLAMAYA DA ÇARE
NANO2, çip şeklinde ve kulağın içine (KANAL İÇİ) konuluyor. Dışarıdan görünmeyen cihazın kalıbı standart. Herkes rahatlıkla kullanabiliyor. Yani önceki cihazlar gibi kullanıcı kişinin kulağının kalıbının alınması gerekmiyor. Kullanımı çok pratik olan Earnet NANO2 de işitme cihazı olmasının yanı sıra çınlamayı da kontrol altında tutuyor.

Bu arada, bazı meslek mensupları içerisinde (özellikle iş dünyası, sanatçılar, sporcular gibi) işitme sorunu yaşadıkları halde işitme cihazı kullanmaktan kaçınanların sayısı az değil. Kulağın dışında  bir cihazın görünmesi tercih edilmiyor.

ESTETİK KAYGISI OLANLAR DA RAHATLIKLA KULLANACAK
EAR TEKNİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Emin Ağaç, Earnet NANO2’nin estetiğe önem verenler için somut çözüm sunduğunu belirterek, “İşitme kaybı olan ancak estetik ve görsel kaygılar nedeniyle işitme cihazı kullanmak istemeyen insanlar var. Özellikle toplum önünde olanlar, genç insanlar, kulak arkasına takılan işitme cihazını kullanmayı ihmal ediyor. Yeni cihaz ile estetik desteği sağladık. Artık işitme cihazını rahatlıkla kullanabilirler. Ayrıca normal cihazlardaki dışarıdaki ses, gürültü gibi sıkıntılarda Earnet NANO2’ de yok. Ses kalitesi çokyüksek. Sesin doğal gelişini sağladık. Ayrıca, yeni cihaz, ortama göre kendini adapte ediyor, analiz ediyor. Yani ortamdaki sesi algılıyor ve ona göre 4 programdan birini şekillendiriyor.” Mehmet Emin Ağaç; işitme problemi olan insanların artık işitme cihazını rahatlığı ve doğallığından dolayı severek kullanacaklarını kaydetti.


Motorda Türk devrimi!

Ay Yıldızlı benzinli Türk motoruna uluslararası patent aldı. Kayserili sanayici 65 yaşındaki Hasan Basri Özdamar 22 yıllık çalışma sonrasında geliştirdiği tek silindirli, yakıttan yüzde 35-43 arasında tasarruf sağlayan enjeksiyonlu motoruna Uluslarası Patent Enstitüsü’nden de onay aldığını söyledi. Özdamar, şimdi ise aynı motorun çift silindirli dizel versiyonu için kolları sıvadı. Yerli otomobil üretiminde de kullanılması planlanan motorun seri üretimi konusunda buluş sahibi Özdamar, General Motor başta olmak üzere birçok yabancı kuruluş ile görüşmelerini sürdürüyor.

38 YILDIR MOTORLAR ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Motorlar üzerinde 38 yıldır çalışan ve birçok buluşun ve patentin sahibi olan Hasan Basri Özdamar’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği 100’den fazla buluşun 21’i Türkiye’de ve aralarında ABD, Kanada, Avrupa Birliği, Japonya, Çin, Hindistan, Rusya, Singapur’un da bulunduğu çok sayıda ülkede uluslararası patent güvencesi altında bulunuyor. Özdamar’ın buluşların önemli bir kısmı, şu an itibarıyla kendi ürettiği ürünlerde kullanılıyor. Ayrıca bazı buluşları Türkiye’deki üniversitelerin teknik bölümlerinde ders konusu olarak işleniyor.

HBO MOTOR ORTAYA ÇIKTI

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, çok sayıda üniversite ve TÜBİTAK tarafından buğüne dek her aşaması dikkatle izlenen ve test edilen, dışarı sızmaması için özenle saklanan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de “Çalışmaya devam et,yalnız fazla dillendirme” diye uyardığı HBO motor, yasal ve teknik tüm prosüdürlerin tamamlanmasının ardından günışığına çıktı.

Benzinli, dizel ve içten yanmalı motorlarda, yakıt tasarrufu üzerine yıllardır sürdürdüğü çalışmalarını tamamlayan Özdamar, DHA’ya şunları söyledi:

“Çok şükür, yıllardır üzerinde çalıştığım yeni nesil benzinli motor ve üzerinde çalıştığım dizel motor günışığına çıktı. Her türlü teknik raporları alındı. Deneme üretimli tamamlandı. Şimdi bu projemizi seri üretime geçirebilecek hale geldik. Dünyada iki tip motor var. Birincisi ’Otto’ dediğimiz benzinli motorlar. İkincisi ise ’Dizel çevrimli’ motorlar. Bizim geliştirdiğimiz motor bunlardan çok farklı ve tasarruflu.”

Sanayici olan eski Kayseri milletvekili ve Özdamar’ın yakın arkadaşı Şaban Bayrak da, “Hasan Basri bey uzun yıllardır bunun üzerinde çalıştı ve sonunda başardı. Proje ve motorun test çalışmaları devletin büyüklerinin bilgisi dahilinde çok gizli tutuldu” diye konuştu.

ÇEVRECİ MOTOR

Gaz emisyonu az, çevreyi kirletmeyen, benzerlerinden yüzde 35-43 arasında daha az yakıtla çalıştığı belirtilen ay- yıldız armalı döner pernolu motor HBO’nun, 150 yıldan bu yana kullanılan benzinli motorların pabucunu dama atacağı öne sürüldü.

Dikine çalışan, 22 yıllık araştırmanın sonucu olan HBO motorun patentle ilgili tüm ilşemleri yapıldı.

Avusturya’daki Patent Enstitüsü’nde testten geçerek belge alan motor, seri üretime geçirildiği takdirde kara araçlarında, hava araçlarında deniz araçlarında raylı sistem araçlarında ağır sanayide kullanılacak. Tek silindirli enjeksiyonlu motor HBO’nun, benzinli modelinin testlerinin de başarıyla tamamlanması ve Uluslararası Patent Enstitütüsü PCT tarafından tescil edilmesinin ardından bu motorun iki silindirli dizel versiyonu da halen test ediliyor.

PROJEYİ BU GÜNE DEK KİMLER GÖRDÜ?

Hasan Basri Özdamar, 1990 yılında Organize Sanayi Bölgesi’nde Otoser Otomotiv Makine ve Sanayi Ticaret Anonim Şirketinde geliştirdiği HBO motorunu ve deneme çalışmalarını bugüne dek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sanayi Bakanı Nihat Ergün, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yerinde izledi.

Ancak, motorla ilgili gelişmeler bir sır gibi tutulduğu için bu güne dek yetkililerce açıklama yapılmadı.

ÖZDAMAR KİMDİR?

Hasan Basri Özdamar, 1946’da Kayseri’nin Pınarbaşı İlçesi’ne bağlı Kılıçmehmet Köyü’nde doğdu. İlköğretim ve teknik liseyi ve sonra da 3 yıllık Elektrik Tekniker Okulu’nu Kayseri’de bitirdi, 1967 yılında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’ne girdi, 1972’de makine mühendisi oldu. Özdamar, daha sonra özel sektördeki çeşitli firmalarıa yöneticilik yaptı. Halen kurduğu otomotiv makine, elektrikli ev aletleri ve elektrik motorları alanlarında aktif olarak üretim yapan 4 şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürdüyor.

Evli ve 4 çocuk babası Hasan Basri Özdamar, 1978 yılında üretime ilk olarak mini çamaşır makineleri ile başladı.

Özdamar’ın bazı buluşları Türkiye’deki üniversitelerin teknik bölümlerinde ders konusu olarak işleniyor. Hasan Basri Özdamar’a ait buluşlardan özellikle “Döner Pernolu Motor” literatüre geçerken dünya çapında tanındı. Özdamar, konvansiyonel motorlarda silindir içinde oluşan basınçtan elde edilen gücün krank miline iletildiği klasik uygulamanın en doğru yol olmadığı düşüncesi ile 40 yılı aşkın bir zaman içerisindeki araştırmaları neticesinde bu buluşa ulaştı.


%d blogcu bunu beğendi: