Aylık arşivler: Nisan 2012

ABD cehennem topunu hazırlıyor

Çeliği bile delip geçebilecek lazer topları dört yıl içinde hazır.

ABD Donanması’nın üst düzey yetkilileri, savaş gemilerinde kullanılacak lazer toplarının prototiplerinin dört yıl içinde hazır olacağını belirtti. NTV’nin haberine göre, ABD ordusunun, birkaç ay içinde lazer toplarını inşa edecek silah şirketleriyle masaya oturmaya hazırlandığı ifade edildi.

ABD Donanma Araştırmaları Bürosu’nda (ONR) yeni nesil silahların geliştirilmesinden sorumlu olan Mike Deitchman, Wired dergisine yaptığı açıklamada, “Lazer topları sesten yavaş hareket eden güdümlü füzeleri, hava araçlarını,  sürat teknelerini ve insansız hava araçlarını vurabilecek” dedi.

Lazer toplarının, ray silahıyla beraber gelecek 10 yılın en önemli silahları arasında yer alması bekleniyor. Ancak kısa zaman lazer toplarının gerçeğe dönüştürülmesi için ilk önce kağıt işlerinin halledilmesi gerekiyor. ONR’de lazer teknolojileri üzerinde çalışan Roger McGiness, “Silahı üretecek şirketin lazer için hangi kaynağı kullanacağı önemli… Lazerin kaynağı silahın üretim tarihini iki yıla çekebilir” dedi.

Deitchman prototipin istenen başarıyı göstermesi halinde üretimin 30 ile 60 gün arasında başlayabileceğini öne sürdü. ONR, prototipin üretilmesi için hazırlanacak sözleşmeyi bu yılın sonuna kadar sunmayı planlıyor.

ÇELİĞİ DELİP GEÇECEK
ABD Donanması’nın bilim-kurgu filmlerini anımsatan silahlara düşkünlüğü iki faktöre dayandırılıyor. Birincisi, teknoloji, diğer ise bürokrasi.

Teknoloji açısından bakıldığında, lazer silahları orduya bugüne dek ertelenen veya beklenen başarıyı gösteremeyen birçok projenin yanında, çalıştığı kanıtlanan yeni bir silah kazandıracak. Nisan 2011’de düzenlenen testte, oldukça zayıf bir lazer ışını hizmet dışı bırakılan bir destroyer üzerinde denendi. 15 kilowatt gücündeki lazer, 1,5 kilometre ötede ve hareket halindeki destroyeri vurarak alev almasına, nihayetinde batmasınına neden oldu.

Bürokrasi faktörünün altında ise ONR’nin ölçülebilir, lazer benzeri bir silah üretilmesini başarma amacı yatıyor. Geliştirilmeye çalışılan Free Electron Laser silahı, şu an 14 kilowatt gücünde ışın üretebiliyor. Bu da, aynı yönde ve aynı dalga boyunda yanan 140 ampüle eşdeğer. 100 kilowatt, ordunun kullanmak isteyeceği bir güç olarak kabul edilirken, bir megawatt, bir saniye içinde altı metre kalındığındaki çeliği delebilecek.

KARŞI ÇIKANLAR YOK DEĞİL
Lazer topları ABD Senatosu’nda tartışmalara neden olduğu gibi, InsideDefense.com, silahın gücü konusunda uzlaşmazlık olduğunu önesürdü. ONR, 100 kilowatt gücündeki ışınların kristal veya fiber optik kablolar içinden geçecek şekilde kullanılması gerektiğini savunuyor. Ordu ise silahın bir megawatt güce erişebilecek kapasitede olmasını istiyor.

100 kilowatt gücündeki lazer, bir megawatt’lık lazere kıyasla daha zayıf kalacağı gibi, fiber optik ve kristalle sabitlenmesi birçok dalga boyunda kullanılamayacağı anlamına geliyor. Ancak, daha güçsüz bir lazer silahı çok daha kısa zamanda yapılabilir. Ayrıca, bir megawatt gücünde olması istenen Free Electron Laser silahına kıyasla, 100 megawatt’ın bugün birçok hedefe karşı da etkili olacağı belirtiliyor.

Deitchman, “Kısa dönemde 100 megawatt’lık tek dalga boyundaki lazer ışını istediğimiz sonucu verecektir… Free Electron Laser ise uzun dönemli bir iş” dedi. Deitchman, mevcut savaş gemilerinin bir megawatt gücünde lazer silahına güç sağlayabilecek kapasitede olmadığını, ancak tek dalga boyundaki lazer toplarının gemilere konuşlandırılmasının daha kolay olduğuna dikkat çekti.

MEGAJUL ELEKTROMANYETİK RAY SİLAHI
ABD ve İngiltere’nin geliştirmeye çalıştığı bir diğer büyük silah, hipersonik bir fızla mermisini fırlatanray silahı. 12 metrelik namluya sahip olan silah, mermiyi bir milyon amper gücüyle ateşliyor. Öyle ki, mermi havada ilerlerken alevler saçıyor.

Ray silahları çok uzun menzile sahip oldukları gibi, yüksek patlayıcı taşımaya gerek duymuyor. İngiltere’nin uzay havacılık ve savunma şitrketi BAE Systems tarafından ABD Donanması için geliştirilen 32 MJ LRG (Megajul laboratuar ray silahı), bugün 64 MJ kapasiteye çıkartılmaya çalışılıyor.

Reklamlar

Elektrikli oto 123 yıl önce Osmanlı’da vardı

Türkiye bu yıl çevre dostu, hıztutkunu ve yakıt tasarrufu sağlayan ilk elektrikli araçları kullanmaya hazırlanıyor. Oysa 123 yıl önce Yıldız Sarayı’nda teker döndürmüşlerdi..

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, çevre dostu otomobil üretiminin dünyanın gündeminde olduğunu belirterek, ”Ülkemizde çevre dostu elektrikli otomobiller 123 yıl önce Yıldız Sarayı’nda ilk kez kullanılmıştı.

Osmanlı belgeleri ilk elektrikli arabayı ülkemize getirenin II. Abdülhamid Han olduğunu ortaya koymaktadır. 1888 yılında II. Abdülhamid, İngiltere’den ilk elektrikli arabayı sipariş etti.” dedi.

Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin (ODD) 26’ncı Olağan Genel Kurulu’na katılarak açılış konuşması yapan Yazıcı, denizyoluyla İstanbul’a getirilen ilk aracındeneme sürüşünü de dönemin Maliye Bakanı’nın yaptığını aktardı.

Yazıcı’nın verdiği bilgiye göre Abdülhamid Han da arabayı Yıldız Sarayı’nda bizzat kendisi denedi. Sultanın elektrikli arabayla küçük bir kaza yaptığı da rivayetler arasında.

Yazıcı, otomotiv sektörünü, dünyanın her yerinde yüksek katma değer oluşturan bir sektör olarak tanımladı. Yazıcı, Türkiye’de yıllarca otomobilin zenginliğin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, bugün ise otomobilin artık bir ihtiyaçkonumunda bulunduğunu söyledi.

Otomobilin artık orta gelir grubunun sahip olduğu bir araç olduğuna değinen Yazıcı, 2002’de bin kişiye 65 araç düşerken 2011 sonunda bin kişiye 141 araçdüştüğünü, 10 yılda yüzde 100’ün üzerinde bir artış gerçekleştiğini kaydetti.

Otomotiv sektörünün son iki yıldır dış ticaret açığı verdiğini anımsatan Yazıcı, bu durumun otomotiv sektörünün üretiminde ithal girdi oranının oldukça yüksek olduğunu gösterdiğini ifade etti.

Bundan tam 123 yıl önce elektirkli arabanın direksiyonunda olan isim de aracı İngiltere’den sipariş eden de SULTAN II. ABDÜLHAMİD’di..!!

Türkiye, bu sene içinde çevre dostu, hız tutkunu ve yakıt tasarrufu sağlayan ilk elektrikli araçları kullanmaya hazırlanıyor, oysa bu otomobiller bundan 123 yıl önce Yıldız Sarayı’nda teker döndürdü bile. Direksiyondaki isim de aracı İngiltere’den sipariş eden II. Abdülhamid Han.

İlk elektrikli arabalardan biri 1837’de İngiliz Robert Davidson’un ürettiği otomobildi. Sultan Abdülhamid Han’ın bu aracı sipariş ettiği sanılıyor.

Gerekli altyapının oluşması ve yeterli şarj istasyonuna ulaşılmasıyla birlikte ilk elektrikli otomobiller, bu sene Eylül ayından itibaren Türkiye’de yollara çıkmaya başlayacak. Renault, Peugeot ve Mitsubishi arasında ‘Türkiye’de ilk aracı ben sunacağım’ yarışı yaşanırken, ilk elektrikli aracın bundan tam 123 yıl önce İstanbul’da teker döndürdüğü ortaya çıktı. Yani aslında ilk elektrikli otomobilin direksiyonuna 1888 yılında Sultan II. Abdülhamid Han geçti, üstelik test sürüşü sırasında bir de küçük bir kaza atlattı.

BAŞBAKAN BİNİNCE ARAŞTIRDI

Sultan II. Abdülhamid Han’ın hayatıyla ilgili bir çalışma hazırlayan gazeteci-yazar Hakan Yılmaz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen sene (25 Aralık 2010) Başbakanlık Resmi Konutu bahçesinde Türkiye’nin ilk elektrik motorlu seri üretim otomobili olan Renault Fluence Z.E’yi kullanmasıyla bu otomobillerin dünya tarih sahnesine çıkışını merak etti. Araştırması sırasında araçların ilk kez Avrupa’da ve Sultan II. Abdülhamid Han zamanında ortaya çıktığı bulgusuna ulaşan Yılmaz, dönemindeki teknolojik gelişmelere yabancı kalmayan ufku geniş padişahın bu buluşa da duyarsız kalamayacağını düşündü. Bunun için Osmanlı arşivlerine başvuran Yılmaz, Sultan II. Abdülhamid Han’ın Avrupa’dan elektrikli araba siparişi verdiğine dair belgelere ulaştı..!

PADİŞAH İLK SİPARİŞİ VERDİ

Türkiye 135 km hıza ulaşabilen, çevre dostu, sessiz, düşük arıza ihtimalli, en yüksek yakıt desteği sağlayan ilk elektrikli otomobilin heyecanını yaşarken, Osmanlı belgeleri aslında ilk elektrikli arabayı ülkeye getirenin Sultan II. Abdülhamid Han olduğunu ortaya koydu. 1888 yılında Londra Elçiliği’ne emir veren padişah, İngiltere’den ilk elektrikli arabayı sipariş etti. Deniz yoluyla İstanbul’a getirilen ilk aracın deneme sürüşünü de dönemin Maliye Bakanı yaptı. Sultan Abdülhamid Han da arabayı Yıldız Sarayı’nda bizzat kendisi denedi. Sultan’ın elektrikli arabayla küçük bir kaza yaptığı da rivayetler arasında.

HALK ARAÇLARDAN KORKUYORDU

Sultan, sayıları az da olsa otomobillerin yurt içine sokulmasında herhangi bir sakınca görmese de dönemin yolları araçların kullanımına pek de hazır değildi. Özellikle Ocak 1904’te İstanbul’daki Alman Konsolosluğu’nda çalışan bir memurun Almanya’dan elektrikli otomobil getirmeye çalışması ortalığı birbirine kattı. Beyoğlu Mutasarrıflığı’na gelen talep Zaptiye Nazırlığı’na iletildi. Ancak nazırlığın net bir yanıtı yoktu; çünkü o güne kadar gönüllü olarak izin verilmeyen bu araçlara müsaade edilmesi halinde bunun yabancılardan gelecek benzer taleplere kapı açmasından endişe ediliyordu. Alman Sefareti’ne gönülsüzce verilen iznin ardından bir yıl sonra bu kez de İzmir’deki Fransız Konsolosluğu, Marsilya’dan 3 adet araç istetti. Ancak bu talebe tek bir şartla olumlu yaklaşıldı:

‘Bu araçlar şehir ve kasaba dışında kullanılacak.’ Çünkü klasik at arabalarına alışmış, daha önce böyle bir taşıtla tanışmamış olan halk, önlerine hızla çıkan bu otomobilleri görünce büyük bir şaşkınlık ve korku yaşıyor, bu da sıklıkla kazaların yaşanmasına yol açıyordu.

MÜHENDİSLERE OSMANLI NİŞANI

Teknoloji alanındaki her türlü gelişmeyi destekleyen Sultan II. Abdülhamid Han, elektrikli arabaları geliştiren şirketleri mükâfatlandırmayı da ihmal etmedi. Sultan, Aralık 1900’de Almanya Achen’deki bir otomobil fabrikasında çalışan mühendislerden Mösyö Herman Blum’e 5. rütbeden Mecidi Nişanı ile 1 yıl sonra Aix-la-Chapelle Otomobil Fabrikası Müdürü Mösyö Ashof’a 4. rütbeden Osmanlı Nişanı verilmesini emretti.

İşte o tarihi yazışmalar

Londra Sefareti’nin (Elçilik) 12 Mayıs 1888 tarihinde Osmanlı Devleti’ne cevaben yazdığı mektupta (ilk belge) şu ifadelere yer veriliyor:

‘Padişah için sipariş edilen ve önceden denemesi yapılmış olan elektrikli arabanın on beş- yirmi gün önce deniz yoluyla İstanbul’a gönderildiği… Yine önceden denemesi yapılmış elektrikli sandal tadîlâtının henüz bitirildiği ve tarafımdan da ikinci kez denemesinin yapıldığı… Hareketinden kaynaklı olarak çarkından çıkan sesin ise, zaman geçtikçe makinelerin kullanımıyla kaybolacağının düşünüldüğünün imâlâtçısı tarafından bildirildiği… Bu durumların iletilmesinde acele edildi. Bu konuda emir ve ferman padişahımızındır.’

DURUM PADİŞAHA İLETİLİYOR

Londra Elçisi’nin yazısı üzerine Maliye Bakanı, durumu Sultan II. Abdülhamid Han’a ‘Hazîne-i Hâssa-ı Şâhâne’ başlıklı bir yazıyla (ikinci belge) şu şekilde iletiyor:

‘Padişah için sipariş edilen ve önceden denemesi yapılmış olan elektrikli arabanın on beş-yirmi gün önce deniz yoluyla İstanbul’a gönderildiği… Yine önceden denemesi yapılan elektrikli sandalın ise tadîlâtının henüz yapıldığı… Tarafımdan da ikinci kez denemesinin yapıldığı?. Bu hususun Londra Sefareti’nden gelen ve ekte sunulan 12 Mayıs 1305 tarih ve on dört numaralı yazıda gösterilmiş olduğu arz olunur. Bu konuda emir ve ferman padişahımızındır.’ (5 Şevval 1306 / 22 Mayıs 1305 (1888-1889) Hazîne-i Hâssa Nâzırı.

%d blogcu bunu beğendi: