Aylık arşivler: Şubat 2011

Sanal ortamda gerçek uçuş keyfi

THK Antalya Şube Başkanlığı’nca sportif havacılık alanında planör, serbest paraşüt, yamaç paraşütü, pilotaj eğitimlerinin yanı sıra, uçuş simülatörü pilot eğitimine de başlandı. THK Antalya Şubesi ve online uçuşların yapıldığı network sistemi IVAO birlikteliğinde yaklaşık 1 ay önce başlatılan eğitimlerin ilk döneminde 18 kursiyer bulunuyor. Gerçek uçuş şartlarında eğitimlerin verildiği online ortamda dünyada yaklaşık 5 milyon, Türkiye’de ise kayıtlı bin kişi uçuşlara katılıyor.

THK Antalya Şube Başkanı Vasıf Yüceliş, uçuş simülatörü pilot eğitiminin THK’nın özellikle gençlere yönelik havacılık alanındaki eğitimleri kapsamında Türkiye’de ilk kez verilmeye başlandığını söyledi. Eğitimlerin devam ettirileceğini açıklayan Yüceliş, burada gerçek bir uçuş okulunda verilen eğitim neyse, aynısını alma imkanının bulunduğunu kaydetti.

’TEMEL KURALLAR ÖĞRETİLİYOR’

Bu kapsamda kurulan ve eğitimlerden sorumlu Türkiye Simülatör Pilotlar Kulübü’nün başkanlığını yürüten Hakan Aytaç da, ilk eğitimlerin yaklaşık 1 ay önce başladığını belirterek, şöyle dedi;

“THK bünyesindeki genç kanatlarımızdan 18 kişi eğitimlere katılıyor. Gerçek uçuş eğitim prosedürlerini ve gerçek şartlardaki uçuş eğitimlerini veriyoruz. Eğitimlere gerçek pilotlar katılıyor. IVAO, uçuşları hobi olarak uygulamak isteyen kişilerin bir arada olduğu topluluk. O toplulukla THK’yı biraraya getirdik. Eğitimler gerçek uçuş şartları, kontrollü sahalarda, uçulacak seyir rotasındaki gerçek hava şartlarını simüle ederek, bilgisayarından takip ederek gerçekleştirilecek. Bu sayede uçuş okulu mantığında, hobileri havacılık olan insanları bir araya getirerek eğitim veriliyor. Buradaki uçuşta his yok, temel kurallar öğreniliyor. Gerçek uçuşlarda his var.”

Dünya üzerinde yaklaşık 5 milyon kişinin simülatör uçuşlara katıldığı anlatan Hakan Aytaç, Türkiye’deki iki platform IVAO ile VATSİM online ortamlarında kayıtlı olarak yaklaşık bin, kayıt olmadan uçanlarla birlikte toplam 5 bine yakın kişi bulunduğunu söyledi.

GERÇEK PİLOTLAR UÇUŞ ÖNCESİ KULLANIYOR

Simülatör pilot eğitimleri derslerine öğretmen olarak katılan öğrenci pilot Hande Sipahi de, IVAO ve sanal havacılık ile 1.5 yıl önce tanıştığını belirterek, sanal havacılığın gerçek havacılık için birebir çok büyük yardımcı eğitim kaynağı olduğunu söyledi.

Gerçek pilotaj eğitimleri öncesinde bu eğitimde yer almanın büyük avantaj sağlayacağına değinen Hande Sipahi, “Çünkü burada gerçekte uygulanan yer derslerinin aynısı anlatılıyor. En azından uçuş okullarına başladıkları zaman, uçağın sistemlerini tanımakta zorluk çekmeyeceklerdir” dedi.

HAYALLERİ PİLOTLUK

Eğitime katılan THK Genç Kanatlar Kulübü üyeleri olan Akdeniz Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencisi Burak Yıldız, küçük yaştan beri pilot olmayı hayal ettiğini, şu anda bunu sanal ortamda gerçekleştirdiğini ve sıranın gerçek pilotluğa geldiğini söyledi.

AÜ Ziraat Fakültesi öğrenci Şahali Türk de, yamaç paraşütü ile tanıştığı havacılıkta pilotajlık isteğinin bir zehir gibi vücudunu sardığını ve tüm isteğinin bu eğitimlerin yardımıyla pilotluk olduğunu kaydetti.

Reklamlar

Çin'in ilk atom bombasını yapan fizikçi öldü

Çin’in ilk atom ve hidrojen bombasını yapan ülkenin önde gelen nükleer fizikçilerinden Cu Guangya, 87 yaşında hayatını kaybetti.  Şinhua ajansının haberine göre, ünlü nükleer fizikçi Çin Bilimler Akademisi ve Çin Mühendislik Akademilerinde öğretim görevlisi olarak çalışıyordu. Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı Milli Komitesi Başkan yardımcılığı da yapan Cu, Çin’in orta kesimindeki Yiçang kentinde doğmuştu. ABD’de nükleer fizik doktorası yapan Cu, ülkesine döndükten sonra 1956’da Çin Komünist Partisine katılmıştı.

Google'dan aramalarda büyük köklü değişim!

Google’dan dev gibi bir değişim! Google’dan, arama sonuçlarını kökten değiştirecek dev gibi bir yenilik: İşte Google’ın devrimi… Google daha kaliteli içeriği kullanıcılarına ulaştırabilmek için değişikliğe gidiyor. Tüm aramaların yüzde 11.8’ini etkileyecek bu algoritma değişikliği, şimdilik yalnızca Amerika’da kullanılacak olsa da ilerleyen zamanlarda tüm dünyanın hizmetine sunulacak. Bilindiği gibi Google aramalarında bazı siteler, başka bir sitedeki yazının özetini alıp kendi sitelerinde yayınladıklarında yine üst sıralarda çıkabiliyorlardı. Bu daha kısa ve pek kaliteli olmayan bilgi ise arama yapanın isteğine tam olarak cevap vermiyordu. Yeni algoritma değişikliğiyle orjinal içeriğe öncelik verecek olan arama devi, aynı zamanda “içerik çiftliği” olarak adlandırılan ve orjinal olsa da kalitesiz içerik veren, arama listelerinde üst sıralarda çıkan siteleri de geriye itecek.

Google çalışanları bu değişiklik için bir yılı aşkın bir zamandır çalışmalarına devam ediyorlardı.

Çay zihni açıyor!

Bilim adamları çayın hem beyne faydalı olduğunu hem de vücudu dinlendirdiğini ortaya çıkardı. Hollandalı bilim adamları, bir bardak çayın hem beyne faydası olduğunu hem de vücudu dinlendirici etkisi bulunduğunu ortaya çıkardı. 40 yaşın altındaki 44 gönüllü katılımcı arasında yapılan araştırma, çayın içinde bulunan kimyasal maddelerin zihin açtığını gösterdi. L-theanine adı verilen ve hem siyah hem de yeşil çayda bulunan amino asitler ve çayın içerdiği kafein miktarının yaptığı etkiyi ölçen bilim adamları, çay içenlerin, daha verimli çalıştıkları, daha uyanık ve dikkatli olduğu belirtildi.

Katılımcıların yorgunluk hislerinin de azaldığını belirten uzmanlar, “Sonuçlar, idrak ve yüksek algı gerektiren görevlerde, çay içenlerin odaklanma ve konsantrasyon seviyelerinin arttığını gösteriyor” dedi.
Önceki çalışmalarında, parkinson, kanser ve kalp rahatsızlığı olanlara çay içmenin önerildiğinin altını çizen uzmanlar, 10 yıl ve üzerinde düzenli çay tüketmenin kemik sağlığına da katkısı olduğunu, kemik erimesine karşı kemikleri kalınlaştırdığını belirtti.

Çay Tüketimi Paneli’nde konuşan Doktor Tim Bond, “Çalışmalar ışığında en az iki bardak çayın, odaklanma sorunu çekenler için yeterli uyarıcı etkiyi yaptığını söyleyebilirim, tercihen günde ortalama 4 bardak çay içmek sağlık için oldukça faydalı” açıklamasında bulundu.

Taş plak arşivi internete taşındı

1930’lu yıllarda altın çağını yaşayan; ancak 70’lerden itibaren tozlu çekmecelerde bekleyen taş plaklar, “Elinizde taş plaklar varsa biz alıyoruz” duyurusuyla Milli Kütüphane’nin arşivinde yer edindi. Şimdi ise internet ortamına aktarılan 5 bin 500 taş plak, vatandaşların ve araştırmacıların kullanımına sunuldu. ‘Ses Bankası’ adı verilen arşiv ses bantları, plaklar, kasetler ve sesli kitaplardan oluşuyor. Arşivde çok sayıda tanınmış kişinin, devlet başkanının, başbakanların, milletvekillerinin ve yazarların ses kayıtları da bulunuyor.

Cumhuriyet döneminin eğitim, bilim, kültür, sanat, siyaset, edebiyat ve diğer alanlardaki gelişmelerini içeren ‘sözlü tarih’ başlığı altında toplanan çalışma kapsamında yer alan yaklaşık yüz ismin röportajı da Milli Kütüphane intranet ağı aracılığıyla paylaşılıyor. Röportajları paylaşılan kişiler arasında Cahit Külebi, Kemalettin Tuğcu, Necil Kazım Akses, Füreyya Koral, Rauf İnan, Kasım Gülek, Reha İsvan, Muammer Sun, Adnan Cemgil, Fuat Bayramoğlu, Semiha Berksoy ve Alaattin Yavaşca gibi şair, sosyolog, siyasetçi ve müzisyenler yer alıyor.

Ayrıca aynı çalışma kapsamında, Mustafa Kemal Atatürk’ün kendi sesinden 10. Yıl Nutku, Kenan Evren’in 12 Eylül 1980 ihtilalinde radyodan yaptığı konuşmayı içeren kayıtlara da ulaşılabiliyor. Taş plaklarda, Türkçe eserlerin yanı sıra İngilizce, Fransızca, Rusça gibi diğer dillerde de seslendirilmiş şarkılar da yer alıyor. Şukufe Hanım, Hafız Burhan, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Tanburi Cemil Bey, Münir Nurettin Selçuk, Sadettin Kaynak, Zeki Müren, Udi Hrant ve Hacer Buluş gibi birçok ünlü sanatçının plakları bulunuyor.

Göktürk uydumuza İsrail engeli!

Türkiye’nin ilk keşif gözetleme uydusu Göktürk’ün üretiminde İsrail krizi baş gösterdi. İtalyan Telespazio şirketiyle ortaklaşa geliştirilen uydunun kritik parçalarından elektrooptik kameraların temininde sorun çıktı. İtalyan şirketin kameralar için talepte bulunduğu İsrail, “Göktürk, topraklarımızı görüntülemeyecek.” şartını öne sürdü. Türkiye’yi rahatsız eden bu şart, 270 milyon Euro’luk projeyi sekteye uğrattı.

Mavi Marmara baskınıyla gerilen Türk-İsrail ilişkilerinde bu kez de ‘Göktürk’ krizi patlak verdi. Türkiye’nin ilk keşif gözetleme uydusu Göktürk-1 için 2009’da İtalyan Telespazio şirketiyle sözleşme imzalandı. Ardından uydunun üretimi için çalışmalara başlandı. Fakat uydunun görüntü ve istihbarat toplamada kullanılacak kritik parçalarından elektrooptik kameraların temini için İtalyan şirket İsrail’in kapısını çaldı. İsrail hükümeti de bu stratejik parçaları bir şartla vermeyi kabul etti: “Göktürk, bizim topraklarımızı görüntülemeyecek.” İsrail’in bu talebi İtalya’yı zora sokarken, Türk tarafında da büyük rahatsızlığa neden oldu. Konuyla ilgili kaynaklar, sorunun henüz aşılamadığını ifade ediyor. Projenin, yaşanan bu kriz nedeniyle öngörülen tarihte tamamlanamayacağı da gelen bilgiler arasında. İsrail, Türkiye’nin terörle mücadelede de kullanacağı Göktürk uydusu için açtığı ihaleye İsrail, IAI şirketiyle girmiş fakat Savunma Sanayi İcra Komitesi’nin aldığı kararla elenmişti.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yürütülen Göktürk Keşif Gözetleme Uydusu Projesi kapsamında İtalyan Telespazio şirketiyle 16 Temmuz 2009’da sözleşme imzalanmıştı. 270 milyon Euro’luk projede, öngörülen teslimat tarihi 2013. Göktürk uydu sistemi, özellikle Avrupa, Kafkaslar ve Ortadoğu coğrafyasında askeri istihbarat amaçlı yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesine imkan tanıyacak. PKK’yla mücadelede Türkiye’nin elini güçlendirecek. Aynı zamanda orman alanlarının kontrolü, kaçak yapılaşmanın takibi, doğal afet sonrası en kısa sürede hasar tespiti, ürün rekolte tespiti, coğrafi harita verilerinin üretilmesi gibi pek çok sivil faaliyet alanında da görüntü ihtiyacını karşılayacak. Proje, çok yüksek çözünürlüklü 1 adet elektrooptik keşif gözetleme uydusu ve ilgili sabit ve mobil uydu yer istasyonu ve 5 tona kadar tüm uyduların entegrasyon ve testlerinin yapılacağı 1 adet test merkezini kapsıyor. Ana yüklenici İtalyan Telespazio şirketi. Yerli iş ortakları ise Aselsan, TÜBİTAK ve Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE). Göktürk uydusundan temin edilecek görüntüler uluslararası alanda pazarlanacak. Sigortalı olan uydunun başına, herhangi bir olumsuzluk gelmesi halinde ise ikinci uydu uzaya fırlatılacak.

İhaleyi alan İtalyan şirketin önemli ortaklarından biri Fransa’nın dev savunma şirketi Thales. Savunma kaynakları, bu firmanın İsrail’e karşı ‘üreteceğimiz uydular sizin topraklarınızı gözetlemeyecek’ şeklinde genel bir taahhütte bulunduğu bilgisini veriyor. Yaşanan krizin de buradan kaynaklandığı kaydediliyor. İsrail, herhangi bir noktada istenilen görüntülerin tespitini sağlamada kritik önemi haiz bu ileri teknoloji içeren parçaları vermezse proje çıkmaza girecek. Söz konusu parçaların, İsrail topraklarını gözetlememe şartıyla verilmesine ise Türk tarafı şiddetle karşı çıkıyor.

Cep telefonları beyni etkiliyor ama…?

Cep telefonunun beyni etkilediği kesinleşti ama bunun zararlı olup olmadığını bilen hala yok! Daha önce yapılan “cep telefonu kullanımı ve insan beyni” temalı araştırmaların hiçbiri kesin sonuçlar ortaya çıkartmamıştı. Bazı araştırmalar kansere neden olabileceğini söylerken bazı araştırmalar uzun süreli hiçbir etkisinin olmadığını söylüyordu. Dr. Nora Volkow ve ekibinin yaptığı araştırma cep telefonlarının insan beynini yüzde 7 oranında daha hızlı çalıştırdığını ortaya çıkarttı; “1990’ların başından itibaren cep telefonlarındaki çok ama çok zayıf elektromanyetik radyasyondan, beynin etkilenip etkilenmediğini anlamaya çalışan birçok araştırma yapıldı. Bu araştırmalar dengesizdi ama biz araştırmamızı bu küçük aktiviteyi de atlamamak üzere yaptık.”

47 denek üzerinde yapılan araştırmada, katılımcıların beyin aktiviteleri ölçüldü. Sonuçta 50 dakika ya da daha fazla cep telefonu kullanan kişilerin beyninin antene yakın bölümlerindeki çalışmada yüzde 7’lik bir artışın olduğu ortaya çıktı. Ama bu artışın zararlı mı, yoksa zararsız mı olduğu henüz anlaşılabilmiş değil. Araştırmacılar, şimdi bunu anlamak için çalışıyor…

Sanal 11 Eylül müzesi yayında

Dünyayı sarsan terör saldırılarının yaşandığı 11 Eylül 2001 günü yaşanan kaotik zaman dilimi önceki gün New York Müzesi tarafından hizmete sokulan sanal müzeyle izleyenlere tüm canlılığıyla anlatılıyor. Kaçırılan uçaklarda yapılan telefon konuşmalarının kayıtlar, o günün canlı tanıklarının anlatıları eşliğinde fotğraflar ve video görüntüleri eşliğinde kronolojik sırada sergileniyor. 11 Eylül kronolojisindeki ses ve görüntü malzemeleri Ulusal 11 Eylül Müzesi tarafından bir araya getirildi. İzleyiciler bu sanal müzeyi Facebook ve Twitter gibi sosyalleşme siteleri aracılığıyla da gezebiliyor. İlginç buldukları ses ve görüntülerin bağlantısını başkalarıyla paylaşabiliyor.

http://timeline.national911memorial.org/ sitesinden izlenen 11 Eylül müzesi, teröristler Muhammed Atta ve Abdülaziz el-Ömeri’nin Maine’de havalanı güvenliğini geçtikleri sabah 05.45’ten, akşam Başkan George Bush’un yaptığı Ulusa Sesleniş programına kadar yaşananları izleyicilere aktarıyor.

Lityum gençlik iksiri mi?

European Journal of Nutrition dergisinin son sayısında yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, düzenli olarak alınan lityum, yaşam süresini uzatıyor. Uluslararası araştırma ekibinin birbirinden bağımsız iki farklı araştırması, düşük dozdaki lityumun bile hem insana hem de Caenorhabditis elegans iplik kurduna daha uzun bir ömür verdiğini gösteriyor. Yaşam için gerekli olan lityum besinlerin bir içeriğidir ve başlıca bitkisel besinlerden ve içme suyuyla alınır. Bilim insanları lityumun fizyolojik işlevi hakkında çok fazla şey bilmeseler de daha önceki bir araştırmayla yüksek dozda lityumun, ipliksi kurtta “gençlik iksiri” etkisini yaptığını öğrenmişlerdi. Ancak ne var ki o araştırmada kullanılan doz insanlar için zehirli olacak orandaydı. Bu yüzden yeni araştırmada içme suyunda bulunan dozun etkisi incelenmiş.

Jena Üniversitesi bilim insanları Japon meslektaşlarıyla birlikte 18 Japon köyündeki ölüm oranlarını incelerken, içme suyundaki lityum oranının yüksekliğine bağlı olarak ölüm oranlarının düştüğünü görmüşler.

Jena araştırmacıları insanlar üzerinde “gençlik iksiri” yapan lityum dozunu C. Elegans kurdunda deneyince, ortalama yaşam beklentisinin yükseldiğini görmüşler. İlgili mekanizmalar tümüyle açıklanmamış olsa da bilim insanları, hem iplik kurdunda hem de insanda ömrü uzatanın lityum olduğunu ve bu maddenin ileride yiyeceklere katılabileceğini düşünüyorlar. Ancak iş oraya gelene dek daha birçok çok araştırmanın yapılması gerekir diyor bilim insanları.

Aşk Acısı Çekenler Dikkat!

Aşk acısı çekenler, eski fotoğrafları sakın yakmayın!
Bilim insanları, insanların sevdikleri kişilerin fotoğraflarına bakmasının gerçek anlamda acılarının azalmasını sağladığını ortaya çıkardı. Araştırmacılar, kişinin sözgelimi ayrıldığı sevgilisinin fotoğrafına bakmasının beynin acıyla ilgili bölgelerindeki aktiviteyi uyuşturarak, Parasetamol ya da kokain gibi maddelerle aynı derecede etki yarattığını ortaya koydu.

Stanford Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan araştırma sonucunda, duygusal anlam taşıyan bir fotoğrafla acının azalması arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu.

Araştırma kapsamında aşk acısı çeken gönüllü öğrencilerin beyin faaliyetleri sevdikleri kişinin fotoğrafına baktıkları sırada gözlemlendi. Bu arada derilerine çeşitli derecelerde acı verildi.

Nörolog Jarred Younger, acının ortalama yüzde 36-44 oranında azaldığını, huzursuzluğun yüzde 13’e kadar hafiflediğini ortaya koydu.

Bir başka araştırmada ise California Üniversitesi psikologları, 25 kadın ve onların erkek arkadaşlarıyla altı aydan fazla çalıştı. Aşk acısı çeken kişilerin sevdiklerinin fotoğrafına baktıklarında, acılarında azalma olduğunu ortaya koydu.

%d blogcu bunu beğendi: