Günlük arşivler: 27 Kasım 2011

TÜBİTAK harekete geçti.

 

TÜBİTAK mühendisleri, Türkiye’nin henüz sahip olmadığı, ”ufuk ötesini binlerce kilometrelik alanda izleme yeteneğine sahip HF deniz radarı” geliştirmek için düğmeye bastı

Türkiye denizlerde ”ufuk ötesini” yüksek teknolojiyle izleyen yeni teknolojiye geçecek.

Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü için geliştirilen yüksek teknoloji ürünü HF deniz radarı, denizlerde akıntı hızını, dalga yüksekliğini, dalga periyodunu, rüzgar hızı ve yönünü anlık olarak verecek ve turizm, balıkçılık, yatçılık, taşımacılık sektörüne büyük yararlar getirecek.

Kıyı emniyetinde de kullanılacak olan radar, akıntıya kapılmış insanları, tekneleri, hatta insan kaçakçılarını da tespit edecek. HF deniz radarı, tsunami tehlikesini de algılayabilecek.

TÜBİTAK‘ın Gebze yerleşkesinde yapımı süren ”Deniz Meteorolojik Uygulamalarda Yüzey Dalgalı Yüksek Frekans Radarı Geliştirme (HF)” projesine ilişkin bilgiyi, TÜBİTAK BİLGEM Bilişim Teknolojileri Enstitüsü Başuzman araştırmacı ve projenin yürütücüsü Dr. Yıldırım Bahadırlar verdi.

TÜBİTAK‘ın HF deniz radarları üzerine uzun yıllardır çalıştığını anlatan Bahadırlar, çalışmalarının geldiği aşamada, bu radarları gelişmiş ülkelerin kullandığı seviyede elde etmek üzere tamamladıklarını ve sahaya çıkmak üzere olduklarını ifade etti.

HF deniz radarının, 40 yılı aşkın süredir Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa, Çin, Avustralya Japonya, Kanada tarafından deniz durumunun ölçülmesi amacıyla sahada kullanıldığını anlatan Bahadırlar, Türkiye’de halen HF deniz radarıyla ufuk ötesini gözleyebilen bir radarın bulunmadığını belirterek, ”Bizler de gelişmiş ülkelerin seviyesine çıktık. Bunu Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün çalışmaları kapsamında Türkiye’ye kazandırma ve yaygınlaştırma çalışmalarına devam etmekteyiz” dedi.

“RADAR, DENİZ GÖZETİMİNDE VAZGEÇİLMEZ”
Bahadırlar, Türkiye’nin denizlerinde yoğun turizm, balıkçılık, yatçılık, taşımacılık faaliyetleri göz önüne alındığında deniz durumunun geniş alanda doğru ve hızlı olarak belirlenmesinin hem ekonomik hem de seyrüsefer güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

HF deniz radarının, deniz şamandırası gibi ölçme sistemlerinden farklı olarak tek bir noktaya ait ölçüm değil, binlerce kilometre karelik alanların ölçümlerini harita olarak verdiğini aktaran Bahadırlar, HF deniz radarına ilişkin şu bilgileri verdi:

HF deniz radarı, deniz üzerinde ufuk ötesine kadar olan mesafelerde gözetim yapabiliyor. Deniz yüzeyinden geriye saçılan elektromanyetik dalgaları toplayarak deniz üzerindeki akıntıları, dalga yüksekliğini çok büyük alanlarda verebiliyor.

Getirdiği en önemli özellik, ufuk ötesini izleyebilmesi. Örneğin mevcut teknolojilerle deniz seviyesinde ufukta görebileceğiniz uzaklık 30 kilometre kadardır. Ancak HF deniz radarı için böyle bir sınır yok. HF radar dünyanın yuvarlaklığını takip ederek yer dalgası moduyla çok uzaklara bakabilir. Hatta deniz seviyesinde bu uzaklık 200 kilometreyi rahatlıkla bulabiliyor. 120 derecelik yan izleme alanıyla da binlerce kilometrelik alanı tarayabiliyor. Dolayısıyla HF radarların deniz gözetimi açısından vazgeçilmez bir yeri var.”

DENİZ HAVA RAPORLARI ANLIK GELECEK
Bahadırlar, HF deniz radarıyla denizlerde yüzey akıntı hızları, belirgin dalga yüksekliği, belirgin dalga periyodu, rüzgar hızı ve yönünün tespit edilerek Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinden yayımlanacağını belirterek, ”Bu radarın verileriyle denizlerdeki tüm durum anlık olarak balıkçılara, turizmcilere, deniz taşımacılarına, anlık olarak iletilebilecek” dedi.

Radarın ayrıca deniz kirliliğinin tespitini de kolaylaştıracağını dile getiren Bahadırlar, deniz kirliliğinin hangi yöne dağılacağının da hesaplanabileceğini kaydetti.

Denizlerde kaybolan ya da saklanan bir nesnenin nereye sürükleneceğinin de bu şekilde rahatlıkla kestirilebileceğini vurgulayan Bahadırlar, şöyle devam etti:

”Böylece radar, denizlerde arama- kurtarma faaliyetlerinde, kaçak balıkçılığın önlenmesinde ve gemi trafiğinin kontrolünde de kullanılabilecek. Kaybolan bir nesnenin örneğin bir konteynerın ya da denize sürüklenmiş bir kişinin ne tarafa gideceğini bulmak bu radarla mümkün olacak.

Bu radarlar, deniz durumunu gözlediklerinde, akıntıları gözlediklerinde örneğin küçük botlarla yapılan insan kaçakçılıklarını da gözlemleyebiliyor.

Teknelerin nereye sürüklenebileceği gibi daha çok açık denizler için pek çok çözümü getirebileceğiz.”

ÖNCE BATI KARADENİZ’E KURULACAK
Radarın prototipleme çalışmalarının sonuçlanmasıyla HF deniz radarının ilk olarak Batı Karadeniz’de deneme ve kalibrasyon amaçlı kurulacağını bildiren Bahadırlar, daha sonra da Karadeniz, Marmara ve Ege Denizleri ile Akdeniz’de deniz radarlarının yaygınlaştırılması çalışmasına geçileceğini belirtti. Bahadırlar, Karadeniz’e yerleştirilecek 5-6 radarla tüm Karadeniz’in izlenmesinin mümkün olabileceğini ifade etti.

Bahadırlar, HF deniz radarının uydu tespitlerinden daha hassas veriler ortaya koyduğunu da ifade ederek, ”Uyduyla farklı akıntıları 10 dakika mertebesinde tazeleyebiliriz. Bir uydunun bunun bu süratle yapması mümkün değil, o açıdan şu an HF deniz radarı daha hızlı” dedi.

Bahadırlar, HF deniz radarlarıyla tsunaminin tespitinin de mümkün olduğunun diğer ülkelerde tespit edildiğini sözlerine ekledi.

AA

Reklamlar

Bakanlık bu ürünü piyasadan toplatıyor.

Sağlık Bakanlığı, ”kozmetik” olduğu yönünde bildirimi yapılan Orjinmarkalı ürünü, çeşitli rahatsızlıklarıtedavi etme iddiasıyla piyasaya arz edildiği gerekçesiyle toplatma kararı aldı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, PiyasaGözetimi ve Denetimi faaliyetlerinde ”Orjin”markalı ”rahatlatıcı masaj ve bacak bakımı” adlıürünlerin eklem ve kas figürü ile çeşitli endikasyonlarla (ağrı, romatizma, kılcal damarlardaki kan dolaşımının rahatlaması, baş ağrısı ve auralı migrenler, boyun tutulmaları, kireçlenme ve menisküs, kas ağrıları ve bunun gibi rahatsızlıkları tedavi etme iddiasıyla)piyasaya arz edildiğinin saptandığı bildirildi.

Sözkonusu ürünün bildiriminin ”kozmetik” olduğu beyan edilerek yapıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

”Kozmetik ürünler yukarıda sayılan etkileri gösteremezler. Bu etkiler ruhsatlıilaçlardan beklenebilecek etkilerdir ve adı geçen ürün Bakanlığımızcaruhsatlandırılmış olan bir ilaç değildir.

Bu isimli ürünlerin piyasadan toplanması işlemleri Bakanlığımızca başlatılmıştır.

Muhtelif televizyon, radyo kanalları ve internet sitelerinde reklamı yapılmak suretiyle tedavi ettiği veya tedaviye yardımcı olduğu iddia edilerek piyasaya arz edilen ürünlere itibar edilmemesi ve rahatsızlıkları olan kişilerin öncelikle bir hekime başvurmaları halk sağlığının yararına olacaktır.”

AA

İMKB’de çalışanlar paraya parademiyor! Aylık 16 bin TL maaş ve 8 bin 500 TL kira yardımının üstünebirde hiçbir yasal dayanağı olmayanhizmet ikramiyesi alıyorlar.

Sayıştay’ın, Başbakanlık’a gönderdiği raporda, “İMKB’de çalışanlar, hem kıdem tazminatı hem de yasal dayanağı olmayan hizmet ikramiyesialıyor. Bu 1997’den beri uygulanıyor. Hizmetikramiyesi diğer kamu idarelerinde yok” denildi. Raporda çifte kazancın detayları da örneklerle anlatıldı. Sayıştay raporunda şu ifadeler yer aldı: “İş akdi sona eren bir personele 54 bin TL kıdem tazminatının yanı sıra 73 bin TL hizmetikramiyesi ödenmektedir.”

KİRAYA BAK KİRAYA…

Raporda personele verilen kira yardımları da eleştirildi. Kurumdaki tüm personele unvan gruplarına göre kira yardımı yapıldığı belirtilen raporda, şef ve dengi unvandakilere 508 TL, başkan yardımcısı ve dengi unvandakilere 3 bin 387 TL, Başkan’a ise 8 bin 468 TL aylık net kira yardımı ödendiği vurgulandı.

DANIŞMAN MAAŞI 16 BİN LİRA

Sayıştay raporunda, İMKB Başkanı için ihdas edilen danışman kadrolarının da iptali istendi. Raporda, “Kurumda 8 başkan danışmanı kadrosunun 4’ü dolu. İki başkan danışmanı ayda 6 bin, bir diğeri 11 bin 145, bir tanesi de 15 bin 916 TLaylık net ücret alıyor. Kurumun personeli sayılmayan başkan danışmanlarına ait kadrolar iptal edilsin, danışmanlık hizmeti, gereği halinde dışarıdan sağlansın” görüşüne yer verildi.

 

Takvim

‘Bedelli’de peşin paraya indirim geliyor!

Bedelli askerliğin 30 bin liralık ücretine yönelik yakınmalar, “peşin indirimi” formülünü gündeme getirdi.

Güncelleme:27 Kasım 2011 06:38

AK Parti kulislerinde, tasarıda son dakika değişikliği ile bedelin, “Peşin 25 bin, taksitle 30 bin” olması seslendiriliyor.

Bir formül olabilir

Bedelli askerlik düzenlemesinin hazırlık sürecinin yakın tanıklarından olan bir Ak Parti yöneticisi şunları söyledi: “Bedelli konusu partimizin MYK’sında ilk ele alındığında, ücret konusunda ‘peşin 25 bin, taksitle 30 bin lira olsun’ önerisi gündeme gelmişti. Son sözü Sayın Başbakanımız söyleyecektir, ama şu an için küçük bir ihtimal de olsa belki bu formüle dönüş olabilir. Çünkü Sayın Başbakanımız, o toplantılarda bu öneri gündeme geldiğinde itiraz etmemiş, diğer bir çok öneri gibi bunu da dikkatle dinleyip not etmişti.”

5 bin liralık indirim

Hedeflerinin bu uygulamadan mümkün olduğunca daha fazla kişinin yararlanması olduğunu da belirten Ak Parti yöneticisi, “Eğer bu yönde bir değişikliğe gidilirse, sonuçta 5 bin liralık bir peşin indirimi söz konusu olacak. Bu da önemli bir miktar” dedi. Aynı yönetici, yaş konusunda ise herhangi bir değişiklik öngörülmediğini söyledi.

CHP, Burdur esnafı için ‘bedel’ istedi

CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, bedelli askerlik öngören tasarının çıkmasıyla birlikte 21 günlük temel eğitimin kaldırılacak olmasının esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, “Onları rahatlama yönünde önümüzdeki süreçte esnafımızın resmi kurumlara olan borçlarını bir yapılandırma akabinde ilimizi kalkınmada birinci öncelikli iller arasında alma talebimizi bekliyoruz” dedi. CHP Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Maliye Bakanlığının Gider Bütçesi ve Gelir Bütçesi’nin geneli üzerindeki görüşmeleri sırasında konuştu. Özkan, yeni çıkacak bedelli askerlik kanununda 21 günlük temel eğitimin kaldırılacak olmasının Burdur esnafını sokağa döktüğünü belirterek, Maliye Bakanı’na şu öneriyi yaptı: “İl merkezi esnafı ekonomilerini bedelli askerlerine hizmet yönünde olağanüstü yatırım yapmıştır. Şimdi AKP Hükümetinin aldığı kararla kara kara düşünüyorlar. Onları rahatlama yönünde önümüzdeki süreçte esnafımızın resmi kurumlara olan borçlarını bir yapılandırma akabinde ilimizi kalkınmada birinci öncelikli iller arasında alma talebimizi bekliyoruz.”


Evliya Çelebi’nin “Nil Haritası” görüntülendi!

Vatikan Kütüphanesi’nde bulunan ve bugüne kadar hiç görüntülenmeyen, Evliya Çelebi’nin “Nil Haritası” ilk kez görüntülendi.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nden sonra ikinci ünlü eseri kabul edilen ve Vatikan Kütüphanesi’nde olduğu bilinen 6 metre uzunluğundaki “Nil Haritası”, Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Kenan Gürsoy ve yazar Rinaldo Marmara öncülüğünde, Vatikan Kütüphanesi’ne yapılan gezide görüldü.

Uzmanlar, eserin Nil Nehri’nin doğduğu Cebel-i Kamer’in yer aldığı 1 metrelik baş bölümünü gösterdi.

Kütüphane gezisi boyunca geziye katılanların tarihi bir ana tanıklık ettiği vurgulandı.

Geziden sonra, Vatikan Kütüphanesi’nde Türk ve dünya kültür tarihi açısından çok enteresan birtakım şeyler gördüklerini anlatan Büyükelçi Prof. Dr. Gürsoy, “Bunun için çok heyecan duymalıyız bence. Bunların başında da Nil Haritası geliyor. Evliya Çelebi’nin çalıştığı, yorumlar yaptığı, şerhler yazdığı bu Nil Haritası 6 metre boyunda. Galiba biz onu ilk görenlerdeniz” dedi.

Gürsoy, “Kendimize ait olan mirası korumamız gerekir” diyerek, bu eserin Vatikan Kütüphanesi’nde bulunmasının heveslerini kırmaması ve kendi ellerindekilerini iyi saklayabilmeleri gerektiğinden söz etti.

Vatikan Kütüphanesi’nde bulunan Nil Haritası’nın restore edilmeye ihtiyacı olabileceğini kaydeden Büyükelçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Belki Türkiye’deki hayırsever pek çok sponsor, kültüre katkıda bulunabilecek pek çok sponsor, bu eşi benzeri görülmemiş, tarihi kıymeti fevkalade yüksek olan bu haritayı, üstelik de UNESCO tarafından Evliya Çelebi yılı olan bu senede, sponsorluk yaparak bize kazandırabilir. Restorasyonunu yaptırtabilir. Kolay olmayacaktır. Bakalım bir deneyelim. Pek çok hayırsever zenginimiz bu işe katkıda bulunabilir. Bu ayrıca, Türkiye ile Vatikan ilişkileri bakımından, Vatikan Kütüphanesi’nde yapılacak işler bakımından da yardımcı olur.”

1672-1673 yıllarında Nil yolculuğuna çıkan ve kuzeyden güneydeki Sudan’a kadar indiği söylenen Çelebi’nin, “Nil Haritası”nda bu gezisini anlattığı aktarılır.

Vatikan Kütüphanesi’ne yapılan bu önemli gezide, “Nil Haritası”nın yanı sıra 15. yüzyıldan kalma Dede Korkut’a ait bir kitabe gösterilen Türk konuklara Yeni Kütüphane kısmı hakkında da bilgi verildi. Prof. Dr. Gürsoy, kütüphanede gördükleri Dede Korkut kitabesinin de bilinen en eski iki nüshasından biri olduğunu söyledi. Bir diğerinin de Almanya’nın Dresden kentinde bulunduğunu bildiren Büyükelçi, Dede Korkut üzerine araştırmaların çoğunun ya Dresden ya da Vatikan’ın temel alınarak yapıldığını, ancak bu konuda ağırlığın Dresden’den yana olduğunu sözlerine ekledi.

Geziye Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Prof. Dr. Kenan Gürsoy’un yanı sıra “İki Dünyanın Buluşma Noktası: İstanbul” adlı kitabın yazarı ve Vatikan Kütüphanesi’nde araştırmalar yapan Rinaldo Marmara, Tevere Enstitüsü Başkanı Mustafa Cenap Aydın ile bazı Türk gazeteciler katıldı.


Beklenen gün çok yakında!

Microsoft: Beklenen gün çok yakında!

Microsoft, efsane yazılımının uzun zamandır merakla beklenen yeni sürümünün betası için gün sayıyor!

Office’in yeni sürümüne sadece sayılı günler kaldı.

Yazılım devi Microsoft’u alanında devleştiren iki yazılımı vardır: Biri Windows işletimsistemi, diğeri ise Word, Excel ve PowerPoint gibi kullanımı bir hayli yaygın olan Office uygulamaları…

Microsoft’la ilgili genel olarak son zamanlarda Windows 8 üzerine haberler yapıyoruz. Ancak yazılım devi diğer yandan da Office 15 üzerinde çalışmalarına son sürat devam ediyor. Winrumors.com’un konuyla ilgili yayınladığı son rapora göre Microsoft, Office 15’in ilk beta sürümünü

CHIP Online


Genç mucide 500 bin TL!

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tersine beyin göçü için önemli bir çalışmaya imza atıyor.

Teknoparklar kapsamında şu an 500 projenin devam ettiğini belirten ve TÜBİTAK’ın bu projeleri incelediğini söyleyen Bakan Nihat Ergün, “Belli bir prototip ürün elde eden şirketler 2’nci faza geçecek. Biz bu şirketlere 500 bin TL teşvik vereceğiz” dedi. Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Los Angeles’a giden Bakan Ergün, mucitlerin üretecekleri 3’üncü fazda ise risk sermayesi şirketinin bu firmalara ortak olacağını belirterek, “4’üncü fazda ise bu şirketleri dev firmalar satın alacak. Dünyada bu tarz girişimciler şirketlerini milyon dolarlara satıyor” dedi.

70 MİLYON TL KAYNAK

Bugüne kadar genç mucitlere 70 milyon lira kaynak aktardıklarını belirten Ergün, “Bu projeler teknolojiye ve kana dönüşüyor” diye konuştu. Kaliforniya Teknik Üniversitesi ve Kaliforniya Üniversitesi’ni ziyaret ettiğini aktaran Ergün, Kaliforniya Üniversitesi’nde cep telefonu ile mikrobiyolojik tetkikler yapabilecek projeyi Türk akademisyen Prof. Dr. Aydoğan Özcan’ın yönettiğini söyledi. Amerika üniversitelerinin yetenek avcılığı yaptıklarını aktaran Ergün, hoca ve doktora öğrencilerinin şirket kurabildiklerini, bulunan fon ile de fikrin geliştirildiğini aktardı.


Facebook çok abarttı artık.

Facebook’da aşırı paylaşım sorunu büyüyor!

Facebook’a net bir uyarı: “Bu işi daha da abartırsanız, “küçük Facebook” Google+ sizi ezebilir!”

Facebook’un paylaşımda biraz aşırıya kaçması, kullanıcıları üzüyor ve sosyal dev dikkat etmediği takdirde “küçük bir Facebook” olarak adlandırdığı Google+’a kazanç sağlayabilir.

Eylül ayında tanıtılan “kusursuz” veya “sürtünmesiz” paylaşım adı verilen işlev, arkadaşınızın okuduğu bir yazıyı okumanızı sağlıyor. Ancak dikkat etmediğiniz takdirde, başkalarının ne yaptığınızı görmesine istemeden izin verebilirsiniz.

Örnek vermek gerekirse, arkadaşınızın Social Reader yoluyla bir makale okuduğunu düşünün. Siz de bu makalenin ilginç olduğunu düşündünüz ve okumak istediniz. Eğer okursanız, her okuduğunuz yazı Facebook’da paylaşılacak ve tüm arkadaşlarınız, ne yaptığınızı görecektir.

Cnet’ten Molly Wood, Facebook’un paylaşımı berbat ettiğini, bu uygulamaların ve okuduğunuz, seyrettiğiniz, dinlediğiniz, satın aldığınız içeriklerin arkadaşlarla otomatik paylaşılmasının Open Graph ana planının bir parçası olduğunu söylüyor. Open Graph ise Facebook’da yaptığınız her şeyi izleyip ölçmeyi planlıyor.

Tabi ki bunlardan kurtulmanın yolu var. Hiçbir uygulamayı kabul etmek zorunda değilsiniz ve uygulamayı reddetseniz dahi Facebook, sizi bağlantının götürdüğü yere yönlendirecektir.

CHIP Online

%d blogcu bunu beğendi: